- Kategori
- Deneme
Biliyordum
Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker en iyi arkadaşının kanlar içinde yere düştüğünü gördü. İnsanın başını bir saniye siperden çıkaramayacağı bir ateş altındaydılar. Asker teğmenine koştu hemen:
- Komutanım, bir koşu arkadaşımı alıp geleyim mi?
“ Delirdin mi? “ der gibi baktı teğmen.
- Gitmeye değmez oğlum, arkadaşın delik deşik olmuş. Büyük olasılıkla ölmüştür bile. Kendi hayatını da tehlikeye atma sakın!
Ama asker o kadar ısrar etti ki, teğmen izin vermek zorunda kaldı.
- Peki, dene bakalım!
Asker yoğun ateş altında fırladı siperden ve mucize eseri, arkadaşının yanına kadar gitti, yaralı arkadaşını sırtlandığı gibi taşıdı. Birlikte siperin içine yuvarlandılar.
Teğmen koşup yaralıya bir göz attı ve nefes nefese bir kenara yıkılmış askere döndü:
-Sana hayatını tehlikeye atmaya değmez, dememiş miydim? Bu zaten ölmüş.
- Değdi komutanım değdi! Dedi asker.
- Nasıl değdi, arkadaşın zaten ölmüş, görmüyor musun?
- Gene de değdi komutanım, çünkü yanına vardığımda henüz yaşıyordu. Ve hıçkırarak, arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
“ Geleceğini biliyordum! “
Beklediğim ne bilmiyorum! Fakat kesinlikle böyle bir dost kavramını defterden sileli çok oldu. Bunu farkındayım. Yalnız bazen böyle bir inanca sarılabilmeyi öyle çok istiyorum ki!
Bugün zamanında öyle bir dostum olan arkadaşımda toplandık lise arkadaşlarımızın birkaçı ile birlikte. Baktım ki, hepimiz aynı özlem içinde kıvranıp duruyoruz. Özellikle de bunu bir erkek partnere bağlayışımız ne kadar tanıdık geldi bana. Halbuki ben Tanrı ile bu konuda kaç defa pazarlığa oturdum; ya bana öyle bir partner ver, ya da elimdeki erkek yakınlarımla yetinmeyi öğret, lütfen! Diye çok yalvardım ve yalvarmaya devam ediyorum.
İşte, kardeşim evini açtı ve köye yerleştim. Fakat yine midemde o yumruk yemiş haldeki ağrı, şişkinlik, düğüm, ne derseniz deyin; beni çok rahatsız ediyor. Biran önce rahatlamak en büyük dileğim.