- Kategori
- Dünya
Bir Devrim'in anatomisi, köprünün altında çok sular aktı

”Turuncu Devrim”in sekizinci yıldönümünü.
”Turuncu Devrim”in sekizinci yıldönümünü.
Bundan tam sekiz sene önce dünyanın gözü Ukrayna’nın üzerindeydi. Yüzbinlerce Ukraynalı meydanlarda değişim için gösteri yapıyordu.
Devrim aktörlerinden eski Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko son başkanlık seçimlerinde %5'i zor geçtive seçilemedi. Başbakan Timoşenko hapiste… Turuncu Devrim’de iktidarı kaptıran Viktor Yanukoviç Devlet Başkanı, Bölgeler Partisi ise son iki seçimdir birinci parti.
Naklen “devrim”
Uluslararası haber ajanslarının canlı bağlantı ile verdikleri gösteriler 2005 yılının Ocak ayında Viktor Yuşçenko’nun zaferi ile sonuçlanmıştı.
Kimilerinin “devrim” olarak nitelendirdiği siyasi dönüşümün üzerinden çok sular aktı; sekiz sene önce yaşananların neyi değiştirip neleri değiştirmediği üzerindeki tartışmalar, harareti düşse de hala sürüyor.
2005'ten sonraki dönemde hem başkanlık seçimlerinde, hem parlamento seçimlerinde, hem de yerel seçimlerde büyük yara alan “Turuncu Blok” ise bugün muhalefette. Adı da artık Turuncu Blok değil.
Sizler için geçen sekiz senenin önemli olaylarını ana hatları ile derledik.
Hafızaları tazeleyelim.
Bundan sekiz sene önce yapılan devlet başkanlığı seçimleri, aylar süren renkli gösterileriyle hatırlanıyor.
2005 yılının Ocak ayına kadar devam eden gösteriler sonunda Viktor Yuşçenko, Leonid Kuçma’dan sonra devlet başkanlığı koltuğuna oturmaya hak kazandı.
Üç kez seçim yapıldı
31 Ekim 2004'te yapılan başkanlık seçimlerinin birinci turunca bugünkü devlet başkanı Viktor Yanukoviç %39,32 oy alırken, rakibi Viktor Yuşçenko %39,87 oyda kaldı. Hiçbir adayın %50+1 oy alamaması üzerine ikinci tur oylamaya geçildi.
21 Kasım 2004'te yapılan seçimlerden sonra oluşan tablo Yuşçenko %46,69, Yanukoviç %49,42 şeklinde oldu. AGİT, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi (PACE), Avrupa Parlamentosu gibi kuruluşlar ikinci tur oylamanın uluslararası standartlara uygun olmadığını ilan ettiler.
Yuşçenko taraftarlarının özellikle ülkenin doğu kesimlerinde seçimlere hile karıştırıldığını ileri sürmesi ile başlayan olaylar Kiev’deki Bağımsızlık Meydanı’nın aylarca çadırlarla kaplanmasına ve meydana bağlanan yolların barikatlarla çevrelenmesine neden olurken, Yanukoviç taraftarları ağırlıklı olarak tren garında toplanmışlardı.
Şiddet yok
Bu dönemde tren ve otobüslerle başkente gelen farklı siyasi görüşe sahip göstericiler sekiz yıl öncenin en endişe veren manzarasını oluştursalar da, şaşırtıcı bir şekilde şiddet ve çatışma yaşanmadı.
Başkentte sürekli yükselen tansiyon ve büyük şehirlerde düzenlenen kapsamlı gösterilere rağmen, şiddet olaylarının yaşanmadığı Ukrayna’daki seçimler uluslararası kamuoyunun bir numaralı gündemiydi.
Seçimler yenilendi
Başta Polonya olmak üzere, bir çok AB üyesi ülkenin, batılı uluslararası kuruluşların ve ABD’nin “gizli/açık desteğini alan” turuncu hareket, canlı yayının da gücü ile seçim sonuçlarına itiraz etti.
Gösterilerin büyümesi üzerine Ukrayna Parlamentosu, seçim sonuçlarını geçersiz kılan bir karar alarak seçimlerin yenilenmesini istedi.
Ukrayna Yüksek Mahkemesi’nin de 3 Aralık’ta seçimleri iptal etmesinin ardından 26 Aralık 2004'te üçüncü kez yapılan seçimlerin sonucunda oy oranlarında belirgin bir değişim göründü.
%51,99 oy alan Viktor Yuşçenko devlet başkanlığı koltuğuna otururken, rakibi Viktor Yanukoviç’in aldığı oy %44,20 olarak istatistiklere yansıdı, seçimlerine katılım ise %77 oldu.
