- Kategori
- Spor
Beşiktaş'ın tecrübesi yetmiyor...

Beşiktaş’ın genel oyun anlayışına çok ters bir ekiple oynadı dün akşam. Bir kere her iki takımın da kazanması gerekiyordu. İşin ilginç olan tarafı grupta duruma göre hemen herkesin kazanması gerekiyordu.
Böyle olunca CSKA’nın baskılı bir oyun oynaması anlaşılır bir şeydi. Yani bir anlamda Mustafa Denizli’nin Manchester United maçındaki gibi oynaması beklenebilirdi. Ancak diğer taraftan Beşiktaş’ın da kazanmak için bir şeyler yapması gerekiyordu ki; bu da Beşiktaş’ın Diyarbakırspor ya da Wolfsburg maçlarındaki gibi oynaması anlamına geliyordu.
Fakat Şampiyonlar Ligi’nin son maçında oldukça isteksiz bir Beşiktaş çıktı sahaya.
Öyle olunca CSKA bir on beş dakikalık bölümde tempo yaparak golü buldu. Beşiktaş’ın haftalar sonra kalesinde gördüğü ilk goldü. Aslında Mustafa Denizli’nin defans anlayışına da yakışmayacak kadar savunmanın az adamla yakalandığı bir atakta yedi golü. Üstelik maç boyunca da çok basit hatalarla ve kademe kayıplarıyla çok önemli pozisyonlar verdi Beşiktaş.
Maçı hak edecek bir oyun oynayamadı Beşiktaş. Kuşkusuz bu karşılaşmaya konsantre olmak da kolay değildi. Grubun sonuna demir atmış; alacağı galibiyetin bile yetmeyeceği, bir üst tura çıkabilmek ya da Avrupa Ligine kalabilmenin diğer maçın sonucuna bağlı bir olasılık içindeyken kazanmak için oynayabilmek özellikle bizim takımlarımız için çok zor oluyor.
Bu profesyonel mi? Asla!
İbrahim Üzülmez, Mustafa Denizli’nin Şampiyonlar Ligi’ndeki tek silahı oldu. Futbol hayatının sonbaharında oynayan kaptan hatırladığım tüm maçlarda çok iyi mücadele etti. Beşiktaş adına akıl dolu ilk ve tek atağı geliştirdi, kendine has çizgiye inişinin ardından yine o Üzülmezvari ortası ile öldürücü bir asist yaptı. Beşiktaş’ın tek golünü attırdı.
Avrupa kupalarında mücadele etmek çok ayrı bir tecrübe gerektiriyor. CSKA bu anlamda Beşiktaş'tan çok daha ileride. Sadece o mu? Galatasaray ve Fenerbahçe'nin de bu sene çok iyi bir performans gösterdiklerini gruplarında daha bir maç kala lider olmayı garantilemeleri Avrupa tecrübelerinden kaynaklanıyor.
Kuşkusuz bunu yaratan bir diğer etken takımı oluşturan futbolcuların da uluslararası tecrübe farkları. Bir çok yabancı oyuncusunun Beşiktaş sayesinde Şampiyonlar Ligi'nde oynuyor olması da ayrı bir handikap tabii...
Bu grup çok mu zordu?
Açıkçası Manchester United'ın bile son maça kadar gruptan çıkamama riskini yaşaması bir anlamda çok ciddi bir çekişmenin olduğunun göstergesiydi. İngiliz takımı Beşiktaş'a yenildi, CSKA'dan son dakikalarda attığı gollerle ancak kurtulmuştu.
Bu anlamda ilginç bir grup olduğunu söylemek mümkün. Ancak yine de Beşiktaş'ın bu grubun en zayıf takımı hüviyetine bürünmesi kendisine yakışmadı.
Beşiktaş bu sene yine zirveyi zorlar, kim bilir belki şampiyon bile olabilir. Ancak takkeyi düşüren maçlar Avrupa'da yapılan karşılaşmalar. Beşiktaş'ın bırakın Avrupa'yı Türkiye içindeki takımlara karşı bile belli bir oyun planı olduğunu söylemek çok zor.
Sn. Denizli maç sonrasında "CSKA'nın dört defa gelip iki gol bulduğunu" söylüyor. Yani bir anlamda şanssızlıktan yakınıyor. Çok ilginç değil mi? Geçen maçta Manchester karşılaşmasında tek pozisyonla koca İngiliz devini devirirken şans değil beceri var, tersinde şanssızlık...
Sevgili hocamızın sanki Manchester United’ın teknik patronuymuş gibi konuşması yok mu?
Turnuva Beşiktaş adına bitti. Bu anlamda bu maçın derinlemesine analizini yapmanın da çok anlamı yok. Çünkü Beşiktaş belli bir analizi hak edecek mücadele içine de girmedi.
Uzay Gökerman