- Kategori
- Yetenekler
Bilmeyi sevmiyorum

İstanbul’da güneşli ve ılık bir kış günü. Yaşamımda bir şeyler değişiyor. Katıldığım Bilim Elçileri Yarışması’nda finale kaldığımın haberi geldi. İçimde ders çalışmak için karşı konulmaz bir istek var. Derslere girip çıkıyor, gün içerisinde neredeyse odaya hiç girmiyorum. İnternete olan bağım artık eskisi gibi değil, hatta yavaş yavaş tüm bağlarımı koparıyorum. Hayatım değişiyor…
Ve bir kızla tanıştım, aslında buluştum demek daha doğru. Pazartesi gecesi tanıştığım ve bugün buluşmak için sözleştiğim biri. Açıkçası çok heyecanlıydım. Çünkü oldukça zaman oldu özel hayatıma zaman ayırmayalı. Ki odadakiler de bu değişimi biraz da olsa hissettiler. Nasıl hissetmesinler? Normalde bilgisayarının başından çok gerekmedikçe ayrılmayan Oğuz Kaan, kalkmış ve peteklere gidiyordu.
Evet dediğim gibi buluştuk. Beklediğimden de güzel bir kızla karşılaştım. Ve konuştukça çok da tatlı bir sohbeti olduğunu birebir öğrenmiş oldum. Gerçekten bir şeylerin farkında olan ve gerçekten uzunca bir süredir rast gelmediğim türden bir hatun. Evet, Işıl’dan bugüne 2, 5 yıl gibi bir süre geçti ve onunla yan yana koyduğumda, kendisinden yana seçimini kullandırtabilecek bir hatun.
Bu hatunla tanıştığım için oldukça mutluyum ama galiba mutlu olduğum kadar da mutsuz olacağım. Sezgilerim yine bir şeylerin ters gideceğini söylüyor. Yine olmayacak ve yine soğuk kalp duvarlarımın arkasındaki karanlığıma döneceğim. Ne kadar da korkunç bir yerden bahsediyorsun ve neden böyle umutsuz bir sezi ile karşı karşıyasın ki diyebilirsiniz?
Bilemiyorum… Belki de kelimeler üzerinde çok fazla oynadığım içindir. Ya da çok karamsar olduğum için. Nedenini bilmiyorum ama içimden bir ses, “Yine ve yeniden olmayacak!” diyor. Ne kadar çok isterdim yanılmayı… Ne kadar da çok isterdim, “Bu sefer bilemedim.” demeyi.
İşte bu yüzden BİLMEYİ SEVMİYORUM. Aslında çevrem de bilmemi sevmiyor. Bir kez daha ve yine üzülerek söylüyorum ki “Yine sezilerim doğru çıkacak.”. Ne çok isterdim şimdi “Ben Bilirim!” dememeyi, ama diyemiyorum… Diyemiyorum çünkü biliyorum. Ne kadar çok isterdim, 0nun beni yanıltmasını. Ne kadar da çok isterdim, bu yazının bir yanılgılar bütünü olarak arşivime katılmasını.
“İyi arkadaş olabiliriz Canım”… Bu cümleyi kaçıncı kez duyuyorum? Düşünüyorum da galiba üçüncü kez. Evet, tam üç kez duydum. İlk duyduğumda ümitlenmiştim, ikinci duyduğumda zayıf da olsa ümitlerim sürmüştü ama yaşam, bomboş ümitlerle bezediğimi bana acı da olsa gösterdi. Ve işte şimdi yine duyuyorum. Bu sefer umudum yok. Çünkü bilmeyi sevmesem de biliyorum ki tarih tekrarlıyor kendini.
Sevmiyorum… Sadece bilmeyi değil ‘iyi bir arkadaş’ olmayı da sevmiyorum. ‘İyi bir arkadaş’ olmak istemiyorum. Neden böyle oluyor bilmiyorum ama artık sevmiyorum bunu ve de istemiyorum.
Her şeyi merak ettiğim gibi bunu da çok ama çok merak ediyorum:
“Bendeki problem ne? Neden sadece ‘iyi bir arkadaş’ olarak kalıyorum?”