​ Beşiktaşlılara müjde! / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Şubat '09

 
Kategori
Futbol
 

Beşiktaşlılara müjde!

Beşiktaşlılara müjde!
 

Akşam üzeri Milliyet internet gazetemde okuduğuma göre, Mali genel kurul öncesinde Beşiktaş'ın "önemli isimleri" biraraya geliyormuş..

"Rahmi Koç önderliğinde Tuncay Özilhan, Serdar Bilgili, Hüsnü Güreli, Nevzat Demir, Affan Keçeci, Fikret Orman, Mehmet Kazancı, Erol Kaynar, Hikmet Çetin ve Süleyman Seba Cuma günü saat 13.00'da Koç Holding'in Nakkaştepe'deki binasında biraraya gelecek.

Beşiktaş'ın kötü gidişine dur demek isteyen Türkiye'nin ve Siyah-beyazlı ekibin önde gelen isimlerinin Tuncay Özilhan'a başkanlık yolu açmak için görüş alışverişinde bulunacağı öğrenildi.

Geçtiğimiz yıllarda da Beşiktaş başkanlığı için adı geçen Tuncay Özilhan'ın kulüp başkanı olması için strateji belirleneceği ve Yıldırım Demirören'in başkanlıktan indirilmesinin görüşüleceği öğrenildi. (Radyospor)"

Haber böyle.. Cuma'ya bugünü saymaz isek, 3 gün var. Yani, "ömür boyu" beklemeyeceğiz bu haberin gerçek olup olmadığını öğrenebilmek için... Ben hep merak etmişimdir; "Böyle haberler nasıl oluşturulur, düşünülür, yazılır, söylenir?" diye.

Üç gün sonra bunun gerçek olup, olmadığı ortaya çıkacak.. "Haberin gerçekliği" üstüne bir söz söylemek için vakit erken yani?

Şimdi, varsayalım, toplandılar. İsim önemli değil, bir Beşiktaşlı bey, başkan olmak için adaylığını açıkladı bu toplantının sonunda... Diğer beyler de "destekliyoruz!" dediler.

Diyelim ki, aday olan bu bey ve onu destekleyen diğer beyler, "olağanüstü kongre" toplatıp, aday bey'i seçtirdi.

Bu durumda Sn. Demirören, alacağı olan Elli küsur milyon TL'yi bağışlamayacağına göre, bir şekilde almak için gerekeni yapacaktır.. Kimsenin de aksini söylemesi söz konusu olamaz, değil mi?

Hani, "nasıl olsa para benim değil!" deyip, "Başkan, alacaklarını bağışlamalıdır!" diyecek varsa, aklından zoru var demektir? Ya para saymayı bilmiyordur, ya da hiç sopa yememiştir.

Ama, ben şu çulsuz halim ile birşeyler söylemek istiyorum. Mesela, Del Bosque için, klübün kasasından gereksiz yere çıkan parayı hibe etmelidir; "benim hatam!" diyerek...

Mesela, Gordon Milne için, klübün kasasından gereksiz yere çıkan, ya da çıkma ihtimali olan parayı hibe etmelidir; "benim hatam!" diyerek...

Mesela, Tigana için, klübün kasasından gereksiz yere çıkma ihtimali olan parayı hibe etmelidir; "benim hatam!" diyerek...

Mesela, Seriç için, klübün kasasından gereksiz yere çıkan parayı da hibe etmelidir; "benim hatam!" diyerek...

Mesela Higuain, mesela Ailton için, klübün kasasından gereksiz yere çıkan parayı da hibe etmelidir; "benim hatam!" diyerek...

Bunların toplamı ne tutar bilmiyorum. Bildiğim şey, kalan alacakları elbette sevgili Yıldırım Demirören başkanın hakkıdır.

Gelecek olan başkan bey ne mi yapmalıdır? Mesela beni seçseler, (kongre üyesi değilim, param da yok, bizimkisi geyik muhabbeti... İstemeyen okumasın, zorlama yok?) ben sn. Demirören kardeşime derim ki; "Sevgili başkan, borcumuz, borç! ama, bekleyeceksin. Hele bir düze çıkalım, senin alacağını kuruşu kuruşuna vereceğiz! Sen devam etseydin, hemen alabilecek miydin? Yok! O halde, sabırlı ol lütfen!" derim..

Sonra beni destekleyen o "çok zengin" büyüklerim var ya? Onlardan 3 büyük transfer isterdim. Taraftarın aklını başından alacak üç büyük transfer... Mesela, Raul gibi, Beckham gibi, Ronaldinho gibi... Takım sahaya çıkmadan seyircinin aklını uçuracak transferler...

Tamam, siz belki başka üç kişi düşünebilirsiniz. "Mesela" dedik biz de zaten? Hemen almadık ya?

Bu adamların formaları, plastik heykelciklerini satışa sunup, "Kartal Yuvası"nda, verilecek peşinatları karşılayıverirdim, bir solukta... Reklam anlaşmalarından pay alıp, sponsorları çağırırdım karşıma...

Mesela, yayıncı kuruluş kim ise o sırada, pazarlık yapardım, "Bu takımı göstermek için ödediğin bu rakam doğru rakam değil!" derdim. "Bizim maç oynanırken alacağın reklamlardan bize de %X kadar pay vereceksin!" derdim. Çıkar, taraftarıma seslenirdim; "X, Y, Z gazeteleri, takımımız hakkında sürekli yalan haber yapmaktalar... Bu gazeteleri bir ay süre ile almayın, boykot edin!" derdim.

"X, Y, Z isimli yorumcular, hakkımızda asılsız iddialar üretiyorlar, yorumlarını düşmanca yapıyorlar, onların çıktığı kanalları bir ay süre ile izlemeyin!" derdim. Ama, bunu demeden önce, "gerçeklerin ifade ettiğim gibi olduğunu" ispatlardım.

Takımın başına getirdiğim teknik Direktör'ün "arkasında" durmazdım. Çünkü, bizde, bizim memlekette, ne zaman birisi, birisinin arkasındadır, muhakkak o'nu uçuruma iteklemek için arkasındadır.. Yanında olup, elinden tutup, "beraber yürüdüğümüzü" gösterirdim.

Tribünlerde küfür eden kişileri kameralar, gerçek taraftarlar marifeti ile tesbit eder, klübün zarar görmesine neden olan bu kişileri stada sokmazdım.

Bir de, "derby maç" denilen maçlarda tribünlerin her iki takım taraftarları ile dolmasını sağlamak için ne gerekiyorsa yapardım.

"Bekara karı boşamak kolay!" diyenlere; Peki, böyle olabilse, güzel olmaz mı? Ben 50 yaşımı geçtim, geçmişte bu stadların her iki takım taraftarları tarafından yarı yarıya olmasa da, yarıya yakın bir şekilde paylaşıldığı günleri hatırlıyorum, biliyorum, yaşadım. Yine olsa, ne olur?

Beşiktaşlılar! Benim anlattıklarımı yapacak bir başkan adayı şimdilik yok.. Yani, ben başkan adayıyım. Müjdemi isterim.

 
Toplam blog
: 22
: 1234
Kayıt tarihi
: 11.10.08
 
 

Ankara'lıyım. 2 çocuk babasıyım. Evliyim tabii ki.. Bir "Ankara aşığı" diyebilirsiniz bana. Beşiktaş..