- Kategori
- Futbol
Beşiktaş'ın "jokeri" Mustafa Denizli

Mustafa Denizli gazetecilerle yaptığı sohbette "geçen sene gelen başarıları şansa bağlayanların bu sene yaşanılan şanssızlıkları neden dile getirmediği" konusunda sitemde bulunmuş. Haklıdır. Aslında insanın şansı yanında olacak; insan şansını kullanmasını bilecek. Ayağına kadar gelen fırsatlardan yararlanacak.
Kader bazı insanların yolunu farklı şekillerde aydınlatır. Kimi inanılmaz büyük bir şansla doğar kimi de şansı bulmak için aranır dolanır, peşinden koşar.
Şansla birlikte yaşayanlar onun nerede sizi terk edeceğini de bilmesi gerekir.
Mustafa Denizli'nin şans hep yanında olmuştur. Ancak “Mustafa Denizli'yi Mustafa Denizli yapan şey şanstır” demek değildir bu. İkisini birbirinden ayırmak gerekiyor.
Geçen sene Beşiktaş'ın en büyük şansı Mustafa Denizli'ydi.
Ancak bu sene en büyük şanssızlığına dönüştü.
Bakın burada ilk defa bir şey yazacağım. Mustafa Denizli artık bir başka takımın şansı olmayı beklemelidir. Zamanı geldiğinde o takımın başına geçip, dörtte dört yapmalıdır. O takımın adı Trabzonspordur.
Şans “sezgileri kuvvetli, duygusal zekası yüksek, empati yeteneği olan insanları” tercih eder.
Gol atmak büyük beceri isteyen bir özelliktir ancak gol vuruşu anında gol noktasında olabilmek o yeteneği başka bir oyuncu yapar. İsmini manşetlere çıkarır.
Mustafa Denizli her zaman bütün bu özellikleri içinde toplamayı başarabildi. Futbolculuğunda "Büyük" Mustafa'ydı. Benim kornerden gol attığını gördüğüm ilk futbolcuydu. Çok sert şutları vardı. Teknik adamlığında da tarih yazdı. Adı her zaman futbolumuzun bir yerlerinde oldu.
Hâlâ orada.
Mustafa Denizli'nin Beşiktaş'la buluşmasında zamanlama doğruydu. Hem Beşiktaş hem Mustafa Denizli'nin yıldız haritası çakıştı ve aynı zamanda parladı.
Beşiktaş'a gelmesi, geliş şekli etik açıdan doğru muydu? Hayır.
Ancak bazen hayatın kendisi size zorla bir şeyler yaptırır. O yolu seçmek zorunda kalırısınız. O an etik kaygı düşünecek durumda olmazsınız.
Galatasaray'ın, Fenerbahçe'nin düşüşe geçtiği ve başlarında görece başarısız olacağı belli olan teknik adamların olduğu bir dönem Beşiktaş'ın şampiyon olabilmesi için bulunmaz bir fırsattı. Böylesi bir zamanda futbolumuzu yakından bilen ve sezileri kuvvetli bir adamı teknik direktör yapmak "joker" kullanmak gibi bir şeydir.
Beşiktaş futbolumuzun "jokerini" çekti ve kullandı.
Sn. Demirören bu sene yaşadığı taraftar tepkisini geçtiğimiz sezonun son haftalarında da yaşayabilirdi. Ama Joker bir türlü gelmeyen kartların yerine kullanıldıkça sürekli eller tamamlandı ve açıldı. Hatta kupa beyi ile "okey" atıldı yere.
Bütün bunlar futbolun bütün bileşenleri ile birlikte değerlendirilmelidir.
Beşiktaş'ın kadrosu geçen sene de zayıftı, yetenekleri sınırlı oyunculardan kuruluydu. O takıma bir de futbolcu "jokeri" gerekiyordu. O da Yusuf oldu. Yusuf futbolculuk kariyerinde oynamadığı kadar üst üste bütün yeteneklerini ortaya koyan bir gösteri sundu hepimize. Derbilere imza attı.
Beşiktaş, Mustafa Denizli ve Yusuf…
Takım, teknik direktör ve futbolcu…
Kareyi de taraftar tamamlayınca 2009 yılı Beşiktaş’ın, siyah beyaz renkleri ile boyandı.
Bu başarıda şans var mıydı? Vardı. Yukarıda yazdığımız bütün ayrıntıların içinde bir şans faktörü vardı.
Peki, bu sene yaşananlar şanssızlık mıdır?
Şans bir güçtür; avantaj sağlar, bütün başarılar, hayatın kendisi bir şans olarak görülemez. Çünkü başka gerçekler, bir takımı takım yapan temel yapı taşlarınız da olabilmelidir.
Beşiktaş’ın yönetim “zihniyeti” ile ilgili geçtiğimiz günlerde bir yorum yapmıştım. Geçen sene bu zihniyeti sırtına alıp taşıyan Mustafa Denizli’nin şans faktörünün gücü bu kadardı. Beşiktaş’ın içyapısını yakından göremediğimiz için sadece sonuçlardan hareket edebiliyoruz.
Mustafa Denizli bırakabilme cesaretini gösterebilmeliydi. Kendi sınırlarını, özelliklerini, yeteneklerini, “şansını” ve futbolun teknik adam olarak 20 yıldır içinde olan bir kişi olarak Beşiktaş’ı iyi bilmeliydi.
Beşiktaş belki yine bu kaosa sürüklenecek; aynı Denizli bu sefer Beşiktaş’ı terk etmekle suçlanacaktı. Ancak Beşiktaş son beş seneden farklı bir kargaşa yaşamıyor olacaktı. Aynen bugün gibi.
Bu sözlerimin önemli bir bölümü farklı açılardan Fatih Terim için de geçerlidir. 2008’de Avrupa’nın ilk dördüne soktuğu bu takımın teknik patronluğunu bırakabilmeliydi.
Mustafa Denizli hep yanında olan şansının bu sefer peşine düştü. Şansı kovalarsanız onu yakalayamazsınız. Üstelik onun bir özelliği de kovalandıkça daha hızlı kaçmasıdır.
Umalım ki hatalı çıkalım. Mustafa Denizli de Fatih Terim de başarılı olsun.
Uzay Gökerman