- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ben sizden farklı değilim

Belki biraz kışız, belki yaz. Belki biraz geceyiz belki gündüz. Belki biraz siyah belki beyaz.
Belki de sadece griyiz.
Kadınları düşününce bir kadın olmama rağmen böyle düşünmekten alamıyorum kendimi. Herşeyden bir parça olmak istiyoruz. Ama belki de hiç bir şey olamıyoruz. Belki de hepsinden bir parça oluyoruz.
Belki de en çok olmamız gereken kadın olma durumundan uzaklaşıp sadece sistemin istediği sıradan -gerçek anlamda sıradanlıktan bahsediyorum- insanlar, kadınlar oluyoruz.
Kadınlar hakkında yazmak istemiyorum, ama yazmak zorunda hissediyorum. Etrafıma bakıyorum. Gördüklerim hoşuma gitmiyor. Sadece kadın olma gerceği içinde yaşamdan kopan insanlar görüyorum. Gezmeyi evinin etrafından 400 mt ile sınırlayan, bakımı sadece banyo yapmakta gören, kültürü sadece TV olarak yorumlayan, eşitliği kocasına bulaşık yıkattırmada gören, yarının geleceklerini elinde tutan, edepli olma ile vicdanı birbirine karıştıran, sınırlarını asla bilmeden kendine sınır koyan, gülmeyi asla bilmeden gülmeye çalışan, ya da dişiliği sadece çok boyanmakta gören.
Biz bu duruma nasıl düştük. Halbuki biz başımıza örtünmek için bağladığımız yaşmağımızı kafamızın üstüne atıp kurtuluş savaşı yıllarında mermi taşımışız. Yokluk yıllarında varlık olmaya çalışmışız. Kimbilir ne aşklar yaşamışız. Yapılan her devrimde, inkilapta kendimizi bulmayı çalışmışız. Önümüze konulan içki bardaklarını, yada sair yenilikleri günah diye kenara koymaktansa denemeyi düşünmüşüz.
Hızla giden bir arabanın birden bire fren yapması kafaların cama vurması gibi. Eğer araba o hızla gitseydi yarınlarım çocuklarımızın yarınları için endişelenir miydim. Şimdi bu soruyu soruyorum.
Biz nerede yanlış yaptık. Neyi oğullarımıza, kızlarımıza yanlış öğrettik.Neyin emniyet k emeri olduk. Yada olamadık. Ben bu soruyu şöyle cevaplamak istiyorum, Türkiye'nin yarısını gezmiş binlerce kadın tanıyan biri olarak bizlere kadın ol dediler ama sadece KADIN OL dediler daha ötesi değil dediler. Sonra önümüze bir sürü töre, günah, ananeler. İnsan olma gerçeğinden uzaklaştık. Halbuki KADIN OL demeleri ile kadın olma gerçeğini yaşamak arasında fark vardı. Hiç kimse deneyerek öğrenme şansını kadınlara vermedi. Statü sahibi olan kadınların bunu deneme şansları oldu belki biraz daha. Çalıştıklarından, kendilerini denemeye izin vermelerinden dolayı farkındalıklarını farkettiler. Akşam evlerinde kitap okudular. Çoçuklarına da belki. Kocaları ile eşitlik kavgası yapmadan yemek yaptılar, kendilerini ortaya koydular ama sistemin diğer insanlara neler yaptıkları gerçeğinin önüne geçmeden. Ya hiç kendi olma fırsatını eline geçirmemiş olanlar ne olacak ve o kadar çoklarki. Kadınlardan bahsetderken hiç kendimi dışlamadım, biz diye anlattım. Çünkü kendi sınırlarımı, kendi benliğimi nasıl öğrendiysem diğer kadınlarda öyle öğrensin diyorum. Yolu almış gidenler için değilde hala yerinde bekleyenler için söylüyorum.
Daha çok dişi değil, daha çok kadın da değil, sadece bencil olmadan ben olmasını öğrenmeliyiz önce. Önce insan olma gerçeğini istemeliyiz. Kadın olma benliğinden uzaklaşmadan niye bunuda yapmıyoruz demeliyiz. En tepelere çıkan biz olmalıyız. Zirvelerden aşağılara inerken tekrar yukarılara çıkaçağımızı bilmeliyiz.
Güçlü olmalıyız. Kadınlara bakınca korkuyorum. Çünkü onlarda kendi gerçeklerinden korkuyor. Gezmeye çıkıyorlar vitrine bakamıyorlar. Body giyiyorsun diye kocası kızınca kocam beni kıskanıyor diyorlar. Bunlardan korkuyorum. Yarının gelecekleri kadınların ellerindeyken, geleceğimizi doğururken, onlar sevgimizle sarıp sarmalarken, hayata karşı acizliğimizi onlara yönlendiriyoruz mu acaba?