​ Bir dakika düşünün / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '20

 
Kategori
Sosyoloji
 

Bir dakika düşünün

    Bir dakika düşünün !. 

 

Saatlerimiz ekran başında geçti .. Enkaz başındaydık adeta..

Hangi kanalı açsak canlı yayında enkaz..

Üzerinde AFAD'lılar..

Mümkün olan en sessiz, en yavaş halleriyle çalışan harika insanlar..

En sessiz olmak zorundalar..

Çünkü üzerinde oldukları enkazın altında insanlar var..

Canlı mı, ölü mü belli olmayan insanlar..

Ve onlara, hele canlı olanlara ulaşmanın en önemli yolu ses duymak.. 

Minnacık bir ses bir hayat kurtarabilir. Öyle kritik..

Enkazın başında bekleyenler.. Çaresiz bekleyenler..

En sevdiklerini, ana babalarını, çocuklarını, kardeşlerini giderek azalan,

ama hiç yitmeyen, bitmeyen ümidin zerresine bağlanıp bekleyenler..
Onları düşündünüz mü?.
Onları derken, enkazın altında canlı, yaralı, aç susuz,

giderek halsizleşerek, giderek uyku bastırarak

bekleyenleri düşündünüz mü hiç?.
Ya da enkazın başında AFAD'dan gelecek hareketi,

haberi, elinden hiç ama hiç bir şey gelmeden bekleyen,

anayı, babayı, evladı, kardeşi düşündünüz mü?.
Onlardan biri olduğunuzu düşündünüz mü?.
"Neden düşüneyim ki" demeyin..
Bir düşünün.. Hayatta neleri dert ediyorsunuz?.
O dertlerinizi, o enkazın altında, ya da başında olan

birinin başına gelenle mukayese edin..
Bir ona, bir kendinize bakıp utanırsınız değil mi?
Toplumun temeli ailedir değil mi?. Birbirlerine en yakın insanlar..

Dayanışma içinde oldukları zaman hayatları güzelleşen,

güvenleri, güçleri artan, yaşamları güzelleşen kişiler..
Ama her gün gazetelerde okuyoruz..

Üç paralık miras, mesela bir küçük ev için birbirini öldüren kardeşleri..
İncir çekirdeğini doldurmaz sebeplerle dargınlıklar çıkaran,

kör olası gurur ve inatları yüzünden sürdüren aile bireyleri yok mu aramızda?.
Şimdi düşünün.. O aylar, yıllardır konuşmadığınız, görüşmediğiniz,

bayramlaşmadığınız ananız, babanız, evladınız,

ya da kardeşiniz o enkazın altında..
"Gebersin" deyip, sigaranızı mı yakarsınız, yoksa o enkazın başında,

sıfır altı on derecede donduğunuzun bile farkında olmadan,

AFAD'çılardan gelecek haberi mi beklersiniz?.
İşte "Depremden çıkarılacak yaşam dersi" derken anlatmak istediğim bu..

İşte bugün bir daha düşünün diyorum.
"İyi vakit geçir. Hayat bir bataklığa düşmek ve

 cesaretini kırmak için çok kısa. Hareket etmeye devam et.

Devam etmelisin. Bir ayağını diğerinin üzerine at ve gülümse.

Devam et!."
"Hayatının her gününü son gününmüş gibi yaşa.

Böylece bir gün haklı çıkacaksın" demişti.. Haklı değil mi?

Peki, sizler, hayatınızın son gününü  biliyormusunuz?.

O zaman niye "Son günü gibi" yaşamıyorsunuz?.

Depremden yaşam dersi, depremden yaşam felsefesi çıkardınız mı?.

O zaman ne duruyor, ne bekliyorsunuz hâlâ?

*

ozcanvural33@hotmail.com

 

 
Toplam blog
: 453
: 1059
Kayıt tarihi
: 24.07.06
 
 

1933 Kayseri'de doğdum. Kayseri Lisesi Ankara Veteriner Fakültesi, İstanbul Üniversitesi Diş Heki..