- Kategori
- Deneme
Bilinç Hastalıktır Gerçeği
Bilinç hastalıktır demiş Dostoyevski bir zamanlar mustarip olduğu bu illetten ötürü. Bilincin hastalık olduğu gerçeğini kabullenmiş biri olarak bilincin yalnızlaştırdığını da çok iyi biliyorum artık. Var olan ve var olacak her bilinçli insanın zaman içerisinde bu hastalıktan dolayı acı çekeceği aşikar. Yalnızlığı sevse de kişi, gerçekte kendi gibi olan insanları çevresinde görmek istiyor. Benzer frekanslara sahip olan insanların anlaşabildiği bir var oluşta insan kendi gibi olmayanla uğraşırken yoruluyor ve bu sürecin sonunda bilincin hastalık olduğu gerçeğiyle yüzleşiyor.
Sanmıyorum ki cahil insan mutsuz olsun. Sanmıyorum ki cehaleti sebebiyle yorulsun. Cahil insan için var oluşun anlamı diye bir şey söz konusu değildir. Sadece vardır ve nasıl olursa olsun yaşıyordur.
İnsan zamanla daha çok susuyor. Daha çok dinlemek istiyor insanları. Daha tepkisiz davranmak ve olan bitene aldırmamak istiyor. Savaşını sonlandırıp yolunda yürümek ve yolculuğunu tek başına yapmak istiyor. İlk başlarda hissettiği yalnızlığın acıtma hissi sonrasında kendini bir geri çekilme davranışına bırakıyor. Geri çekildikçe insanlar tarafından yanlış anlaşılıyor fakat bu süreç tamamlandığında ortaya bir şaheser çıkıyor. İnsanların anlayışsızlığı da önemini yitiriyor bir süre sonra ve kişi sonsuz gücüyle var oluyor yaşamda.
Özgür bir birey olmanın bedelleri var. Her şeyden önce insan gerçek özgürlüğü bulduğunda onun yarattığı acıyı ve hazzı birlikte deneyimliyor. Kişinin öğrendiği en son ders ise bilincin var ettiği yalnızlığın aslında onun faydasına olduğu gerçeği oluyor. Çünkü insan tek başına da var olduğu sürece yanlış insanlara muhtaç olmuyor. Bu da kişinin sırf başkalarıyla olmak adına kendinden ödün vermesini önlüyor. Yaşamında sadece ona değer verenler oluyor ve kişi kendi değerini başkalarının gözünde aramayı bırakıyor.
Bilincin hastalık olduğu bir gerçekse eğer tüm kazanımlarını ve kaybettirdiklerini birlikte ele almak gerekiyor. Bilinçli olmak zor olsa da zamanla insan kendine bakmayı öğreniyor ve kim olduğu gerçeğini kabulleniyor. Sonrasında ise mutsuz da olsa güçlü ve özgür bir birey olarak yaşamına devam ediyor ki bunun getirisi de huzur oluyor.