- Kategori
- İlişkiler
Beyaz yalanlar...

Bazen karşımızdaki insanları kırmamak adına, yalancıklar söyleriz.. Bunlara beyaz yalanlar diyoruz affediciliği kolay olsun diye..
Peki yalanın beyazı siyahı olur mu?... Oluyor işte..
Peki bu beyaz yalanları daha çok kimler kullanıyor?... Bayanlar mı?... Baylar mı?
Genelde bayanlar daha çok kullanıyor diye bilinse de beylerin de bu konuda bayanlardan aşağı kalır tarafı yok...
Bayanlar daha fazla beyaz yalanlara başvuruyorlarmış fakat baylardan daha ustaca saklayıp renk vermedikleri için ortaya çıkmıyormuş..
Beyaz yalanlar söyleyen herkesin mutlaka kendini haklıya çıkartacak geçerli bir sebebi vardır.Nasıl iki kere iki dört ediyorsa, beyaz yalanın da sebebi bu hesap kadar gerçektir...
-Neden bu yalanı söylemeye gerek duydun?... Diye sorulduğunda...
-Seni üzmemek adına yaptım hayatım...
-Eee yalan söyleyerek üzdün zaten sen beni!!!!....
-Bunlar küçük yalanlar hayatım, ilişkiyi kurtarıcı yalanlar bu kadar büyütmene gerek yok...şeklinde haklı sebepler sıralanır...
Bayanlar daha çok birbiri arasında daha çok buna başvuruyorlar.
Kadın şişman bir arkadaşına
‘’Aaaa ne kadar zayıflamışın ve giydiğin çok yakışmış’’ diyebilir gerçekle alakası olmasa bile, ya da
''Seni dün çok aradım ama telefonun cevap vermedi'' dediğinde karşındaki
''Yooo arasaydın görürdüm hiç telefonumda mesaj yok ki'' der..''
Karşı taraf bu sefer kıvırtmak için ...
'' Aaa demek o zaman yanlış numara aradım sanırım '' diye kaçamak cevaplar vermeye çalışır..
İngiliz ruhbilimci Dr. Jez Rose’un yaptığıaraştırmaya göre yalan söyleyenlerin sergiledikleri davranışlardan anlayabilirmişiz..
Yüze dokunma: Söylediklerinin yalan olduğunu gizlemek isteyenler sürekli yüzüne dokunuyor, burnunu kaşıyor, ağzını eliyle kapatıyor ve sık sık dudaklarını ısırıyor.
Yapay gülümseme: Doğal gülümseyenlerin gözlerinin içi gülerken, yalancıların yüzünde yapay bir gülümseme beliriyor.
Gözünü kırpıştırma: “Gözler kalbin aynasıdır” sözünün doğruluğunu yalan söyleyenler bir kez daha ispatlıyor ve sık sık gözlerini kırpıştırıyor.
Gözlerini kaçırma: Göz kontağı da kuramayan yalancılar göz göze gelince hemen başını çeviriyor. Sürekli kapıya bakan bu kişiler yalanı söyledikten sonra kaçıp gitmek istiyor.
Tereddüt: Yalan söyleyen insan detaylarını kafasında kuramadığı için tereddütte kalıyor, konuşması yavaşlıyor, cevap verirken uzun süre düşünüyor.
Ayağını yere vurma: Yalan söyleyenler ayaklarını sürekli yere vuruyor, kıpırdatıyor ve sandalyesinde sallanıyor.
Kollarını kavuşturma: Yalan söyleyen insan hemen kendini korumaya geçiyor ve kollarını kavuşturuyor.
Tik sergileme: Yalan söyleyen insan her zamanki davranışlarından uzaklaştığı için tiklerini kontrol edemiyor.
Kızarma: Yalan söyleyince kalp atışları hızlanan kişinin yüzü kızarıyor.
Garip tepkiler: Yalancı kendi söylediklerine odaklandığı için karşısındakinin söylediklerini duymuyor. Kaşlarını kaldıran, hayretle ağzını kapatan yalancılar garip tepkiler ortaya koyuyor.
Konunun dışına çıkma: Eğer karşısındaki “kurban” yalan söylediğini anlarsa yalancı hemen konunun dışına çıkarak kendini kurtarmaya çalışıyor.
Konuyu değiştirme: Yalan söyleyene direkt bir soru sorulursa buna verecek bir yanıt olmadığı için “saçların bugün ne kadar güzel olmuş” gibi bir sözle konuyu değiştiriyor.
Huzursuzluk: Yalan söyleyenler kulaklarına dokunuyor, parmaklarını çıtırdatıyor, yüzükleri ya da saçlarıyla oynuyor.
Tutarsızlık: Tipik bir yalancının en önemli özelliği vücut diliyle sözlerinin birbirini tutmaması.
Ses titremesi: Yalan söyleyenlerin ses tonu alçalıyor, aşırı yükseliyor ya da titriyor.
Hızlı konuşma: Yalan söyleyenler hızlı hızlı konuşuyor.
Terleme: Yalancıların hem avuçları, hem de tüm vücudu terliyor.
Yutkunma: Yalan söyleyenler yutkunmaya başlıyor. Erkeklerin sürekli kravatını gevşetmesi yalan söylediklerini ortaya koyan başlıca özellik.
Dudaklarını ıslatma: Yalan söyleyenler sürekli ağızları kuruduğu için dudaklarını ıslatıyor.
Aşırı dostça yaklaşım: Yalan söyleyenler bu sırada inandırmak için büyük güç sergilediği için karşısındakine her zamankinden samimi davranıyor.