​ Bilmem ki bu huzuru paylaşmakla nasiplenir mi yüreğim... / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Ocak '13

 
Kategori
Deneme
 

Bilmem ki bu huzuru paylaşmakla nasiplenir mi yüreğim...

Bilmem ki bu huzuru paylaşmakla nasiplenir mi yüreğim...
 

Minik mutluluklarla süslenmiş hayallerim var benim hasret kaldığım…
Minik dediysem; sahici sahici minik!

Eskiden köyümüze gidecek bol bol vaktimiz olurdu. Dedem daha hayattaydı. Yaşıtlarım henüz evlenmemişti. O dede yadigarı evde geçirdiğim her gün benim için bir kitap bitirmek anlamına gelirdi.

Elime bir kaç roman alır Televizyon'dan, internet'ten, müzikten uzak; sadece okurdum… Hem öyle bi okumak ki bazen gökyüzünden bir yerden izlerdim karakterleri; bazen de ”ben” olurdum baş karakterin ta kendisi. Etrafımda dolaşan minik yeğenlerimin varlığından haberim bile olmazdı… Hatta o an orada olduğumun bile farkında olmazdım… Öyle kaybederdim ki kendimi, saatleeeeer saatler geçerdi de hiç kıpırdamazdım. bacaklarım oturmaktan uyuşur, gözlerim okumaktan sulanır, yemek yemeyi, su içmeyi unutur sadece okurdum.

Oturduğum yerde ne maceralara bulaşır, ne kahkahalar atar, ne gözyaşları dökerdim… Islak gözlerimin buğusundan yazıları göremediğim zamanlarda okuyabilmek için zorla sustururdum kendimi… Kendi yarattığım karakterleri yaşardım bir bir… Saçlarını, elbiselerini kendi yarattığım genç kızlar, kaşını gözünü kendi çizdiğim delikanlılar olurdu.

Bazen o gün başladığım kitabı sabahlara kadar uyumadan okuyup bitirirdim. Ama ille de uyumadan önce bitmeliydi o kitap! Gece herkes uykuya daldı mı biraz korkar yatağımın içine iyice gömülerek okumaya devam ederdim. Birazcık da kızardım beni ”okumak” zevkinden alıkoymaya çalışan düşüncesiz hayalet sanrılarına.

Velhasıl kelam iş yoğunluğu, yuva hevesi, kişisel-kültürel gelişim arzusu derken ”Bu kitabı muhakkak okumalıyım” diyerek aldığım güzelim kitaplar okunmadan birikmeye başladı raflarımda tozlanarak. İşte tam da burda hayalini kurmaya başlıyorum küçük mutluluklarımın. Köy evimize gidip hamakta sallanarak kitap okuduğumu, bahçede ya da balkonda bir yerlere oturmuş, gülümseyerek kitaba dalmış yüzümü hayal ediyorum.

Bazen abimin büyük bir özenle, sırf ben üşümeyeyim diye cayır cayır yaktığı sobanın kenarına kedi gibi ilişir, sonra da sobanın sıcaklığından; ”Yandıııımmm!” diye mızıklayıp şımarırdım da sağolsun abim; ben ”okumak” zevkimi bozmayayım diye önüme yastıklar battaniyeler koyar beni rahat ettirirdi. Kedimiz Sarman da yaşıyordu o zamanlar… Bazen ben kitap okurken kucağıma çıkar, onu sevmem için sağa sola kıppırdardı. Bense hiç istifimi bozmadan kitabımı okuyabilmek için Sarman’ın rahatını bozmadan kollarımı yukarı kaldırır, uyuşana kadar öylece okumaya devam ederdim.

Ahhh… Hayali bile nasıl heyecanlı bir huzur doldurdu içime! Ancak düzene giriyor nefesim. O yeşil doğanın havasıyla ciğerlerimi doldurmuşçasına huzur kapladı içimi.

Şimdilerde bir misafire daha kucak açtı hayallerim. Bilmem ki bu huzuru paylaşmakla nasiplenir mi yüreğim… 

 
Toplam blog
: 19
: 520
Kayıt tarihi
: 26.07.12
 
 

Edebiyata ve yazmaya olan ilgim henüz 12-13 yaşlarımdayken yazmaya başladığım günlüklerle ortaya ..