- Kategori
- Psikoloji
Bilinçaltı yeniden inşa edilebilir mi?

subliminalmessage.com (Bir gizli reklam örneği)
Gazlı içecekler, tercih ettiğiniz bir içecek çeşidi değil. Ama bir sinemada film izlerken, filmin arasında büfeye gidip bir gazlı içecek alıp içiyorsunuz. Sonra "Ben bunu neye içtim?" diye düşünüyorsunuz ancak bu sorunuzun cevabını bulamıyorsunuz.
Yıllar önce reklamla ilgili katıldığım bir seminerde Amerika Birleşik Devletlerin'de yasadışı uygulanan gizli reklam denilen bir uygulamadan söz edilmişti. Bir filmin içine saniyenin 1/25 i kadar bir sürede bir reklam koyuyorlar. Fakat bu sahneyi göz farkedemiyor. Ancak bilinçaltı algılayabiliyor. Bilinçaltı bu yönlendirmeyle sizi aslında istemediğiniz bir davranışa yönlendiriyor. Yasalar kesinlikle bu şekilde bir uygulamaya izin vermiyor.
Peki bu işlem nasıl oluyor?
Televizyon veya sinema ekranında gördününüz bir saniyelik görüntü, aslında 24 karelik ard arda çekilmiş resimden oluşur. 1 saniyelik görüntü eşittir 24 tane resim. Gözümüz saniyede 24 kare algılayabiliyor. Yani siz 24 kareyi fark ediyorsunuz. Fakat işin içine bir 25 inci kare eklerseniz, işte bu noktada bilinç bunu fark edemiyor. Artık o kareye verilecek bilgi, kişinin insiyatifine kalmış. Ne tür bir veri eklerseniz, o direkt bilinçaltına akıyor. Yani tarlanıza sizin haberiniz olmadan bir tohum atılıyor. İşte bu sistemin adı 25 inci kare.
Bu sistemi ilk defa, 1986 yılında çok büyük bir firma kullanmış. Bir sinema filminde 25'inci kareye kendi reklamlarını koymuş ve "Bunu iç, bunu iç" diye bir yazı yazmış. Daha filmin ilk arasında firmanın ürünlerinde yüzde 80 artış gerçekleşmiş. Buna subliminal mesajlar adı veriliyor.
Gözünüz bunu görmüyor ama bilinçaltı sürekli kayıtta olduğu için siz farkında olmadan o bilgiyi de kaydediyor. Siz ekrana bakarken gözünüzün yalnızca "göz kırpma" hızında bir görüntü ekrana gelip kayboluyor. Gözünüz hiçbir şey görmez, ancak bilinçaltınız bu mesajı çoktan almıştır. Zaten duyarlılıkları en üst düzeyde bilinçaltı fark eder.
Çünkü bilinçaltı bütün olayları bir şekilde kodlar. Bir kayıt cihazı gibi. Ancak kayıt cihazları sadece birkaç duyguyu kodlarken, bilinçaltı farkında olalım veya olmayalım her şeyi kayıt altına alır. Bilinçli zihin dakikada dokuz düşünceyi bilinçli olarak algılayabilir; ama bilinçaltı bir dakikada 2,3 milyon bilgi parçacığını işlemden geçirir. Ancak biz bunun bir kısmını fark edebiliriz.
Bu gün 25'inci karenin, özellikle Rus TV'leri tarafından yaygın olarak kullanıldığı ve hükümetin buna karşı mücadele başlattığı biliniyor.
Yukarıdaki söz ettiğim aslında bir nevi hipnoz.Yıllar önce Hülya Avşar'ın sunduğu bir program vardı. Orada bir hipnotizmacı insanlara hipnoz altında her şeyi yaptırabiliyordu. O program bittikten sonra sanıyorum bir soruşturma açılmıştı.
Geçtiğimiz hafta kapı komşumuz, eşime bir kitap ve bir CD hediye etmiş. Kitabı okumaya başlayınca anlatılanlar benim yıllar önceki seminerde anlatılan konuyla yakından ilgili. Kitabın ismi "Gizli telkinle Kuran terapisi" Yazarı da Kubilay Aktaş.
Kitabın ilerleyen bölümlerinde Kubilay Aktaş, bilinçaltını etkileyen olumsuz durumlardan nasıl kurtulacağını konusunda bazı yollar bulduğunu anlatıyor.
Kitabında verdiği örneklerden söz edeyim.
Örneğin bir mağazaya girdiniz. Belki bir tane giysi alacaksınız. Mağazada yüksek sesle müzik çalıyor. Bir müddet sonra kasaya gittiğinizde elinizde 3-5 çeşit giysi var ve hepsini satın alıyorsunuz.
Yazar kitabında bu müziğin altında sadece bilinçaltının algılayabildiği 8 ila 12 hertz gibi düşük bir volümde "Daha çok satın al, daha çok al" gibi telkinler olduğunu ancak normal olarak bu sesin insan kulağı ile değil sadece bilinçaltı vasıtasıyla aldığını anlatıyor.
İddialarının arasında şöyle bir örnek daha var.
Fight Club (Dövüş kulubü) adı altında ülkemizde de seyredilen bir filimde özel cihazlarla tam 22 tane 25 inci kare yakalanmış. Orada ne olduğunu bilmiyorsunuz, ama gizli bir mesaj bilinçaltınıza akıyor.
O filmdeki mesajın ise eşcinsellik olduğunu anlatıyor. Çünkü filmin yönetmeni ve filmin müziklerini yapan kişinin eşcinsel olduğunu iddia eden yazar, bu filmden sonra Türkiye'de eşcinselliğin ciddi bir patlama yaptığını iddia ediyor. Bu filmin içindeki 25 inci karelerde ise pornografik eşcinselliği telkin bölümler varmış.
Kubilay Aktaş, bütün bunları anlattığı kitabında ek olarak bir CD veriyor. Bu CD nin içinde ise hafif müzik var ancak müziğin arkasına Kuran'dan ayetler ile Cevşen ve Celcelutiye duaları 8 ila 12 hertz ayarda kayıt yapılmış. Belli bir zaman arka arkaya dinlendiğinde CD nin içinde arkasında dualar ve ayetler olan bu müziğin depresyon ve başarı motivasyon konusunda yararı olduğunu söylüyor.Yazar kişinin durumuna göre özel CD lerde yaptığını anlatıyor.
"Peki bu telkin suç değil mi?" sorusuna ise "Ben toplu telkin yapmıyorum. Kişinin talebine göre ve isteyenlere bu CD yi gönderiyorum" diyor.
İlgilenenler aşağıdaki siteden daha fazla bilgi alabilirler.
Sitenin altında şöyle bir not var.
" Gizli Telkinle Kuran Terapisi Tıbbın yerini tutamaz, destekleyici bir tekniktir. Her türlü hastalık ve sair tedavi gerektiren sorunlarınız için lütfen doktorunuza danışınız."
Şimdi aklıma bir şey geldi. Devamlı televizyon izliyoruz, sinemaya gidiyoruz, CD ler alıp dinliyoruz. Bir an için bunların etkisinde kaldığımızı düşünelim. Seçim zamanı oy vermeye gidiyoruz. Mühürü elimize alıyoruz, ve (x) partisi yerine (y) partisinin bulunduğu bölüme mühürü basıyoruz. Dışarı çıktığımızda ise "Ben ne yaptım?" diyoruz. Malum önümüzde seçimler var da..... Olur mu? Olur.....