- Kategori
- Kültür - Sanat
Bilmem kaçıncı boyutta, ölümünün 1. Yılında. Yine seninleydim, Yükselecek Demirel

şairimiz Yükselecek Demirel'in ailesi ile birlikte.
Şairler bir şehrin aynası gibidir. Bir şehrin şekillenen düşleri, duyguları, geleceğidir. Şair dendi mi yürek çarpar. Şairi içli, candan yapan şehri midir? Yoksa şehir midir şairi yakar. Şair sanırım yüreğince çırpınmaktadır. Hayatı ve yaşadığı olayların ötesinde bir şehrin akıntısına kapılacaktır. Evreni, dünyayı, şehrini, hayatını, olayları yorumlamaya, şiirleriyle betimlemeye başlayacaktır. İşte böylesi bir şairin anma gecesinde şiirlerinin, şarkılaşmış duygularında, gölgesinde serinledik.
Biz tüm sevenleri Şairimizi, canımızı andık. Şair ölür mü, sonsuza dek şiirleri ile yaşayacaktır. Belki bir şiir pınarında, belki de içimizde ancak o gece usulca sokulmuş geceye şiirlerine içimizdeydi, bekledi.
Şiirlerinde en çok “kadın” imgelerine rastlanır. Bir de kötülüklerin iyiliklerin önünde dize gelmesini arzu eder.
Şiirleri çok ustaca, hayatın içinden sökülmüş, yıldızlarca gizlenmiş özelliklere sahiptir. Kırgın, Közden Küle, Küldeste. Hepsi de gerçek şiirlerdir. Şiirlerinde en çok olmasını, var olmasını arzu ettiği imgelere, betimlemelere dikkati çeker.
Coşkun akar, “ İpek kozası “ şiire döker arzularını. Can suyu olur, akar şiirin damarını besleyecektir. O dostlarına, sevenlerine, arkadaşlarına can suyu olmuştur, hep.
Can suyu bir şiir kitabıdır… Onun betimlemelerini, yorumlamalarını Muğla Kültür Evi’nde gerçekleştirmiştik.
Ölüm yıldönümüydü ya! Ünal Türkeş’in yıllarca gazetesinde sanat sayfasını yönetti. Yıllarca Muğla Gazeteciler Cemiyeti’ni yönetti.
Tam da oraya değinirken sana bir selam da. Bir dönem Muğla’da görev yapan asker kökenli şair Zeki Akdoğan haberim olsaydı, gelirdim diye duygularını döktü, haber veriyorum.
Ünal Türkeş şöyle dedi.: Ne de güzel, ne de hoş bir şeye değindi. Muğla şairler kenti, ressamlar kenti, yazarlar kenti, sanatçılar kenti. O halde evet, içtenlikle ve ivedilikle katılıyorum. “Şairlerimizin evlerine birer plaket çakılmalıdır.”
Birinci anma etkinliğinde Menteşe Belediyesi tarafından bir parka ayrıca ismi ve şiirlerinden parçalar konarak, çoğaltarak hayata geçirebilirdik. Hala geçmiş değil. Yapabiliriz.
Cancağzım dedim ya sana. Seslenişim, sevgim, özleyişimdi bu. Seninle o gece ırmak olduk aktık. Seninle hüzün olduk, demlendik. Şarkılara daldık, nağme olduk.
En çok beni ne etkiledi bilir misin? O salonun arka sıraları olduğu gibi bizim bilmediğimiz senin o apayrı çevren, komşuların, tanıdıkların, ilişkilerinin geliştiği dostların, sevenlerinle karılı-kocalı oradaydı.
O nedenle o salonun bu denli güzel duygularla dolacağını nereden bilecektik? Bilseydik, belki de heyecanımız olsa gerek duygularını, anılarını, sarılışlarını, gözyaşlarını biriktirip zenginleştirirdik seni. Bir hayli çekici olurdu ki, bilmediğimiz ne çok duygu çıkardı, dökülürdü geceye.
