- Kategori
- Sinema
Benim Dünyam

Bu yılın Oscar'ı Benim Dünyam'a gider
“Bundan sonra seni Oscar’dan sorumlu başbakan yardımcısı yaptık. Her sene hangi filme ödül verileceği kararı sana bağlı,” deseler, bu yılın en iyi film ödülünü Benim Dünyam’a verirdim. En iyi kadın oyuncu Beren Saat, en iyi erkek oyuncu Uğur Yücel, en iyi yardımcı oyuncu da Melis Mutluç olurdu. (Beren Saat’in küçüklüğünü oynayan çocuk.)
“İyi de bu sene başka güzel filmler de vizyona girebilir. Nasıl peşinen karar verebiliyorsun?” sorusu da gelebilir aklınıza. Sorun sorun… Bizde soru sorana fırça yok; arkanda hangi güçler var diye çemkirmek hiç yok…
Fıkrayı bilirsiniz. Şarap deneyen adamın önüne iki kadeh koyarlar, hangisinin daha iyi olduğunu sorarlar. Adam ilk kadehten bir yudum alır, “Öbürü daha iyi,” der. İtiraz ederler. “Ötekini tatmadın ki daha…” Adam, ne diyorsam odur havalarında asabi ve aksi herifin tekidir. “İçtiğim o kadar kötüydü ki, bundan daha kötüsü olamaz,” diye karşılık verir.
Benimki de şarapçının hesabının tersi. Benim Dünyam o kadar iyiydi ki, daha iyisi olmaz gibime geliyor. En azından bu sene…
Ela doğuştan âmâ ve sağır bir kız çocuğudur. Sekiz yaşına gelinceye dek onun yüzünden evdeki bardak tabak takımı en az yirmi defa değişmiş, hatta Paşabahçe CEO’ları bu satış potansiyelini görerek evin bitişiğindeki sokağa mağaza açmıştır.
Kızcağız evde birkaç kez yangın çıkmasına sebep olmuş, küçük kardeşini defalarca beşiğinden düşürmüştür.
Daha büyük felaketleri önlemek isteyen babası, son çare olarak kızı akıl hastanesine kapatmaya karar verir.
Ancak anne engel olur. Ana yüreği işte. O ünlü atasözü sanki bu film için üretilmiş: Ana gibi yâr, baba gibi hıyar olmaz…
Son çare olarak âmâ ve sağır hocasından yardım istemeye karar verirler. Hoca dünya tatlısı bir adamdır, ama önemli bir kusuru vardır: Rakıyı susuz, viskiyi şarapla karıştırarak içmekte; sabah kahvaltıyı çay-kahve yerine votka ile yapmakta, yatana dek içkileri art arda yuvarlamaktadır. Rüyasında bile kendini içki varilleri içinde görmesi de caba.
Birden mucize olur. Kızcağıza hayata kazandırmak isteyen adam birden içkiyi bırakır.
Ve o adam; sağır, dilsiz ve âmâ kızı eğitmek için bütün tecrübelerini ve hünerlerini ortaya koyar; kızcağızı kâh döverek (elinin hayli ağır olduğu anlaşılıyor) kâh severek hayata kazandırır.
Ancak adamın da kendi sorunları vardır. Adam… (Ne yapıyorum ben yahu? Az kalsın onu da anlattıracaktınız. Gidin filmi izleyin canım…)
Uğur Yücel gerçekten çok büyük bir sanatçı, rolünün hakkını veriyor.
Beren Saat’in bulunduğu yere tesadüfen gelmediğini anlamak için bu filmi izlemek yeterli. Müthiş bir yetenek…
Türk sinemasının geleceği garanti altında. Melis Mutluç 8-10 yaşlarında bir kız. Âmâ ve sağır rolünün hakkını nasıl da veriyor, parmak ısırırsınız…
Hülasa… Geçen yılın Oscar’ını Kelebeğin Rüyası’na vermiştim; bu yılki tereddütsüz Benim Dünyam’a gidiyor…
Bu blog Sinema sitesinde de yayınlanmaktadır