- Kategori
- Edebiyat
Bir Anne-Kadın İmgesi/Simone de Beauvoir

“Analar, babalar oğullarının delirdiğini, çocuklar ise annelerinin kanser olduğunu en son kabul eden kimselerdir…”
Feminist düşüncenin gelişiminde önemli bir yeri olan Fransız yazar ve filozof Simone de Beauvoir’ın 1964 yılında yazmış olduğu “Sessiz Bir Ölüm” isimli eseri, annesinin trajik öyküsünü konu almaktadır.
Yirminci yüzyıla damgasını vuran yazar Simone de Beauvoir bu eserinde, yetmiş sekiz yaşını aşan annesinin trajik öyküsünü anlatırken karmaşık ve yoğun duygular üzerinde yoğunlaşır ve annesinin ölümünü bütün ayrıntılarıyla betimlemeye çalışır.
Nitekim annesiyle geçirdiği duygusal yaşantısını ve yaşamına yön veren kişisel deneyimlerini annesi aracılığı ile aktaran Beauvoir, bu eserinde başkalarının ölümünü aklı başında bir seyirci gibi izlemekten vazgeçtiğini ifade ederek, annesinin başında ölümü bambaşka bir gözle görmeye başladığını vurgular.
“Ölümden sonra başarı kazanmak umudu bana ne verebilir ki” der…
“Yaşamaya sıkı sıkı sarılmışsanız, ister gökyüzünde, ister yeryüzünde olsun ölümsüzlük ölümün acısını size unutturamaz ve avutamaz”
Eserini özyaşamöyküsü olarak ortaya koyan yazar Beauvoir, sorumluluklarını tek başına üstlenen ve bundan dolayı yıpranmış bir annenin yalnızlığını acı içinde satırlarına yansıtır. Dolayısıyla bu eserinde özellikle de toplumsal yaşamda üretken olan bir kadın imgesi üzerinde durur.
Yazara göre ölüm döşeğindeki bu annenin trajik öyküsü aslında yazarın kendi kendisiyle yüzleşme öyküsüdür. Çünkü yazar burada yaşam ve ölüme ilişkin kendi düşünceleri ve duyguları ile hesaplaşmaktadır.
Annesinin canlılığına hayran olan, yiğitliğine saygı duyan ama bir türlü annesiyle arasında sıkı bir bağ kuramayan Beauvoir, hiçbir şeye şaşmadan, her şeye evet diyen annesinin gözyaşlarını hatırladığında şöyle der:
“Annemin gözyaşları yüreğime dokunurdu. Ben onun kendi başarısızlığına ağlamakta olduğunu çok çabuk kavradım…”
“Annem yaşayışım üzerine hemen hemen hiçbir şey bilmiyordu…”
“O yaptığı işlerde, eylemlerinde hep özveriyle davranıyordu ama heyecanları kendi çerçevesinden çıkmasına meydan vermiyordu. Kendi gönlünde olup biteni görmekten kaçındığına göre onun beni anlamasını düşünemezdim…”
Anne imgesini yeniden yorumlama olanağı bulabileceğimiz“Sessiz Bir Ölüm” isimli bu eser, bir anne ve bir kız çocuğunun ilişkilerini gözler önüne serer.
Beauvoir’e göre genç bir kız ile annesi arasındaki ilinti karmaşıktır. Annesi için kız çocuğu hem ikiz kardeştir, hem de başka bir kadındır. Anne kızına hem buyurgan bir tavırla candan bağlıdır, hem de düşmandır. Çünkü anneler kız çocuklarına kendi yazgısını benimsetmek ister. Bu nedenle annelerin “onu da kendim gibi gerçek bir kadın yapacağım” dediğini duyumsar.
Ve Beauvoir şöyle der; “ben kadın olmadım, insan olmaya çalıştım”
Sıradan bir anne karşısında, sıradan bir kızın başkaldırışına tanık olabileceğimiz bu yapıt, anne-çocuk ilişkisi bağlamında tüm insanlık durumunu ortaya koymaktadır. Burada birbiriyle çelişen iki farklı anne ruhu belirgin bir biçimde birbirinden ayrılmıştır.
Sarsıcı bir edebiyat deneyimi olan bu eseri okumanız dileğiyle...
Kitabın Adı: Sessiz Bir Ölüm
Yazarı: Simone de Beauvoir
Çeviren: Bilge Karasu
Yayınevi: İmge Kitapevi
Sayfa: 128