Ben sana sorarım 18. Bölüm / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '11

 
Kategori
Öykü
 

Ben sana sorarım 18. Bölüm

Ben sana sorarım 18. Bölüm
 

Dudakları inkar etse de bu aşkı....Kalp saklamayı bilse de sevgiyi.... Gözler yalan söyleyemezdi ki.


Bir ay sonra 

M: Çiçekler size Esma Hanım. 

E: Yine mi? 

M: Haddim değil ama Selim Bey sizi çok seviyor. Bir de not var üzerinde. 

Esma notu aldı. 

E: Çiçekleri suya koyun Musa Abi. 

……………….. 

Esma elinde not ile çıktı odasına.Yaklaşık bir aydır her gün aynı saatte gelen kırmızı gonca güller. Ve özür dolu pusulalar. Af dileyen, yalvaran. Beş dakika da olsa görüşmek isteyen mesajlar. Esma o notu da koklayarak diğerlerinin yanına koydu. 

………………….. 

Cep telefonuna beş dakikada bir gelen mesajlar. Öyle büyüktü ki Esma’nın kırgınlığı. Yumuşamıyordu yaralı kalbi. 

…………………… 

B: Ben çıkıyorum Demir ile buluşacağız. 

E: Soramadım sana kendi derdimden. Sahi Demir Prenses olmadığını öğrenince ne yaptı. 

B: Sevindi. Hadi evlenelim diye tutturdu. 

Ç: Necati de evlenelim diyor artık. Kendi nikahımı ne zaman göreceğim, bıktım başkalarını evlendirmekten deyip duruyor. 

E: Ne bekliyorsunuz? 

Ç: Seni Esma. 

E: Beni mi? 

B: Evet. Hep birlikte evlenmek istiyoruz biz. 

E: Ben o defteri kapadım kızlar. Beni beklerseniz nine olursunuz haberiniz olsun. 

B: Sen kapamış olabilirsin ama Selim öyle düşünmüyor olsa gerek. 

Ç: Salon çiçek bahçesi gibi. 

B: Her gün gelen özür notları. Daha ne kadar dayanabileceksin Esma? 

E: Kapandı o defter. Selim bitti benim için. 

Ç: Küçük kardeşim dilin başka söylüyor, gözlerin başka. 

E: Görürsünüz. 

………………….. 

Binnur’un arkasından Çiçek de çıktı. Esma arkalarından bakakaldı boynu bükük bir şekilde. İkisi de sevgilileri ile buluşacaktı. Nasıl da mutlulardı. Çekmeceden Selim’in gönderdiği notları çıkardı. Hepsini okudu teker teker.Yerine koydu sonra. 

Kalktı hazırlandı. Biraz yürüyüş iyi gelecekti ona. Bir aydır neredeyse evden dışarıya adım atmamıştı. 

…………………….. 

Arkasındaki ayak sesleri gittikçe yaklaşıyordu kıza. Esma korku içinde adımlarını hızlandırdı. Arkasındaki adam da hızlanıyordu o hızlandıkça. Adam çok yaklaşmıştı. Nefesini hissediyordu neredeyse Esma. Aniden döndü Esma. 

E: Selim. 

Esma’nın dönmesi ile Selim geri bir iki adım atmak zorunda kaldı. 

E: Korkuttun beni. 

S: Korkutmak istememiştim. 

E: Neden takip ediyorsun beni. 

S: Seninle konuşmak istiyorum. 

E: Çok acelem var. 

S: Lütfen Esma. 

E: Gerçekten acelem var. 

Esma arkasını döndü ve hızlı adımlarla uzaklaştı. 

…………………….. 

BEŞ GÜN SONRA: 

Esma biletlerini almış oturmuştu yerine sinema da. 

Işıklar kararmış. Film henüz başlamıştı ki. Yanına birinin oturduğunu fark etti Esma. Dikkat etmedi filme dalmıştı. Aşk filmiydi. Esma filmi seyrediyor. Selim ise Esma’yı seyrediyordu. Beyaz perdede beş dakika ara yazdığı anda duvardaki apliklerin yanması bir oldu. Esma elindeki mendili ile sildi gözlerini. 

