- Kategori
- Gündelik Yaşam
Bir damla hayat...

Akşam inmek üzere. Işıkları yakmıyorum. İstiyorum ki zaman usul usul çöksün üstüme, ben de günle birlikte geceye döneyim. Gece usul usul insin omuzlarımdan aşağıya siyah bir şal gibi. Yavaş yavaş kararsın ruhum. Yıldızlar yağsın saçlarıma, yüzüm gümüşi bir aya dönüşsün. Uçayım dünya üzerinde. Ağır ağır kaysın hayat gözlerimin önünden. İnsanlara bakayım, evlere, akan caddelere... Ve süzüleyim onun penceresinden içeriye usulca. O uykusunun en derinindeyken ışıklarımla yıkayayım ruhunu güne güzel güzel uyansın diye...
Pencerenin önünde öylece oturmuşum.Bir saksı sardunyaya benziyorum. Onun gibi sessiz, hayatın içinde izliyorum akıp giden zamanı. Ve onun gibi hayal peşindeyim. Önümde bir ağaç, bir duvar ve bir parça toprak... Yetiyor bana. Öylece kalakalmak öylece dünya ile bir olmak yetiyor da artıyor bana tam bu anda. Bir sis bulutu içinde aklım ve düşüncelerimi bir sıraya koymak gibi de bir niyetim yok. Kendimi bırakmışım öylece. Aklımda bir tek hayat var. O kocaman haliyle değil, en basit, en doğal haliyle. Küçük bir yaprak gibi, bir kuş tüyü belki de bir damla su gibi avuçlarımda duran hayat. Hayatı gitgide büyüyen bir çığ gibi düşünmediğin sürece sana huzur veriyor. Onu doğanın en küçük zerresindeki haliyle gördüğün vakit hayat esas anlamını buluyor sanki. Ne karmaşa ne huzursuzluk ne kavga ne gürültü... O sadece hayat olarak avuçlarında duruyor. Sen o minik su damlası içinde yansıyan yüzüne bakıp da içine giriverince hayatın, kendini en insan, en canlı, en hayat dolu halinle görüyorsun. O damlanın içinde kaynayıp coşan ruhunu, ruhuna yansıyan ve onunla sarmalanmış bir başka ruhu görüyorsun. Kim demiş ki; o damla, damladır sadece, sen onda kocaman bir hayat buluyorsun.
Annem çiçekleri sulamış. Pencerelere sıçrayan sular demirlere asılı kalmış. Bir damlayı usulca alıveriyorum asılı kaldığı demirden. Hafif bir serinlik duygusu ve bir parça hayat ellerimde öylece duruyor. Ah hayat nasıl da büyüksün şu koca damlanın içinde. Ve nasıl kayıp da gidiveriyorsun bir anda. Duruluğunu azıcık bulaştır bana. Süreyim bu damlayı gözlerime de böyle berrak bakayım özüne. Ellerime bulaş da senin gibi hayat versin onlar değdiği yere. Ah hayat koca hayat bulaş tüm yüreğime ve nefesime dol, ak içime... Onunla bir olanı doldur kalbime ve alıp uzaklardan onu, getir aktığın yere...
Ah sevgili hayat...Böyle sakin böyle huzur dolu yansı içime...Korkmadan, cesurca ve huzurla... Su damlalarında takılıp gideyim peşine onun penceresine bırak beni. O koca dünya içine alıvereyim onu, uçursun rüzgar ikimizi. Hiç ayrılmadan hep bir olarak o minik damla içinde koca bir hayatı yaşat bize...
Ah hayat...
RESİM: Jean Pierre Serrier
Pencerenin önünde öylece oturmuşum.Bir saksı sardunyaya benziyorum. Onun gibi sessiz, hayatın içinde izliyorum akıp giden zamanı. Ve onun gibi hayal peşindeyim. Önümde bir ağaç, bir duvar ve bir parça toprak... Yetiyor bana. Öylece kalakalmak öylece dünya ile bir olmak yetiyor da artıyor bana tam bu anda. Bir sis bulutu içinde aklım ve düşüncelerimi bir sıraya koymak gibi de bir niyetim yok. Kendimi bırakmışım öylece. Aklımda bir tek hayat var. O kocaman haliyle değil, en basit, en doğal haliyle. Küçük bir yaprak gibi, bir kuş tüyü belki de bir damla su gibi avuçlarımda duran hayat. Hayatı gitgide büyüyen bir çığ gibi düşünmediğin sürece sana huzur veriyor. Onu doğanın en küçük zerresindeki haliyle gördüğün vakit hayat esas anlamını buluyor sanki. Ne karmaşa ne huzursuzluk ne kavga ne gürültü... O sadece hayat olarak avuçlarında duruyor. Sen o minik su damlası içinde yansıyan yüzüne bakıp da içine giriverince hayatın, kendini en insan, en canlı, en hayat dolu halinle görüyorsun. O damlanın içinde kaynayıp coşan ruhunu, ruhuna yansıyan ve onunla sarmalanmış bir başka ruhu görüyorsun. Kim demiş ki; o damla, damladır sadece, sen onda kocaman bir hayat buluyorsun.
Annem çiçekleri sulamış. Pencerelere sıçrayan sular demirlere asılı kalmış. Bir damlayı usulca alıveriyorum asılı kaldığı demirden. Hafif bir serinlik duygusu ve bir parça hayat ellerimde öylece duruyor. Ah hayat nasıl da büyüksün şu koca damlanın içinde. Ve nasıl kayıp da gidiveriyorsun bir anda. Duruluğunu azıcık bulaştır bana. Süreyim bu damlayı gözlerime de böyle berrak bakayım özüne. Ellerime bulaş da senin gibi hayat versin onlar değdiği yere. Ah hayat koca hayat bulaş tüm yüreğime ve nefesime dol, ak içime... Onunla bir olanı doldur kalbime ve alıp uzaklardan onu, getir aktığın yere...
Ah sevgili hayat...Böyle sakin böyle huzur dolu yansı içime...Korkmadan, cesurca ve huzurla... Su damlalarında takılıp gideyim peşine onun penceresine bırak beni. O koca dünya içine alıvereyim onu, uçursun rüzgar ikimizi. Hiç ayrılmadan hep bir olarak o minik damla içinde koca bir hayatı yaşat bize...
Ah hayat...
RESİM: Jean Pierre Serrier