- Kategori
- Güncel
Deprem Dede'nin ardından..

Ve…Yaprak dökümü kesintisiz sürüyor.
Birileri doğarken, birileri gidiyor. Henüz vadesi dolmamış olanlar gidenlere üzülüyor. Şu son dört gün içinde kimbilir kimler gitti?. Kimler kimsesiz kaldı?. Kimlerin direği yıkıldı ve kimlerin ocağı söndü?. Biz sadece yakınlarımızı ve Medya’dan tanıdıklarımızı duyuyoruz.
M.Ali Birand, Toktamış Ateş’in gidişlerine bugün de Ahmet Mete Işıkara eklendi.
A.Mete Işıkara ‘nın vefatını bugün akşam saatlerinde duyduk. ‘’Deprem dede vefat etti’’ diye yazıyorlardı.
Bu değerli bilim adamını da 1999 Büyük Marmara depreminden sonra tanımıştık. Diğer derem bilimcileri de o günlerde hemen her gün ekrana çıkıyor, tartışıyordu ama sanırım o zamanlar Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Deprem Araştırmaları Enstitüsü Müdür’ü olan A.Mete Işıkara’nın söyledikleri daha etkili oluyordu.
Hiç unutmam.
1999 depremi olmuş, Adapazarı’ndan, Eskişehir’e, Yalova’dan, Gölcük’ten, İstanbul’a kadar binlerce insan ölmüş, memleket panikten ne yapacağını bilemiyor ve sarsıntılar da ara ara devam ediyordu. Depremden 1-2 gün sonraydı. Ali Kırca, A.Mete Işıkara ile röpörtaj yapıyordu. A.Mete Işıkara rahmetli bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama Ali Kırca iki de bir, ‘’Hocam yani şimdi yakında deprem olur mu?’’ Diye kendisini sıkıştırıyordu. Işıkara her defasında konuyu bilimsellikle geçiriyor ama Ali Kırca daha da ileri gidiyor ve belki de kendisini sıkıştıra, sıkıştıra o anlamsız soruyu soruyordu ,
- Yani hocam şimdi bu gece deprem olma ihtimali var mıdır?.
Rahmetli Işıkara belki de olabilir elbette diyecekti ama biraz da makamının verdiği bilgiçlikle ‘’var’’ diyivermişti.. Ali Kırca bir habercilik başarısı mı elde etmişti kendine göre bilinmez ama o röportajla zaten panik halinde olan İstanbul halkını sokağa dökmeyi başarmıştı.
Yemekleri olduğu gibi bırakmıştık. O aralar her artçı sarsıntıda olduğu gibi tüm İstanbul halkıyla birlikte dışarı atmıştık kendimizi. Her noktada trafik kitlenmişti. Ahali akın akın depremden kaçıyordu hesapta. Sadece dışarıda olmak bile yetiyordu onlara. Evlere girilmeye korkulan günlerdi o günler.
Biz de Maltepe’de bir çayırlık bulduk. Dışarlarda TV ler kurulmuş. Bir yandan çaylar demleniyor, bir yandan muhabbetler ediliyor ama bir yandan da çaktırmadan Ali Kırca’nın depremi bekleniyordu!!. İnsanlar çok eski yıllarda olduğu gibi konu komşu edinmişlerdi. Mahalle kültürü gelişmeye başlamıştı sanki. Yardımlaşmalar falan oluyordu. İyi de oluyordu, fena mı oluyordu? Ama bir de gece o çimenlerin üstünde gecenin ayazında uyumak zorunda olmasaydık?.
O gece bir şey olmadı ama depremde yanmaya başlayan Tüpraş tanklarının patlamaya hazır bir bomba haline geldiğini söyledi TV ler. Uçaklar söndürmeye çalışıyordu ve gece çimende yatmamızın sebebi de o tanklardan yangının genişleme ihtimali idi ve bundan İstanbul’un bile zarar göreceği söyleniyordu. Şükür ki o yangın da kazasız, belasız etkisiz hale getirilmişti.
Ahmet Mete Işıkara iyi bir bilim adamıydı. Şu zamanda, şuradan, buraya deprem olurdan ziyade, depremin vereceği zararlar hakkında bilinçlendirmek istedi halkı hep. Okullara gidip deprem anında neler yapılmasını anlattı. Okulların, hastanelerin çok acele güölendirilmesini, yeniden yapılmasını istedi. Binaların da. Bir bilim adamı olarak bildiklerini paylaşmak istedi hep.
72 yaşındaymış. ‘’Deprem dede’’ lakabı yaşından değil, tonton görüntüsünden olmalıydı. Konusu deprem gibi sevimsiz bir konu da olsa herkesin sevdiği bir insandı. Kendisi sevimliydi. Sevecendi.
Depremden sonra uğraştı durdu halkı bilinçlendirmek için ama halkın yapacağı bir şey yoktu. Zamanında ne İstanbul’da, ne İzmir’de ne de başka bir bölgede Van’da mekanlar yapılırken deprem riski hiçbir zaman düşünülmemişti. Nitekim yakın zamandaki son Ege, Saroz 6.2 lik depremde İstanbul’da çaresiz sallandık, öylece kalakaldık evin içinde.
Bu bir devlet politikasıydı ancak. Biraz geç kalınsa da hastane ve okulların yıkılıp yeniden yapıldığını görüyorum. En azından semtimdeki bir ilköğretim ilkokulu yıkıldı, yeniden yapıldı. Geçenlerde gittiğim Çapa hastanesinin, daha önce gittiğim Göztepe Medeniyet Hastanesinin bölüm bölüm yıkılıp, yapıldığını görmek ve hatta 2015 e kadar tüm hastanelerin ve okulların yeniden yapılmış olacağını söylemeleri nde bile Ahmet Mete Işıkara’nın davasında ne kadar haklı ve başarılı olduğunu görüyorum.
Bir bilim adamını daha kaybetmiş olmanın üzüntüsü ile kendisine Allah'tan rahmet diliyorum. İnsanlar bir gün onun ne demek istediğini mutlaka daha iyi anlayacaklardır.
Mekanı cennet olsun..