S: Sevenlerin ayrılması çok üzücü değil mi? 

E: Selim.Sen ne zamandır yanımda oturuyorsun. 

S: Film başladığından beri. Öyle dalmıştın ki filme fark etmedin bile. 

E: Bennn. 

Esma ayağa kalktı. 

S: Esma gitme. Sen ki… filmde ayrılan sevgililer için göz yaşı döken sen. Böyle bir kalp. Nasıl oluyor da sevgilisini dinlemiyor. 

E: Sen sevgilim değilsin benim. 

S: Ama sen karımsın benim. 

E: Biz boşandık Selim. Unuttun mu? 

S: Unutmadım. Çok acı çekiyorum Esma. Sensizlik çok zor. Kırgınlığın ne zaman son bulacak. 

Işıklar söndü. Film başladı. 

E: Hiçbir zaman. Her gün yolladığın çiçeklerle kalbimi yumuşatacağını sanıyorsan yanılıyorsun. Hem ben seni sevmiyorum. Benim başka bir sevdiğim var. 

S: Bu gerçek değil. Seni iyi tanıyorum artık. Az önce filme değil bize ağlıyordun. 

E: Bu doğru değil. Seni sevmiyorum artık. 

Arka koltukta oturanlar: “Şiişşt… Film seyrediyoruz.Çenenizi kapatın artık.” 

Esma kalktı ve ilerledi karanlıkta. Selim de peşinden. 

Arka koltukta oturanlar: “Madem film seyretmeyeceksiniz. Ne diye gelirsiniz sinemaya?” 

………………. 

S: Esma bekle. 

Esma döndü. 

S: Tamam çok kırdım. Çok üzdüm seni. Ben bir eşeğim. Çünkü beni çok seven bir kadını göremedim. Ama senin hiç mi suçun yok? Kandırdın beni. Aylarca aynı evde yaşamamıza rağmen. 

E: Sebeplerim vardı. 

S: Biliyorum. İşte bu yüzden sana kızamıyorum. Seni çok seviyorum Esma. 

E: Ben seni sevmiyorum. Bir daha çıkma karşıma. 

S: Ama giderken bıraktığın o mektup da beni çok sevdiğini yazmıştın. 

Esma gözlerini kaçırdı eski kocasından. 

S: Ve ömür boyu seveceğini... 

E: Öyle mi yazmışım. Hiç hatırlamıyorum bile ne yazdığımı. O ruh haliyle yazmışımdır belki ama şimdi eminim. Ben meğerse seni hiç sevmemişim. 

Selim boynunu büktü. 

S: Gözlerime bak Esma. Gözlerime bakarak beni sevmediğini söyleyebilir misin? 

Esma kendisi ile mücadele etti bir süre. Başını kaldırdı ve baktı gözlerine. 

E: Seni sevmiyorum Selim Arhan. 

Döndü arkasını ve hızlı adımlarla uzaklaştı oradan. 

Selim istediği cevabı onun gözlerinden almıştı. Dudakları inkar etse de bu aşkı.... Kalp saklamayı bilse de sevgiyi.... Gözler yalan söyleyemezdi ki... 

"Çok üzdüm, çok kırdım meleğim seni. Kalbinin güzelliğini görmek için çok mu geç kaldım? Senden vazgeçemem aşkım. Seni yeniden kazanmak için söz veriyorum sana elimden geleni yapacağım. Seni o kadar çok seviyorum ki... Biliyorum yüreğin yaralı olduğu için bu karşı duruşların. Ve kızamıyorum sana bu yüzden. Bana dönene kadar, benim olana kadar rahat yok bana bu dünyada gül yüzlüm. " diye mırıldandı Selim kızın ardından. 

..................................... 

 

"RESİM : ALINTI" 

 
Toplam blog
: 755
: 776
Kayıt tarihi
: 13.06.07
 
 

Ankara'da doğdum. İlk, orta, lise ve üniversite eğitimimi Ankara'da tamamladım. AÜİF iş idaresi b..