Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Kasım '06

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Ben küçükken...

Ben küçükken tüm dünyanın oyun oynadığım sokak olduğunu sanırdım. Bir de babamın işe gittiği yer vardı. Orası parktan da uzaktı. Çocuklara yasaktı. Sonra bir de gökyüzünde beyaz çizgiler olurdu.

Kızardım insanlara maviliğin göğünü yırtıyorlar yıldızlar düşecek tepemize diye. İnsanların doğayı sevdiklerini de sanırdım. Annem gibi ellerinin değdiği yere çiçek ektiklerini, babam gibi ağaç diktiklerini. Sokakta yaşayan "herkesin hayvanları" için su kapları, kuşlara ekmek kırıntılarını bıraktıklarını sanırdım. Yan kapı, yan bina hatta yan mahalle komşuydu. Çocuğu kardeş, büyüğü amca teyze çat kapı gidilirdi. Misafir demek üç günlük yol demekti geleniyle, gideniyle, bereketiyle.

Bayramlar bol şeker bol çatapat, parkta akşama kadar oyun demekti. Herkes hep şükrederdi ki, tanrı hep bizimleydi; şikayet etmezdi ki aç çocuklar vardı bir yerlerde; çok çalışırdı ki "Türk, Öğün, Çalış, Güven" di. Mavi gözlü cesur bir adam vardı, bildiğim herkesin atasıydı. Hep bizi düşünmüştü, bizi yaşamıştı, bizim için ölmüştü. O' nun sayesinde bir tek bizim bayramımız vardı ve onu herkesle paylaşırdık. Senede en az bir kere kabrini ziyarete giderdik. Bir dakikalık saygı duruşunda üç ihlas bir fatiha okunurdu sessizce fedakarlığına teşekkür etmek için. Sonradan öğrendim herkes bizim gibi yapmazmış, üzüldüm. Bugün yedisi, yasin okumalı, onlar yapmasa bile benim hala Ata' m.

O zamanlar söz doğruydu, gün gündüzdü dağılıp çalışma zamanı; gece karanlıktı uyku zamanı. Sadece masallar masaldı. Gerçi şimdi hayat hala masal. Kötü kurt kapımızın önünde, herkes " güvenlikli" kulelere kapalı, çocukları yiyen cadı az ötemizde ve hala kurbağaları öpüyoruz. Belki de hepimiz bu rüyadan uyandıracak öpücüğü bekliyoruz...

 
Toplam blog
: 10
: 635
Kayıt tarihi
: 14.11.06
 
 

Dünyada çeyrek asırdan azıcık fazla bir geçmişim var. Nerelisin derseniz, annemin babası, babamın at..