Beyaz ile Başbaşa;"Klarnet Çalmayı Öğreniyorum" / Magazin / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Eylül '07

 
Kategori
Magazin
 

Beyaz ile Başbaşa;"Klarnet Çalmayı Öğreniyorum"

Beyaz ile Başbaşa;"Klarnet Çalmayı Öğreniyorum"
 

Herşey kampüste gördüğüm o ilanla başladı.

Milliyet'le gazetesiyle birlikte yayınlanacak Milliyet Gencim projesine yazarlar aranıyordu! Siyaset okumama rağmen yazı

yazmak, röportaj yapmak ve "being there" fikri beni hep baştan çıkardı. İlanı gördüğüm gibi soluğu iletişim fakültesinde

aldım. Ne şans ki koca okulda iletişim fakültesi haricinde diğer bölümlerden sadece ben başvurmuştum. Birkaç gün içinde

ekip toplandı, ne yapabiliriz, ne yapamayız, kimin kapasitesi neyi kaldırırı konuştuk. Ekibimiz hem ses duyuracak bir röportaj

yapmak istiyor ancak hem de bu isteğini "ama" denizinde boğuyordu. En sonunda röportaj adayları belirlendi Okan

Bayülgen veya Beyazıt Öztürk. Ancak ekipteki hiç kimsenin buna inancı yoktu, en büyük sorun bu kişilere nasıl

ulaşılacağıydı.Ben bu işe varım dedi ve Beyazıt Öztürk'le bu röportajı yapmaya gönüllü oldum, tabi herkes kafayı yediğimi

düşündü,kocaman gazetecilere bile röportaj vermeyen Beyaz bir öğrenciye mi röportaj verecekti?

Ehh Elif madem yapacağım dedin,yap o zaman mottosuyla yola koyuldum, ancak değil Beyaz'a, basın danışmanına bile

ulaşamadım, Hikaye burada bitti ve ben teslim oldum sanıyorsanız fena halde yanılıyorsunuz..Onunla görüşebilmek için

Ntv'de yaptığı programın Kanal D'dekinden daha uygun olacağını düşünerek Ntv'deki programının seyrici listesine

yazılıverdim. Seyircilerin yoğun talebinden 3 hafta sonraki programa davetiye alabildim. Program günü elim ayağım

birbirine girdi,hemen stüdyo şefi olduğunu fark ettiğim kişinin yanına gittim ve durumu anlattım, bana basın danışmanıyla

konuşmamı ve endişenmememi söyledi. Işık, ses şu bu derken basın danışmanı Ayşe kapıda göründü, en sevimli halime

durum ona da anlattım, beni şöyle bir süzdü, Beyaz'ın değil öğrencilerle gazetecilerle bile röportaj yapmadığını söyledi, ben

biraz daha ısrar edince çaresiz bana telefon numarasını verdi ve daha sonra aramamı istedi. Pekiyi sizce ben buna teslim

oldum mu? Elbette koca bir hayır! Reklam arasında korumaların arasından bir yolunu bulup adeta Beyaz'ın üstüne atladım

ki, bu halimi gören hiç bir tanıdığımın olmaması çok büyük şanstır! Ben ardı ardına ne dediğimi de pek bilmeden Beyaz'a

durumu hemen anlatırverdim, şaşkınlığımdan ve heyecanımdan etkilenmiş olacak ki ellerimi tuttu ve istediğin röportaj

olsun hiç merak etme yaparız dedi.Yuuupiii!

Hee hee şimdi iş bitti sanıyorsunuz değil mi? Malesef bu en kolay kısmıyıdı. O geceden sonra 25 gün

boyunca günde 2-3 kez basın danışmanını aradım, yetmedi mesaj attım, mail yolladım ve sonunda istediğimi

aldım.Röportaj günü geldiğinde ise korkudan az daha ölecektim, yol boyunca kendi kendime söylenip durdum. Sen git ilk

röportajını Türkiye’nin bir numaralı Showmani ile yapma cesaretini göster, sonra da korkudan öl! Neyse ki ofisine

gittiğimde kendisi ve ekibi beni öyle içten karşıladı ki korkum bir anda yok oldu ama heyecandan titreyen ellerimi nereye

koyacağımı bilemedim. Tabi bu arada o mavi gözlere 30 cm yakın olmanın etkisi de büyüktü. Neyse ki 10 dakikada kendimi

toparladım ve bir saat boyunca iki eski dost gibi sıkı bir sohbet yaptık. Uzun lafın kısası Beyazıt ekranda nasıl görünüyorsa

yakın planda da aynı, zeki, esprili, sevecen, kibar, adam gibi bir adam. O sanal değil, içi dolu gerçek bir star. Beni şaşırtan

tek şey ise, Hüsnü Şenlendirici sendromundan etkilenip klarnete heves etmesiydi. Ve bayanlar, baylar karşınızda Beyaaaz!

*Gençler, özellikle genç kızlar size tapıyor, yaptığınız programlara, üniversitelerdeki söyleşilere gençlerden yoğun bir ilgi var. Gençler neden sizi bu kadar çok seviyor?

