Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '22

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
23
 

Berberin Dansı

Doksanlı yılların başında genç bir gazeteci iken Adana Akıl Hastanesinde bir kadın firar etmiş ve hastane yakınındaki su kanalına düşerek boğulmuştu. Olayı araştırmak üzere fotoğraf makinemi alarak oraya gitmiştim.  Şehrin dışında kurulmuş olan hastaneye girişte ve sonrasında uzun, karanlık koridorlarında gezinirken hiçbir engelle karşılaşmamıştım. İçim ürpermişti, herhangi bir görevli yoktu. İnsan çığlıkları, anlamsız haykırışlar, ağıtlar, feryatlar, küfürler duydukça korkmaya başlamıştım. Sonra zemin kata inmiştim, orada demir parmaklıklarla kapatılmış hücrelerde zincirlere vurulmuş kadın hastalar görmüştüm. Saçları, başları dağınık, kirli, perişan haldeydiler. Birkaç kare fotoğraf çektikten sonra bir yetkiliyle görüşmek üzere görevli birilerini aramıştım. Uzun aramalar sonucunda nihayet hastane müdürüyle görüşebilmiştim. Müdür bilgi veremeyeceğini ifade ederek beni nazikçe uğurlamıştı.

            Yazar Sırrı Ayhan’ın “Berberin Dansı” isimli romanını okuyunca yine o günlere gittim. Roman, tüm çıplaklığıyla orada olup bitenleri çarpıcı, insan ruhunu sarsıcı bir kurgu ve yalın bir dille anlatıyor. Ayhan, roman kahramanı Can’ın gözüyle bir akıl hastanesinde yaşanabilecek sıra dışı tüm ayrıntılara ayna tutuyor. Metinde, akıl hastalarının maruz kaldığı insanlık dışı muamelelerden, insan zihninin şiddeti ve sevgiyi sorgulayan yanına, vicdan ve vicdansızlık gibi insani değerlerden bu değerlerin yok edilişine kadar tüm ayrıntıları ince bir üslupla aktarılıyor.

            Berberin Dansı, çarpıcı konusu ve bir sistem çarkında öğütülen insani değerleri anlatması açısından çok dikkat çekicidir. Vicdanın insanı terk edişini, değerlerin yavaştan silinişini, zulmün kimi zaman kutsanmasını sarsıcı bir şekilde veriyor.

            Roman kahramanı Can, eski bir partizandır, gerçek adı Bedran’dır. Askeri darbe döneminde tutuklanmış, türlü işkencelerden geçmiş, nice acılar yaşamıştır. Bu nedenle dışarı çıkınca kendine yeni bir hayat kurmak, bir iş sahibi olmak, evlenip çoluk çocuğa karışmak niyetindedir. Trafik kazasında yüzü parçalanarak ölen birinin kimliğiyle yaşamaktadır. Kendi kimliği de ölen kişinin cebine konulduğundan devlet ve ailesi onun öldüğünü sanmaktadır. Eski siyasi kişilikli Bedran gitmiş yerine Can gelmiştir. Gerçek hayatta berberlik mesleğini yapan kahramanımız, Adana Akıl Hastanesinin berberlik kadrosuna başvurmuş ve yeni kimliğiyle işe alınmıştır. Artık o kadrolu devlet memurudur. Can kimliğine alışmaya çalışan Bedran, bir yandan da verem hastalığıyla mücadele etmektedir. Bedran, önceki yaşamında inandığı, uğruna işkenceler gördüğü, savaştığı birçok değeri yavaş yavaş kaybetmektedir. Hastanede belli bir çark dönmekte, bu çarkın dişlilerine karşı gelenler öğütülmektedir. O da bu çarka ayak uydurmaya çalışır. Diğer görevliler gibi hastaları dövmeye, onlara eziyet etmeye, küfretmeye başlamıştır. Bir yandan da sürekli korkuyla yaşamaktadır önceki yaşamından dolayı. Geçmişi bir türlü yakasını bırakmaz, eski dava arkadaşları izini bulmuş, onunla irtibata geçmiştir. Geçmişiyle şimdiki hayatı arasında gelgitler yaşayan Bedran, sıkıntılı günler geçirir. Kişiliğinin her geçen gün örselendiğini, korkak, silik, ezik biri olup çıktığını fark edecektir. Bu yaşamdan kurtulmanın tek çıkar yolu yurt dışına kaçmaktır. O da öyle yapar, yeni evlendiği genç karısını karnındaki bebesiyle bırakıp yurtdışına kaçar.

            Berberin Dansı bir kişilik arayışı olduğu kadar, bir sistem eleştirisidir de.

            Akıl hastanesinde dönen acımasız çarkın, hastalara uygulanan zulmün, adam kayırmacılığın, rüşvetin, sinsi düzenin çırılçıplak fotoğrafıdır. Romanda yazar, dolambaçlı ve süslü anlatımdan uzak duruyor, kısa, akıcı, duru cümleleriyle metni güçlendiriyor. Metinde anlatılanlar okurun zihnini uzun süre meşgul edecek cinsten. Bazen “bu kadarı da fazla, bunlar yaşanmış olamaz,” diyebilirsiniz. Ayhan, kıvrak bir anlatımla bu zorlu konunun altından başarıyla çıkıyor. Kahramanların ruh sağlıklarını da tahlil edebilme becerisine sahip yazar, bunu yaparken ince detaylarla süslüyor metnini. Okuyucu, genel atmosfer içinde o ince detayları hafif tebessümlerle karşılıyor.

            Roman, Klaros Yayınları etiketiyle Haziran 2022’de raflardaki yerini aldı.

            Berberin Dansı romanı ve yazar Sırrı Ayhan edebiyatta kendine özgü bir yer edinecektir mutlaka, inanıyorum buna.

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 107
Toplam yorum
: 278
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 1395
Kayıt tarihi
: 01.11.06
 
 

1970 yılında Siverek'te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi Tarsus'ta tamamladım. İstanbul Üniversitesi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster