​ Bilinenleri görmeyenler, yokoluşa giderler! / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '13

 
Kategori
Sosyoloji
 

Bilinenleri görmeyenler, yokoluşa giderler!

Orta doğu kan gölüne döndü, tüm çakallar kan kokusu aldı ve gölü sardı… Bu gölde canlı balık yok, ancak organik kimyasal atıkların öldürdüğü balıklara rastlamak mümkün, o da işinize yarar mı bilmem… Hilali Ahmer cemiyeti başkanı ve çalışanları nerede balık varsa hemen orya oltalar boş kalmasın diye yem taşıma da bayağı maharetli, ancak balıkları o göllerden çıkarıp okyanusların derinliklerine taşımada da bir o kadar beceriksiz…

Kan gölünden acaba bize canlı balık çıkar mı diye mücadele edenler şunu akıllarına yazsınlar ki, kanla beslenen canlılar haramdır, o kanların içinde organik kimyasallarla öldürülerek bize ikram edilen balıklar da bize külliyen haramdır. Siz bilmez misiniz be ahmaklar, kan, domuz eti, içki, tapılmaya mahsus putlar adına kesilenler ve fal oklarıyla öldürülüp, güzel bir ziyafet var diyerek, domuzlar sofrasından nemalanmak hesabı yapanlar, haramla karın doyurmak istediklerinden baştan kaybetmişlerdir. Haramın evi olmaz bunu bilelim. Bu haram sofraları oluşturmak ve meşrulaştırmak adına koca bir toplumun beynini uyuşturup, beyinleri salata yaparak afiyetle, gelecek tahtı hesap edenler, şimdiden tahterevalli gibi sallanıyorlar, ancak bunu görme şansları yoktur, çünkü keyiflerinden sarhoş olanlar idrakten yoksun olurlar…
                                     

 Kaç yıldır içim kan ağlıyor, kan ağlar mı, ağlıyor işte, onun çığlıkları ne bir çocuk, ne bir kadın ne bir yaşlı ne de bir yırtıcı hayvanın pençeleri arasında çırpınan korumasız bir canlının çığlıklarına benzer, ancak bu çığlıklar sesiz sessiz çığlık basar. En acı feryat sessiz çığlıkların feryadıdır. O feryadı kimse duymaz, duymak istemediği için de, zamanla bu çığlıklar kendi çığlıklarına karşı hem sağır hem de lal olduklarından adı sessiz çığlığa dönüşür. İşte o çığlıklar içim de feryadı basar, onlar sessiz bağırdıkça içimde bir basınç yükselmesi ve birden içim kan gölüne döner, o zaman anlarım ki, hakikaten içim kan ağlıyor, peki bunları kiminle paylaşabilirim ki? Çok tedirginim, neden mi, neden olacak kanla beslenen helal haram bilmeyenler, içimdeki kanı fark ederlerse beni de diri diri kan gölüne atarak, boğduktan sonra keyifle, limon sıkar gibi mezelerinin üzerine bir sos olarak kullanmasın istediğim için kısıldı sesim…

Matematikte bir kural vardır, bilinenlerden yola çıktığınızda bilinmeyenleri de bulabiliyorsunuz. Yani iki bilinmeyenli bir denklem düşünün, x’in değerini bulduğunuz zaman y’nin değerini de bulabilirsiniz. Sonuçta sizin karşınıza çıkacak olan tüm soruları, bu bilinmeyenleri bulduğunuz da çözüyorsunuz ve çözümsüz bir denklem kalmıyor.X+Y=?;X-Y=?;X*Y=?;X/Y=? Gibi denklemlerin sonuçlarını rahatlıkla bulabilirsiniz, ama ne zaman, bilinmeyenleri bilinenlerden yola çıkarak doğru bulduğunuz zaman. İşte hayatta böyledir,”siz bildiklerinizi yaşarsanız Allah size bilmediklerinizi de öğretir…”Peki, o zaman sormak gerekmez mi acaba bu orta doğuda bu kadar bilinmeyenin işi nedir diye? Ortadoğu tüm bilinmeyenleri bağrına basmış bir ana gibi karayazılı, ağlayan toprakların adıdır. Tüm acılara dayanmasını katlanmasını bilen içine atmaktan içi kan ağlayan sesiz çığlıkların vatanıdır.

“Şayet siz günahlardan arınır, Allah’tan hakkı ile ittika ederseniz, o hiç ummadığınız yerden sizi rızıklandırır, doğru ile yanlışı birbirinden ayıracak Furkan’ı(kabiliyeti) size verir…”Soruyorum şimdi, kendini orta doğu’da mutlak kurtarıcı olarak gören be hey “Hilali Ahmer“cemiyeti üyeleri, acaba neden bu denklemleri çözmekte zorlandığınızı hiç düşündünüz mü? Düşünüyorsunuz ben biliyorum, ama öyle bir düşünüyorsunuz ki, balık yakalamak için kan göllerinin başında nöbet tutan ve ölmüş balıktan hoşlanan domuzların oltalarının ucunda yem var mı yok mu onu düşünmenin ötesinde ne düşündüğünüzü bana anlatır mısınız?

