- Kategori
- Felsefe
Ben sen ve biz

Ne kadar da güzelsin. Ya da benim için öylesin… Ne kadar da narinsin…
Belki yanımdasın ya da uzaktasın… Belki de kalbimdesin ya da değilsin… Ya da artık kalbimde değilsin!
Bu sözleri kendi kendine terennüm etmekte isen bir “monolog” hali ile karşı karşıyasın! Bari ben sana biraz konuşayım da “diyalog” olsun…
“Sen”
Kişinin yaşamında “Ben” varsa, “Sen” de olmalıdır… Yoksa hayat yukarıdaki gibi bir “monolog” olurdu…
“Monolog” denen durum çok kötüdür! Çünkü “monolog” varsa yalnızsın… Kendi kendine anlatıp durmaktasın! Kendinle konuşup durmak çok sıkıcı bir durumdur ve hatta bazı hallerde psikolojik bir sorundur da…
Bir ad olmalı…
Yok mu?
Emin misin?
Vardır yahu yapma!
Adı ne (sana göre) “Sen”in...
(Zira “Sen”i sen diyeceksin, çünkü bana/bize göre “O” olur.)
Ve de “Sen”in diyeceğin “Sen” önemlidir, gerisi ise teferruattır…
“Biz”
“Ben” olunca bir de “Sen” olmalı. Olmalı ki ortaya “Biz” de çıksın…
İki kişi bir arada olunca ise o zaman işin içinde “Sevgi” de vardır…
Kavramlar çoğaldı… “Ben” “Sen” “Biz” ve şimdi de “Sevgi”…
(Sevgi insansal kavramlar arasında en göreceli ve en çok çeşitlilik arz eden kavramdır. Bu yazıda sevgiden kast edilen; sadece âşık olunan kişiye olan sevgidir ve sevginin bu hali, sana göre “Sen” dediğin tek bir kişiye ait olmalıdır.)
Sevgi”
Sırasıyla söyleyince; “Ben” artı “Sen” eşittir “Biz”…
“Biz” olunca ise ortaya çıkan sevgi…
Ya da aşk sevgisinden sonra ortaya çıkan “Biz”…
Şu soruyu sorabilirsin: “Ben” yalnızsa ve de “Sen” diye biri yoksa ne olacak?
Arayacaksın arkadaş! Ara! Bulmaya çalış, çünkü bu bir hayat düzenidir…
Hani şu deyişte olduğu gibi “Tek el şaklamaz”… Dene istersen tek elinle havaya vur!
Demek ki; “Sen”i bulmaya çalışmanın zamanı gelmiş…
Hatta “Zaman artık geçmiş olmasın?” diyenler de vardır ki bu yanlıştır.
Çünkü aramanın yaşı yoktur..
Her zaman ara, bulmaya çalış.
Bulacaksın… Herkes nasıl bulduysa…
Hey “Sen” neredesin?
Aman azizim böyle de olur mu hiç! Böyle “Sen” aranmaz…
Peki, nasıl arayacağız?
Peki, nasıl arayacağız?
Bazıları şöyle başlar: “Tecrübe ile sabittir ki…” Aman! Söze böyle başlayanı hemen susturun! Susturun ve sakın oralarda kalmayın uzaklaşın!
Çünkü bunu diyen o çok bilenlerdendir!
Sakın ha bu çok bilenlerden feyz almaya kalkmayın! Feyz verecek halde olsalar evvelâ kendileri feyz alacak!
Bunun yöntemi de yoktur. Kim yine şöyle başlayarak konuşursa: ”Abi ben bunun kitabını yazdım”…
Demin “Kaç” dedik! Bu kez arkana bakmadan kaç diyoruz!
Çok bilen ama aslında hiçbir halt bilmeyen ve de hayatında kitap falan okumamıştır ki bir de kitap yazsın bu tipler…
Kolay mı kitap yazmak? Hele bu kitap, hayatın içinden bir konu hakkındaysa… Sadece “Sen” ile ilgiliyse bu iş başkalarının yapabileceği bir şey değildir…
Hatta sen de kendi kitabını yazmaya başlama…
Bu işin kitabı yok çünkü…
Kitap yaşamda gizli…
Yaşayarak öğrenirsin… Yaşa ve gör… Ara ve bul…
Ya da arama o gelecektir sana…
Bir an ve bir yerde karşına çıkacaktır ve şöyle diyeceksin ona: “Sen”…
İşte o anda bir tek kelime yeter de artar…
Bir tek kelime her şeyi ifade edebilir… “Ben” ve “Sen” eşittir = “Biz”…
Biz çoğul bir kavramdır…
Çoğulda katılımcılık vardır...
Teklikten kopuş, çokluğa gidiş vardır…
Çokluk iyidir… “Biz” çokluktur…
“Biz”de; sevgi, saygı ve tabi birliktelik de vardır. Birliktelik ise iyidir çünkü Dünya devinimini birliktelikten sağlar, yoksa yaşam biter...
“Yine kafa mı karıştırmak amacın senin?” diye sorabilirsin hatta “Monolog başladın, beni de kattın diyalog dedin. Kelimeleri tekrarladın durdun. Ben, sen, biz, sevgi dedin! Maksadın nereye varmak?” ya da “Biz, siz, onlar nerede?” diye de sorabilirsin…
Bak dostum; çekirdekten başladım, çoğula vardım. “Biz, siz, onlar nerede?”soruna ise biz, siz ve onlar da lazım tabi ki ama evvelâ “Sen ve “O” hele bir “Siz” olun…
Bu gerçekleştiyse çoğullaştık… Ve başka kavramlar da çıkmaya başladı…
Hadi bana müsaade. İster söylediklerime tekerleme yaptın de... İster “Sen” biriyle “Biz” ol. Bu sana kalmış… Ve başka kimseyi de karıştırma!
“Ben”i sorarsan, ben de “Sen” diyebileceğim biri ile bu arada “Biz” olabilirim…
Dedik ya; bu yaşamın kuralı… Yoksa doğanın devinimi sona erer...
Bojidar Çipof
2 Temmuz 2009 Yeşilköy