Yanukoviç’in Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı itiraz sonuç getirmeyince, 20 Ocak’ta önce Kuçma Başkanlık yetkilerini devretti, ardından Viktor Yuşçenko 23 Ocak 2005'te Ukrayna’nın yeni devlet başkanı oldu.
Neler değişti?
Büyük vaadlerle ülke yönetimine gelen Turuncu Hareket, demokrasi, istikrar, ekonomik kalkınma sözleri ile vatandaşın karşısına çıktı. Bunların ne kadarının gerçekleştiğinin yorumunu Ukraynalı siyaset bilimciler ayrıntılı şekilde yapıyorlar.
Biz ise yaşananlara uluslararası ilişkiler penceresinden değinmek istiyoruz.
Sekiz yıllık dönemde Ukrayna’nın dış politikasında gözlenenleri şöyle özetlemek mümkün:
Ukrayna – AB ilişkileri yeni bir döneme girdi. İlişkilerde hissedilir iyileşme görüldü. (STA görüşmeleri vb.)
Ukrayna – ABD ilişkileri görünür şekilde gelişti. Ukrayna Devlet Başkanı Viktor Yuşçenko’ya demokrasiye katkılarından dolayı ABD’den “Kennedy Cesaret Ödülü” verildi. Karşılıklı ziyaretlerin sayısındaki artış haber bültenlerine konu oldu.
Öte yandan Ukrayna – Rusya ilişkileri belki de tarihin “en kötü” günlerini yaşadı.
Hem Ukrayna hem de Rus tarafı bir çok siyasetçiyi (örn; Eski Moskova Belediye Başkanı) istenmeyen adam ilan ederek ülkesine girişine izin vermedi.
İki ülke arasında yaşanan doğalgaz anlaşmazlığı başta Türkiye olmak üzere bir çok Avrupa ülkesini olumsuz etkiledi. Ukrayna’nın Avrupa’ya giden gazı kısması üzerine uluslararası kamuoyu transit gazda Ukrayna’ya alternatif güzergahlar aramaya başladı.
Ukrayna yönetimi her seferinde Rusya’nın Karadeniz Filosu’nun 2017'de ayrılacağını ve sürenin uzamayacağını ilan etti. Buna gerekçe olarak Ukrayna Anayasası’nın maddeleri gösterildi.
Açıklamalar Ukrayna – Rusya ilişkilerini olumsuz etkiledi.
Rusya – Gürcistan savaşında, Ukrayna tarafının Gürcistan’a yakın bir tutum alması ilişkileri daha da gerdi. Yapılan anketler iki ülke halklarının birbirine bakışının kötüleşmeye başladığını gösterdi.
Ukrayna açık bir şekilde NATO’ya yakınlaştı. Sevastopol limanı NATO üyesi ülkelerin gemileri tarafından daha sık kullanılmaya başlandı. Yapılan ortak tatbikatların sayısında artış yaşandı. NATO’dan üyelik perspektifi istense de, NATO ne Gürcistan’ı ne de Ukrayna’yı üyelik için eylem planına dahil etti ve süreç bir anlamda askıya alındı.
Ukrayna – Polonya ilişkilerinde gözle görülür bir yakınlaşma yaşandı.
Ukraynca daha güçlü bir konuma geldi. Sinemalarda gösterilen yabancı filmler Ukraynca dublaj edilirken, televizyonlarda Rusça’nın kullanımı (haberler, diziler, filmler vb.) çok düşük seviyelere geriledi.
1932 – 1933 yılları arasında yaşanan Golodomor’a, uluslararası kamuoyunun dikkati çekilmeye çalışıldı. Yaşananların Ukrayna halkına karşı yapılmış bir “soykırım” olduğu tezi işlendi.
Ukrayna yönetiminin Rus Patriği’ne mesafeli duruşuna karşılık, İstanbul’dan gelen Fener Rum Patriği’ne yakın bir duruş sergilemesi gözlerden kaçmadı.
“Dengeler değişiyor”
Yaşanan küresel ekonomik kriz, Ukrayna halkının konomik beklentilerinin çoğunu boşa çıkartırken, bunun sandığa yansıması Yanukoviç’in lideri olduğu Bölgeler Partisi’nin hem yerel seçimlerde, hem de parlamento seçimlerinde (erken seçim dahil) hızla güçlenmesi şeklinde oldu.
Kendi derdi ile meşgul olan AB ve ABD’nin bölgedeki göreceli etkisi azalırken, boşluğu yeniden Rusya doldurmaya başladı.
Son yapılan başkanlık seçimleri ise “Turuncu Devrim”in bitişi olarak kabul edildi.