Ben onların gözünde hep üniversiteli gibi kaldım. Üniversiteyi bitirir bitirmez show dünyasına girdim, benimde harç sorunum vardı, yemekhane sorunum vardı, bunları programlarımda konuştum. Ayrıca onların verdiği ödüllerin çoğunu bizzat almaya gittim, söyleşilerine katıldım. Showda sürekli onlara hitap ediyorum. Seyircim üniversiteli. Gençler programıma ve bana sahip çıkıyorlar. Ruhum gençlere çok yakın.

*Kendi gençlik döneminizle şimdiki gençliğin farkı var mı?

80’li yıllarda üniversitede okuyan, araştıran bir gençlik vardı, ülkücüsü 9 Işığı, solcusu Marx’ı, Engels’i bilirdi, Nazım Hikmet, Atalol Behramoğlu, Bedri Rahmiler ellerinden düşmezdi, çok okuyan bir nesildi. Ardından hem okuyup hem çalışan bir genç nesil geldi, o nesil daha apolitik kendi paramı kazanayım diyen bir kesimdi. O dönem politikaya karışanlar ipin ucunu kaçırdı. Mesela bizler bir üst geçit istemek için eylemler yapardık. Ama bunu bilinçli olarak değil de ağabeylerimizi taklit ederek yaptık, biraz da protest bir tavır olsun diye. Şimdiki gençlik ise daha apolitik, daha az okuyor ama onlarda daha bilgiye açık, bilgisayar kullanan, teknolojiyi yakından takip eden, yurtdışına gidiyim, burs alıyım diyen bir gençlik. Bizim dönemimizde de bunlar yoktu. Ama hepsini bir arada bulamayız, ülkenin dengelerine göre gençlikte değişiyor. Her dönemi kendi içinde değerlendirmek gerekiyor.

*Gençlerin takip ettiği bir kişi olarak, bu sorumluluğu taşımak özel hayatınızı zorlaştırıyor mu?

Bu durum özel hayatımı yüzde yüz sınırlıyor. Ama ben her zaman samimiyim, yapamadığım şeyleri de yapamadım diyorum. Nasıl görünüyorsam öyleyim. İkinci bir adamı hiçbir zaman oynayamam, gösterebileceğim sadece bir tane yüreğim var. Günlük hayatımı sınırlandırarak yaşıyorum. Bugüne kadar hiç kimse beni elimde içki, sigarayla görmedi. Son 5 senedir daha domestik bir hayatım var. Artık yaşım da ilerledi. Benimde Reina kapısında “Range Rover’ımı getirin” dediğim dönemler oldu. Ama bunları 7- 8 sene önce yaşadım ve akıllandım. Artık daha lokal yaşıyorum, kendimle barışık lokal bir hayatım var 5 tane dostum ve domestik bir hayatım var.

*Ayrıca genç kızlar arasında efsane olan, ünlü olduğunuz ilk yıllarda çektirdiğiniz meşhur seksi fotoğraflarınız var, bugün yine benzer fotoğraflar çektirir misiniz?

Nerede o vücut. Onlar işi bilmediğim dönemde fotoğrafçı ağabeyimizin bir şey olmaz diyerek verdirdiği pozlardı, ama o fotoğraflar kızların aklında bir fenomen olarak kaldıysa ne güzel:)

* Genç kızlar size ulaşabilmek ilginç yollar deniyor mu?

En klasik yol internet ve msn, ama bu yoğun ilgiden dolayı her ay telefon numaramı değiştiriyorum. İki kişiye cevap versem ertesi gün bin kişi arıyor. Aslında benim konumumda olan insanların en güzel tarafı da bu değil mi? İzleyeceksiniz sadece niye tanışasın ki…

* Gençler arasında yayılan bir söylenti var, Pikniktubü kurduktan sonra Youtubun erişiminin sizin tarafınızdan organize edilen bir planla kesildiği. Bu doğru mu?

Keşke öyle bir gücüm olsa, yapabilirim miyim öyle bir şey? Bilgisayarım kilitlense onu alttan kapatan bir adamım, internetle böyle bir ilişkim var, nasıl böyle bir şey yaparım? Ama gençler öyle diyorsa öyledir, önümüzdeki dönem Youtube’u dünyadan sileceğim ve bir tek ben kalacağım ha ha ha ha!

*Bugüne gelmek, zirveye ulaşmak sizin planladığınız bir konum muydu?

