Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Kasım '10

 
Kategori
Siyaset
 

Bir cesur adam

CHP tarihinin en büyük kaosunu Baykal'ın seks kaseti olduğu iddia edilen görüntülerin internete düşmesinin ardından yaşamıştı. Baykal istifa etmiş, sürpriz bir şekilde ve sadece 1, 5 gün içinde bir genel başkan adayı bulunmuş; Baykal'ın sağkolu olduğunu bildiğimiz genel sekreter Önde Sav tercihini kamuoyunu şaşırtırcasına Kemal Kılıçdaroğlu'ndan yana kullanmıştı. Sonuç olarak yapılan 33. kurultayda Kemal Kılıçdaroğlu CHP'nin yeni genel başkanı olmuştu. Sav ve Kılıçdaroğlu ittifakı Baykal politbürosunu kızdırmıştı. Son süreçte yaşananları ise biliyorsunuz. Baykal ve arkadaşları genel başkanı hedef almaksızın ittifakın ikinci tarafına karşı cephe açmış, 2008 aralığında kurultayda değiştirdikleri ve genel sekreterin yetkilerini kısıtlayan tüzüğün yürürlüğe girmesini talep etmişlerdi.

CHP'de son iki gündür yaşananlar -takip edenler bilir- birçok öngörümün tutması anlamına da geliyor. Önder Sav ve ekip arkadaşlarının pozisyonları, Kemal Kılıçdaroğlu'nun hamleleri, Baykal'ın söylemleri partilerinin bir çatışma ortamına sürüklenmesine sebep olacak demiştim. Aynen de öyle oldu.

Bugünden sonra olacaklar da hem CHP'nin geleceğini hem de Türkiye'nin geleceğini şekillendirecek. Öngörüler yerine tespitlerde bulunmayı deneyelim bu kez...

1)CHP'de yaşanan sancının tüzükte değiştirilmek istenen birkaç maddeden ötürü olduğunu düşünenleriniz olabilir. Tüzük sadece her şeye vesile oldu. Kavganın esas sebebi ideolojik. Çünkü CHP içinde iki temel grup var. Bunlar daha önce partiden kemalistler tarafından tasfiye edilen ve Kılıçdaroğlu'nun lideriyle kendine yaşam alanı açmaya çalışan sosyal demokratlar ve Türkiye'nin önündeki sorunların çözülmesi yolunda hassasiyetleriyle dikkat çeken kemalistler. Parti için çatışmanın temelini oluşturan bu iki grup geçtiğimiz 6 aylık süreçte türban, laiklik ve Kürt sorunu konusunda zaman zaman karşı karşıya geldiler.

2) Kavgaya sebep olarak gösterilen tüzükteki değişiklik 2008 aralığında yapılmış ancak yürürlüğe konulmamıştı. Bu şu şekilde yorumlanabilir; Eşref Erdem'in partiyi terk etmesinden sonra Önder Sav'ın karşısına parti içi dengeleri koruyacak bir ekip çıkaramayan Deniz Baykal'ın genel sekreterini tüzük ile sıkıştırma hamlesi kendi genel başkanlığı süresi içerisinde pazarlıklara kurban gitmişti. Ama Deniz Baykal çok iyi pozisyon aldı ve en başından beri kamuoyunda genel başkana karşı olmadığını karşı olduğunun genel sekreter olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.

3) Herkesin sandığının aksine tüzük olayı sadece ne Deniz Baykal'ın işi ne de Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın. Orada tam bir organize iş var. Ve işin başındaki isim bu iki ismin tam ortasında duran eski Adalet Bakanı Seyfi Oktay.

4) CHP'nin üç ekipli görüntüsüne dönmesi sanıldığının aksine bir avantaj. Bu durumda esas sorun bu üç ekibi bir arada tutacak bir lider arayışına girilmesi. Partide kılıçların çekilmesi de bu açıdan faydalı bir iş. Çünkü genel sekreterin restini gören Kılıçdaroğlu genel başkan olmanın yanı sıra liderlik vasfını da büyük bir savaşın ardından eline geçirdi.

5) CHP'de geçmişten beri görülen ve üstü örtülmeye çalışılan ideolojik sorun ise kemalistler ve sosyal demokratların artık bir arada yaşayacak argümanları geliştirememesinden kaynaklanıyor. Çünkü uzun süredir iktidar yüzü görmeyen CHP'nin, yönetiminin, örgütünün ve partiye gönül veremese bile oy vermek zorunda kalanların psikolojileri ciddi anlamda bozulmuş durumda. Böyle bir ortamda CHP ve dolayısıyla Türkiye solu için gerçekçi çözümler yaratılamaması gayet doğaldı. Bundan sonraki süreçte Kılıçdaroğlu ve ekibinin partiyi dar, statükocu, gerici görüntüsünden alarak evrensel normlara sahip sosyal demokrat bir yapıya taşıması en mantıklı tavır olurdu zaten. Bugün bu yola çıkılmış olundu.

6) Artık bundan sonrası için en önemlisi kısa, orta ve uzun vadede CHP kadrolarının hem Türkiye'yi hem de kendi kitlesini nasıl dönüştüreceği konusunda nasıl bir çıkış yolu aradığıdır. Çıkılan yolun çetrefilli olacağı açıktır. Şu anda parti içi iktidardan uzak olanların oyunlarını görmezden gelmek aptalca bir hareket olur. CHP'nin liderliğini dün eline almış olan Kılıçdaroğlu'nun hem demokrat hem de güçlü olmasını sağlayacak olanlar çevresindekiler, solduyuları, yorulmak bilmeyen bedenleri ve kurnaz beyinleridir.

Kılıçdaroğlu sadece cesur bir adım, cesur bir adamdır. Eğer CHP çalışanları-gönüllüleri genel merkez binası önüne gelen o vücuda 'hoş geldin sosyal demokrasi' demek istiyorlarsa silüetin içinin sokaklarda örgüt tarafından doldurulması gerektiği açıktır.

 
Toplam blog
: 41
: 715
Kayıt tarihi
: 15.06.08
 
 

Ortaöğrenimimi Anıttepe Lisesi'nde gördükten sonra Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Mühendisliği..