- Kategori
- Gündelik Yaşam
Bıktık su silahlardan ve magandalardan 2

Suçlu aramaya gerek yok demiştim. Her bu konuda başı sıkışan hemen televizyon dizilerine suç buluyor. Haksız da değiller özellikle televizyon dizilerinde silah başrolde oluyor. Ne yazık ki silahsız diziler de pek tutmuyor baktık ki reytingi düşüyor dizinin hemen bi iki adam vuralım biraz silah kullanalım biraz racon keselim hemen tavan yapsın reytingler. Ve işin en kötü yanıda bu karakterlerin örnek alınması ama tek suçlu onlar mı. Anne babalar peki binbir heyecanla doğumunu beklediğiniz doğduğunda gözünüzden bile sakındıgınız, kıllarına zarar gelmesini istemediğiniz erkek yavrularınızın ilk eline aldığı oyuncaklar genelde tabanca oluyor.
Türk milletiyiz, cesuruz, vatanseveriz erkeklerimizde kadınlarımızda tarihte daima kahramanlıklarıyla öne cıkmıslardır. peki ya günümüzde hergün birileri yok yere hayatını kaybediyor. geleceğin idarecilerini politikacılarını savcılarını hakimlerini doktorlarını v.s bütün büyük adamlarını yetiştirecek olan okullara ne diyelim. Ben bu magandalıgın bitecegine inanmıyorum. ne kadar bagırsak da ne kadar aglasak da ne kadar can versekde "yav bi mac kazansakda su yeni aldıgım silahı bi sıksam dunyanın parasını saydık bi sesini duyalım şu makinanın" düşüncesiyle yaşayan fertler oldugu sürece bu magandalık bu insanlık dışı davranış sürüp gidecektir. e ne yapalım bizde her zaman ki gibi "sus sustukça sıranı bekle bi gün sende kör bir kursunla hayatına veda edersin" sloganıyla tepkisiz kalmaya bu konunun sadece haber bültenlerinde birilerinin canı yandığı zaman iki dakikalığına yayınlanmasına razı olup ertesi gün hiçbirşey olmamış gibi yaşamaya devam edeceğiz... Sayın Can DÜNDAR'ın bu konuyla ilgili bir yazısını size sunuyorum.
Samsun'da bir pencere... Pencerede yaslı bir anne: Nur Genç... 16 yaşındaki oğlunu "kız davası yüzünden" liseli arkadaşının kurşunlarıyla yitirmiş. Yüzünde, sesinde, evlat acısının kor ateşi var. Aşağıda ağlaşan oğlunun arkadaşlarına yalvarıyor: "N'olur, silahları bırakın!"
Kan davalılara söylenen bu çağrı nicedir gençlere tembihlenir oldu. Silahlanıyor gençler... Nedeni öyle çok ki: Toplum, silahı olana itibar ediyor. Silah, bir "erkeklik simgesi" olarak görülüyor. Bilgisayar oyunları çocuk beyinlerine "Ateş et" komutunu yerleştiriyor. Herkes Polat gibi olmak istiyor. Devlete güven azaldıkça kendini koruma güdüsü öne çıkıyor. "Havaya sıkan" milletvekilleri kötü örnek oluyor. Ve en önemlisi, silah kolay bulunuyor.
Bunun sonucudur ki, her gün ya maç çıkışında ya düğünde "maganda kurşunu"na kurban gidenlerin haberini okuyoruz. Önce şunu düzeltmeliyiz: "maganda" sonuçtur. Asıl sorumlu, "bireysel silahlanma..." Bunun da, toplumsal, ekonomik, siyasi nedenleri var. Erkek çocuğu silahla yetiştiren gelenek... Silah lobisinin teşviki... Hırsızlığın, kapkaçın çoğalması karşısında yurttaşın kendini koruma refleksi... vs...
Bunlar ortadayken acılı annenin "Silahları bırakın" feryadı ne yazık ki, silah sesleri arasında kaybolmaya mahkûm... Bakın, geçen ekimde Brezilya'da halka "Bireysel silahlanma yasaklanmalı mı?" diye soruldu. Halkın yüzde 64'ü "Yasaklanmasın" dedi.
Niye? Çünkü kanun tanımaz çete artıkları, silahlanma yasaklansa bile bir yerden silah bulacaklardı; olan, onlar karşısında korunmasız kalacak masumlara olacaktı.
Bu nedenle, suç diyarı Brezilya "Silahımdan vazgeçmem" dedi
Yumurta-tavuk sorunu gibi: Suç kontrol altına alınmadan silah azaltılamıyor, silah azalmadan suç kontrol altına alınamıyor. Bu arada da silahlanma arttıkça artıyor. Türkiye'de sivillerin elinde 2 milyonu aşkın ruhsatlı silah var. Bunun 3-4 katı da ruhsatsız olduğu tahmin ediliyor. Yani her 5 erkekten 1'i silahlı... Ve yılda 3 bin kişi ateşli silahlarla hayatını kaybediyor.
Bu tablo karşısında "Silahını bırak" çağrısı yetmez. Silahsızlanma için büyük seferberlik lazım. Önce silaha tapan gelenek aşılmalı... Nasıl kuş gribi kümesçiliği öldürdüyse, liseli cinayetleri de "at-avrat-silah" üçgenini parçalamalı... Medyanın desteği şart... Bilgisayar oyunlarından televizyon dizilerine kadar özen gerekiyor. Katiller yüceltilmemeli... Cinayet haberleri, silahlanmanın ölümcül sonuçlarına dair uyarıcı bilgilerle beslenmeli. Silahlılar özendirilmemeli, dışlanmalı. Milletvekilleri öncü olup silahtan vazgeçmeli... Silah satışı cazip bir ekonomik alan olmaktan çıkarılmalı. Ruhsat sınırlanmalı; denetime ağırlık verilmeli... Ve en önemlisi, toplumun güvenlik ihtiyacı karşılanmalı, insanlar silahsız da kendini güvende hissetmeli... Nur ananın feryadı ancak böyle dinebilir.