- Kategori
- Beslenme
BeslenMe!

En temel ihtiyaçlarımızdan biridir beslenmek. Ancak bunun doğru malzemelerle, yeterli bir şekilde olması gerekir.
Her gün televizyonda farklı kanallarda doktorlar ve beslenme uzmanları sağlıklı beslenmenin önemine işaret ediyor, doğru beslenmenin nasıl ve ne şekilde olması gerektiğinden söz ediyorlar.
Bir kere her şeyden önce mevsiminde ürün tüketmekten söz ediyorlar. Pazarlarda, marketlerde her mevsim her ürünü görebildiğiniz bir ortamda hangi ürünün hangi mevsimde yetiştiğini şaşırmamayı başarabilirseniz tabi. Diyelim mevsimindeki ürünü almayı ve eve getirmeyi başardınız. Bunu en doğru pişirme yöntemi ile hazırlayıp sofraya getireceksiniz. Kızartma olmayacak mesela. Balıksa pişireceğiniz malzeme, doğru fırına. Sebzeleri de mümkünse buharda pişirmelisiniz. Vitamini kaçmasın diye de biraz diri kalmalı. Ayrıca; bir zamanların en kullanışlı pişirme materyallerinden biri olan yanmaz-yapışmaz teflon tencere ve tavaları artık kullanmayacaksınız. Onlar çöpe! Şimdi seramik ve döküm malzemeler revaçta. Bir 20 yıl da bunları satın alırız artık. Sağlık her şeyden önemli olduğuna göre uzmanları dinlemek lazım, başka yapacak bir şey yok.
Sağlıklı beslenmekten söz edilirken en çok sözü edilen şeylerden biri de kırmızı etten olabildiğince uzak durmak, tavuk ve balık tüketmektir. “Tavuklar antibiyotikli, onları yemeyin” diyen doktorlar da yine aynı kanallarda bizleri sağlıklı beslenmeye davet ediyorlar. Çiftlik balığı yemeyin, deniz balığı yiyin diyenler de cabası. Balıkçının deniz balığı olduğunu söyleyerek daha fazla fiyat istiyor olması balığın aslında gerçekten deniz balığı olduğunu kanıtlamıyor olsa da siz balıkçınıza inanın! Zaten balık çiftlik balığı da olsa deniz balığı da olsa aynı denizde yaşamıyor mu? Yiyin gitsin. Denizlerin ve nehirlerin de kirlenmiş olduğunu unutun bu seferlik!
Sağlıklı beslenmede bir başka temel unsur süt ve süt ürünleri. Bir doktor çıkıyor, karton kutuda satılan UHT sütleri tüketmeyin, güğüm sütü alın diyor. Bir başka gün bir başka kanalda karton kutudaki sütleri içebileceğimizi söyleyen bir başka doktor ya da beslenme uzmanı konuşuyor. Gelin siz çıkın işin içinden. Yoğurt tüketin diyor bir uzman ama evde yapın diyor. Bir-iki gün evde yapıyorsun. Süt süt değil ki, yoğurda benzemiyor yaptığın yoğurt. Yeniden hazır yoğurt alıyorsun. Ama içindeki katkı maddelerini okuyunca yemekten vazgeçiyorsun. Ama yemek de lazım. Ne yapacağını şaşırıyorsun.
Ekmekte bile onlarca katkı maddesi. Evde yapmaya karar veriyorsun. Bir-iki gün sonra sıkılıp satın almaya yeniden başlıyorsun.
Günde 2-2,5 litre su için diyor uzmanlar. Su içiyorsun. Başka bir uzman; “damacana su içmeyin” diyor. Musluktan akana güvenemiyorsun. Zaten tadı da kötü geliyor.
Offffff!!!
Yesek de mi ölsek, yemesek de mi ölsek?
Neyse; yeni bir yıla girmek üzereyken karamsar olmamak lazım. Yeni yıl, yeni umutlar demektir ne de olsa.
Herkesin yeni yılını şimdiden kutluyor, hepimize sağlık ve mutluluk getirmesini diliyorum.