23 Temmuz '07
- Kategori
- Yetenekler
Okurluğun BİR adım ilerisi BİN adım kadar uzak mı yoksa?

Kelimelere ve onları iyi kullananlara hayranlık duyan bir arkadaşım sayesinde tanıdım bu siteyi. Öncesinde okumak yetiyordu belki bazı yazıları. Doğru ya, okurluğun son derece düşük olduğu ülkemizde bu bile tatminkar sayılırdı sosyal zekam için.
Ama...
Arkadaşımın bloglarına cevap yazmak istediğimde üye olmam gerektiğini söyledi bana site! Üye olduğumda ise, cevap yazabilmem için en az bir onaylanmış blogumun olması gerektiğini...
Yazmak? Ama neyi? Nasıl?
Lisedeki Edebiyat derslerinde, her kompozisyon ödevi kontrolünde “Allah’ım Işıl Hoca beni kaldırmasın da okumayayım” diye sıraların arkasına gizlenen bir öğrenciyken üstelik?! A4 kağıdını dolu göstermek için cümlelerdeki kelimelerin arasını, paragraftaki satır aralarını geniş tutan ben?!
Yaşamın hangi karesini, kendimce özgün olmasını istediğim hangi kelimelerle dile getirebileceğim peki şimdi?
Medeni cesaretimi kendimce sınadığım bu aşamada, günlük yaşamımda her türlü pratik çözümü bulan entellektüel zekamın yetersiz kaldığını görmek ise ayrı bir sancıydı.
“Tarih yazan, yapan kadar mühimdir” demişti ya M. Kemal Atatürk;
Güncel, tarihsel, sosyal, bilimsel, vb... Hayatı yaşayanları ve yaşananları anlatan binlerce yazarın arasında, yaşamak kadar yaşananları yazmanın da önemine inanmış, adanmış binlerce yazarın arasında...
Okurluğun BİR adım ilerisine BİN adım kadar uzak hissetmek kendimi...
Ama değil mi ki en uzun yolculuklar bile BİR adımla başlar. İstedim ki, kendimdeki korkuyu itiraf ederek başlıyım bu yolculuğa...
Ama içimde, siz yeni sosyal ailemin arasında çok kısa zamanda adım adım kendimi aşacağımın umuduyla; HOŞGELDİN! dedim kendime...