Hiç unutmam başka bir şehre gittin. Döndün! Geldin dedin ki! Muğla’m başka şehir duygulu, candan, içli insanları, sımsıcak. Geçti anılarım, sahnelendi gözlerimde. Öyle çok anımız, duygumuz var ki cancağzım! Heyecan dolu!
O senin anma gecende her iki belediyemizin temsilcileri, başkanları, yönettiğin gazetenin sahibi can dostun Ünal Türkeş oradaydı.
Sanatseverler derneği tam kadro oradaydı. Ortaca’dan Birdal Can Tüfekçi, Kemal bey, Yadigar Sarı, Fethiye’den Cahit Yargıcı geldi, seninleydi.
“Karıma merhaba” şiirini okudu dostlarımız. Karın, İlhane abla oradaydı. O hiç dilinden düşürmediğin çocukların Ilgın, Saygın, Mehmet oradaydı. Yerin doldurulamıyor ki, ağlamaklı, içli, duygulu oldu gözleri, daima gecede.
Sevenlerin seni yorumluyordu. Sevindin mi? Ne çok sevinmişsindir, o gülüşünü sevgini hisseder gibiyim.
Cancağzım birlikteliğimiz, bir aile olduk birlikte çocuklarınla, İlhane abla ile. Bir su gibi. Coşkun akan bitmeyen sevgi gibi. Şiirlerini okuduğun o anlarda, yerlerde gezindim durdum.
Biliyor musun birlikte gezdiğimiz, yürüdüğümüz içindir, senden sonra beni görünce hep seni yaşadılar, o güzel Muğlalılar.
Daha soracaksan “İpek Kozası”. Bilmem sensiz hayatın kaçıncı boyutunda, evreninde yaşıyorum. Yaşıyorum şimdilik. Yaşamak öyle güzel kıvılcım ki, yaşamak güzel şey, canım …
Rüzgar getirir döker, hasretini. Gecenin bu vaktinde ne yıldızlar saklandı, kaçtı. Hayır öyle katıla katıla gülmediler, cancağzım. Hüzünlü bulutlara göz kırptılar, gecenin seninle akan ırmağında.
Sonsuza dek yaşayacak olan şiirlerin, hayatın, duyguların, sevgin. Öyle çok göl oldu birikti. Anıların, duyguların sığmaz ki! Taşar, coşar gönlümde bil ki!
Şimdi teşekkürlerimizi iletelim;
Menteşe Belediyesi’nin sevecen Başkanı Bahattin Gümüş senin için gecede seni yaşatan , belgeye kazıyan, seni sahneleyen dostlarına teşekkür, katılım belgesi imzaladı.
Sadettin Özbek hani o senin son anlarında kulağına eğilip “beni unutma” deyişin. İçimizi sızlatan duygun. Özledik durduk, seni.
Hiç unutur muyuz tanığım ki, her an seni yaşıyoruz. Seni anmak içindi çırpınışları, programımız. Heyecanlıydı.
Bir şehrin hikayesini kimler yazar? Bir şehrin demokrasisini kimler geliştirir? Bir şehrin resmini kim resmeder? Bir şehrin şiirlerini kim yazar?Bir şehrin türkülerini kim yakar? Bir şehrin aşk öyküsüdür, yaşadığımız kentimiz Muğla.
Şairler, yazarlar, ressamlar, sanatçılar değil mi Yükselecek Demirel. Onlar yaşadığı şehrinin gerçek dostları, sevenleridir. Yorumlayanlarıdır.
Sen şehrinin düşleri, aşkı, şiiri, geleceği, sevgisiydin. Anıları, öyküsü oldun. Işıklar içinde yat “İpek Kozası”.
Seninleyiz, seni yaşıyoruz.
Az kaldı unutuyordum. Rifat Kalakoğlu ve ben öyle heyecanlandık, tutulduk ki gecede. Seni kaybettiğimiz o an var ya. Telefonun bir ucunda, diğer ucunda ben sadece suskun, saatlerce ağladık, içli içli. Seni kaybetmiştik, hayata veda etmiştin.
Selam olsun tüm sevenlerine, dostlarına, ailene.