- Kategori
- Futbol
Beykan şimşek. Bu çocukta gelecek var

Ziraat Türkiye Kupasının bu formatı güzel. Gruplara kaldıysanız eğer, her hafta maç yapma fırsatı ve yeni ve genç oyuncular oynatma fırsatı veriyor. Beşiktaş ve Galatasaray gruplara kalamadığı için bu imkandan faydalanamadı ama Fenerbahçe bunu bugüne kadar çok iyi değerlendirdi. Hem moral, hem para, hem de genç oyuncular kazanılıyor.
Çarşamba gecesi Fenerbahçe harika bir oyunla Bursaspor’u 3-0 gibi farklı bir skorla yendi ve bu gruptaki 4 maçın 4 ünü de kazanmış oldu.
Hayır hayır. Bu maçı yazacak değilim. Açık kanalda herkes seyretti ve herkes yorumladı zaten.
Eksik, oyun disiplininden uzak, maçı daha kafada kaybetmiş bir Bursaspor karşısında skor normalmiş gibi gelse de esas dikkatimi çeken başka bir şey var!..
Fenerbahçe bu kupa maçlarında Salih diye bir genci kazandı ki, inanın bu kupayı kazanmaktan önemli. Bu çocuğun değeri 1-2 yıl sonra o kupadan daha değerli olacak çünkü. Seyrederken zevk aldığım müthiş bir futbolcu Salih.
Hayır, hayır. Salih’i de herkes seyretti zaten. Hatta bir yazar Belhanda gelirse bu Salih’e yazık olur yazmıştı. Haklı galiba. Salih daha önceki maçlarda da oynadığından herkesin zaten ilgi odağı.
Benim esas dikkatimi çeken başka biri var. Beykan Şimşek.
Bu çocukta gelecek var.
Beykan Şimşek’i alt yapı maçlarını seyrederken zaten fark etmiştim. Çok kolay gol atabilen bir oyuncu ve leblebi gibi gol atıyordu ama o hep kendi yaş grubundaydı. Aynı yaşta oyuncuların arasında sivrilmek kolaydır.
Ve.. Aykut Kocaman maçın 72 dakikasında Stoch’u çıkarıp Beykan’ı alıverdi. Bu arada durum 2-0 dı ve Bursaspor oyundan iyice düşmüştü. Büyük boşluklar veriyordu. Beykan oyuna girince onun gol atacağını hissettim.
Anlatmak istediğim Beykan’ın daha ilk maçında gol atmış olması değil. Recep Niyaz da ilk defa Beykan gibi şans bulduğu Göztepe maçında gol atmıştı. Fenerbahçe alt yapısı iyi çalışıyor.
Dikkatimi çeken şu oldu;
Beykan golü attıktan sonra gençlik heyecanı ile aşırı bir sevinç göstermedi. Bu çok önemli. ‘’Benim işim bu’’ der gibi mağrurdu. Ağabeyleri onun ilk golünü, onu omuzlara alıp kutlarken bunu hiç yadırgamadı. Aksine ağabeylerinin bu alkışlanacak davranışında hiç de ‘’abiler ayıp oluyor indirin beni’’ der gibi değildi ve orada olmaktan son derece mutlu ve memnundu.
Bu özgüvendir. İnançtır.
Alt yapıda çeşitli yaş kategorilerinde oynayan futbolcular o formaya da alışıyor gol atmaya da, her şeye. Profesyonel gibi yetişiyorlar ki zaten dersleri haricindeki zamanlarda ya antremanlardalar ya, maçta, ya deplasmanda. O havaya iyice alışıyorlar ama yine de bu Beykan daha 17 yaşında. Bu yaşta bu kadar tecrübeli, ünlü futbolcuların arasında oynamak ve de gol atabilmek zordur. Adama çözmez muamelesi yaparlar. Dikkatimi çeken de o. Demek ki ağabeyleri de ondan gol bekliyorlardı.
Sahadan çıkarken baktım. Sanki 40 yıldır bu takımda oynuyormuş gibi. Soğukkanlı ve sakin.
Şımaracak bir genç oyuncuya benzemiyor.
Gol attı diye yazmadım.
Bu Beykan Şimşek şöhreti de, parayı da, şimdiden hazmetmiş.
O yüzden daha ilk maçında fotoğrafı verdi.
Ben hiç Fenerbahçe’de şimdiye kadar 17 yaşında böyle kendinden emin, bu kadar mağrur bir oyuncu görmedim.
Sakatlık gibi ya da çok istisnai durumlar olmazsa bu çocuk da çok iyi bir gelecek görüyorum.