Bunun bir formülü yok, bugüne geleceğimi de bilmiyordum, üniversitedeydim radyolar açıldı, ev arkadaşım radyocuydu şans oldu, radyocu 2 arkadaşımın ailesi hastalandı yerlerine ben geçtim, İstanbul’dan teklif geldi şans oldu. Fatih Altaylı beni buldu şans oldu. Ama başarımın hepsi şans değil benimde anlatacaklarım vardı ve bunu başardım. Ancak şunu hep biliyordum ki farklı bir tarzım ve tavrım vardı. Her zaman farklı bir insandım. Bu arada şunu da belirtmeliyim ki sıfır hırs ve sıfır liderlik ruhum vardır. En önemli özelliğim ise yapabileceğim şeylerin sınırını iyi bilirim ve sadece yapmak istediklerimi yaparım. Ata binmek istedim ve çok iyi bir binici oldum, bugüne kadar hiç kimse bilmiyor, hiç kimseye söylemedim ama bu hafta klarnet dersleri almaya başlıyorum, çünkü bunu yapmayı çok istiyorum. Beceremeyeceğim ve altından kalkamayacağım şeyleri hiç yapmadım. Daima haddimi bildim. Hırsım ve liderlik ruhum yoktur, ayrıca ticari yeteneğim de yoktur, hayatım boyunca hep maaşlı yaşamaya alışığım. Hayatta daima bana verilmiş alanın kıymetini bildim, bunun içini doldurmaya çalıştım

*Hayatınızda her şeye sahipsiniz, artık sizi ne heyecanlandırıyor? Aşk!

Var mı? Yok, olsa heyecanda biter, olmadığı için heyecanlandırıyor zaten.

*“Beyaz” artık Beyazıt Öztürk’ün yarattığı bir marka biz bu markayı 10- 15 yıl nasıl göreceğiz?

Türkiye’nin bile kalkınma planı 5 yıllık, ilerisi için ülke olarak 6. yılımızı bile göremiyoruz ki! Ben kendi geleceğimi de bugünden göremiyorum ama 3- 4 sene daha Show’a devam edip sonra biri bana anlatsın tarzında bir programla yoluma devam etmek istiyorum, arada sinema filmi çekebilirim ve bir yapım şirketi kurabilirim diye düşünüyorum. Pişti ve biri bana anlatsın programını yapana kadar bir münazara adamı olduğumu bilmiyordum, artık bu tarz programlar için daha fazla enerjim ve anlatacak çok şeyim var.

*Yurtdışında birçok ünlü kişinin kendi adlarına kurduğu vakıflar var ama bizde ünlüler arasında bunun örneği yok, sizin gelecekte bu tür bir planınız var mı?

Adını vakıf koyduğum bir şey yok ancak eğitimle ilgili desteklerim var ilkokuldan beri destekleyip şimdi üniversitede olan birçok öğrencim var.

*Genellikle ünlü kişiler politik görüş belirtmekten kaçınırlar, sizin bu konudaki fikriniz nedir?

Ben doğduğumdan beri Atatürk’le büyüdüm, Atatürk devrimlerine, laikliğe, cumhuriyete, Atatürk’e inanıyorum. Bana doğduğumdan beri bu devrimlerin güzelliği anlatıldı. Bugünde bunları sembolize eden ne varsa; parti, miting ben oradayım. Ne olursak olalım hepimiz bu ülkede yaşıyoruz Edirne’den bir rüzgar giriyor, Hakkari’den çıkıyor hepimiz aynı rüzgarda çamaşırlarımızı kurutuyoruz. Hepimizin ortak değerleri var ve bu değerlere sahip çıkmalıyız.

*Herkes sizi iyi aile çocuğu olarak tanıdı. Beyazıt hiç kötü çocuk olmaz mı? Eğer kötü çocukluksa ben rakı masası ve fasıl çok severim, daha kötü bir şey beklerseniz onlar bende yok. Hızlı bir hayatım yok.

*Birçok ünlünün aksine ailenizle özellikle annenizle iyi ilişkileriniz var, annenizle hiç ters düşmez misiniz?

Ters düşmemeye gayret ederim çünkü annemin hayatla ilgili büyük bir bilgi birikimi var. Gün geliyor bana dediği bir nasihat doğru çıkıyor o yüzden o günün gelmesini beklemeden bugün o ne diyorsa hayatımı ona göre devam ettiriyorum ve bu da benim hayatımı çok rahatlatıyor.

*Show bitti, makyajınızı sildiniz, etraftaki curcuna sona erdi, eve gittiniz kendiniz ile baş başasınız, o anlarda Beyazıt ne yapar?

Show’un bittiği an benim en mutlu, keyifli olduğum an, eve gelince bir kadeh bir şey içer internetten program hakkında çıkan kritikleri okurum, çünkü Show’un iyi geçmesi benim tüm hayatımı etkiliyor, Show iyi geçtiyse huzurla uyuyorum ve ertesi sabah mutlu bir şekilde uyanıyorum.

*80 yaşınıza geldiğinizi hayal edelim, arkanızda nasıl bir iz bırakacaksınız? Ne olursa olsun unutuluyorsun, ancak bir iki kuşak hatırlıyor. Güvenilir, dürüst ve saygın bir adam olarak anılmak benim için her şeyden çok önemli.

*Bu röportajım 13 Ekim 2007 tarihinde Milliyet gazetesi TV ekinde yayınlanmıştır.

 
Toplam blog
: 44
: 1522
Kayıt tarihi
: 22.08.06
 
 

Hayat akıp giden upuzun bir ırmak, bu ırmakta bazen bir akıntıya koyveriyoruz kendimizi, nereye çarp..