                     
        
Şayet insan olduğunu söyleyen insan evlatları, bildikleriyle amel etseler, bu gün içine düştüğümüz bu acınası tabloların hiç birisiyle karşılaşmayacağımız kesin. Ancak ne yazık ki, bakıyorum hala ekranlardan verilmek istenen mesajlar, noksan sıfatından münezzeh olan bir yaşamı anlamamış olan burunları pislikten çıkmayacak olanlar diye, açıklamaların ötesine geçemeyen zavallılar mecmuasının önsözünü dinlemekten başka bir şey duymuyorum. Ey zavallı Orta doğu cinleri ya cinliğiniz güzel oynayın gözümüze gözükmeyin, ya da biz ciniz diye bir daha bana çakma cinliğinizi kanıtlamaya çalışmayın… Her yandan bakıyorum, bu göl kan gölü balık yetişmez, ancak birileri hala bana burada balıkları yok edenin aynı gölde can çekişen balıklar olduğunu anlatması, onuruma ve insanlığıma dokunmaya başladı ve yazmaya karar verdim.

X’İN VE Y’nin değerini bilmeyenlere ya da bulamayanlara yardımcı olabiliriz, sebebi var olan denklemleri çözmeleri için. Ama biz ne kadar da bu değerleri bilsek de, sonucu bize soruyu soranın ya da bu denklemeleri oluşturanın, istediği şekilde çözmezsek, kesinlikle bu sonuçlar bilimsel içeriklerin ne olduğunu belirleyen heyetin onayından geçmeyeceği için, biz bu bilinenlerle, o heyetin istediği sonucu oluşturmak zorundayız. Yoksa kimse bize akademik böl parçala sun, apoletlerini vermeyeceğinden, gelecek yıllarda, bu bölgeye açılacak olan canlı balık resteurantlarında kimse bize şef olma sertifikasını vermez diyerek çabaladığınız emeklerin tümü habitat a’meluhum olur haberiniz olsun…

Burada kimsenin şu olduğu bu olduğu açıklamalarını yapmak istemiyorum ve de yapmıyorum, sadece bu denklemin çözümünün bilinenleri ve bilinmeyenlerin değerini kendi yerine koyduğumuz da sorunu rahatlıkla çözeceğimizi anlatıyorum. Ancak bunu yapmayanlar şunu bilsin ki, hep sonuç avuç yalamak ve hüsran olacaktır.”Bu Allah’ın bir kanunudur, siz Allah’ın kanununda asla bir değişiklik bulamazsınız…”Yani siz bildiğiniz hakikatlerle amel ederseniz, Allah size bilmediklerinizi de öğretir.”İşte matematikteki denklemin çözüm yolu toplumsal yaşamda da aynen olmasına rağmen bunu farklı yerde arayanlar, hep arayacaklar ancak sonuçta sadece avuçlarını yalayacaklar…

        
 

Bu gün Orta doğu kan gölünde, şeytanın oyunları bir bir oynanıyor haberiniz olsun, merkezi sitemlerce veya megafonu elinde bulunduranların verdiği sakızla geviş getiren toplumlar, bu geviş sonrasında oluşan gazlarını geğirirken hiçbir hakikatin şahidi olamayacaklardır. Oluşan gazları geğirmekle atamayanlar zaman zaman ortalığa çıkarak birkaç hoplama ve bağırmakla rahatlayarak gazlarını boşaltmış olduklarını sanabilirler, ancak şunu unutmamak gerekir ki, bu denklemin verileri yerine doğru konulmadığı sürece, zannediyorum ki, geğirecek zamanınız olmadan gazdan çatlayacaksınız. O zaman tüm bölge ölmüş balıkların temizlendiği ve yakıldığı yer haline gelecektir. Neden mi böyle konuşuyorum, çünkü Allah’tan başkasının hesabının ne olacağını hesaba katmadığımdan ve beynime bir sınır tanımadığımdan, rabbime hamdüsenalar olsun ki, beni hiç yalnız bırakmıyor…

Fazla beyinlerin yorulmasına fırsat vermeden bir hakikati vurgulayarak kısa kesmek istiyorum, şeytan kendi şeytanlığından kaynaklanan Allah’ın huzurundan kovulma gerekçesini, Âdemle irtibatlandırarak, onların cennetten kovulmasına sebep olmakla kendini kurtarmış olmadı. Hatalarını fark eden Âdem ve Hava validemiz, af ve mağfiret dileyerek Allah’a döndüler ve bağışlandılar. Oysa şeytan neden benim dediğim olmadı diyerek yaşadığı kibirlerinden dolayı ebediyen lanetlenerek, kötülüğün temsilcisi olarak tarihe damga vurdu. İşte benim buradaki endişelerim sanki bu durumu kendimize reva görüyoruz gibi geliyor bana, sadece bu konuları bir hatırlatayım dedim…”olur ki, öğüt alınır diye…”

Ve rabbimin bir ayetiyle konuyu siz okuyucularımın sorgulamasına bırakarak sizi yazıyla baş başa bırakıyorum.”Ey cahiller! Yoksa siz bana Allah’tan başkasına kulluk yapmamı mı emrediyorsunuz…”(Zumer suresi)

SOSYOLOG-EROL KEKEÇ

 
Toplam blog
: 9
: 224
Kayıt tarihi
: 24.11.12
 
 

EROL KEKEÇ,SOSYOLOJİ VE PSİKOLOJİ ALANINDA EĞİTİM ALDIM. Yazarlık ve şairlik yapmaktayım. Düşünce..