” Viktor Yanukoviç Devlet Başkanı”
Seçim galibiyetinden hemen sonra hem AB’ye hem de Rusya’ya sıcak mesajlar veren yeni Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç, ABD ile ilişkileri de kimseyi “gücendirmeyecek” seviyede tutmayı başarıyor.
Ülkesinin yönünün AB üyeliği olduğunun altını her fırsatta çizen Yanukoviç, Rusya ile ilişkilere beklendiği üzere özel bir önem veriyor, bu çerçevede NATO sürecine mesafeli durmaya devam ediyor.
Yapılan parlamento seçimlerinden sonra büyük bir güçle iktidara gelen (lideri olduğu) Bölgeler Partisi ve çalışma arkadaşı Başbakan Nikolay Azarov ile uyumlu bir çalışma yürüten Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç, hükümet – devlet başkanı çekişmesini tozlu raflara kaldırmış gibi görünüyor.
Başkanlık seçimlerinden sonraki değişim
Yıl başında yapılan başkanlık seçimlerinde, en büyük rakibi Yulia Timoşenko’yu geride bırakan Viktor Yanukoviç, ülkesinin Avrupalı kimliğine her seferinde vurgu yapıyor.
Ukrayna’nın AB ile Serbest Tİcaret Anlaşması imzalaması ve AB ile vizesiz rejime geçilmesini destekleyen Yanukoviç, Rusya ile ilişkilerini doğalgaz ve karadeniz filosu ekseninde yürütüyor. Enerji alanında işbirliğine özel bir önem veriyor.
Seçimlerden sonra neler yaşandı?
Ukrayna’nın Rusya’dan aldığı doğalgazın fiyatında indirime gidildi. İki ülke arasında her yılın başında nükseden doğalgaz krizleri gündemden düştü.
Rusya’nın Karadeniz Filosu’nun Sevastopol Limanı’nda kalış süresi 25 yıl uzatıldı. Filo’nun kalış süresi 2017'de doluyordu.
Rusya ile Ukrayna arasında istenmeyen adam ilanı uygulamasına (tanınmış siyasetçiler vb. açısından) son verildi.
Rusya Devlet Başkanı Dimitriy Medvedev ile yapılan görüşmelerin sayısında gözle görülür artış yaşandı. İki ülke arasındaki devletler arası ve hükümetler arası işbirliği komisyonları daha aktif çalışmaya başladı.
3 Haziran’da 2011'de 253 milletvekilinin oyu ile kabul edilen düzenlemeyi imzalayan Yanukoviç, Ukrayna’nın “blok dışı ülke statüsü”nün devamını sağladı.
Parlamentonun devlet başkanın yetkilerini arttıran yasayı kabul etmesinin ardından, üst düzey bürokraside köklü değişikliklere gidildi. Kiev Belediye Başkanı görevden alınması çarpıcı bir örnek olarak verilebilir.
Timoşenko hapiste
Turuncu Devrim’in ilginç saç sitili ile sembolü haline gelen Eski Başbakan Yulia Timoşenko, Rusya ile yapılan doğalgaz anlaşmasında ülkeyi zarara uğrattığı gerekçesi ile şu anda hapis yatıyor. Turuncu İktidar’ın devlet başkanı Viktor Yuşçenko ise son başkanlık seçimlerinde elde ettiği %5 oyla ağır darbe aldı. 28 Ekim seçimlerinde ise birinci sıradan milletvekili adayı olduğu Bizim Ukrayna barajı aşamadı.
Kutlamak mı kutlamamak mı?
“Turuncu Devrim” olarak da adlandırılan toplumsal olayların sekizinci yılı anısına başta Kiev olmak üzere Ukrayna’nın bazı şehirlerinde gösteriler düzenlenmesi bekleniyor.
“Devlet düzeyinde kutlama yapılmayacak”
2005 yılında başkanlık koltuğunu Viktor Yuşçenko’ya kaptıran şimdiki Devlet Başkanı Viktor Yanukoviç, kutlamalara soğuk bakıyor.
Hükümetin de mesafeli durduğu “sekizinci yıl” etkinlikleri devlet düzeyinde yapılmayacak.
Muhalefetin “Özgürlük Günü” olarak adlandırdığı “Turuncu Devrim”in başlangıç gününde kutlamalar, muhalefetin düzenleyeceği gösterilerle sınırlı kalacağa benziyor.
22 Kasım, eski devlet başkanı Viktor Yuşçenko’nun 19 Kasım 2005'te yayınladığı bir genelge ile “Özgürlük Günü” olarak kutlanıyordu.
Neler bekleniyor?
Ukrayna, 45 milyonluk nüfusu ve artan uluslararası ağırlığı ile bölgenin istikrarı için anahtar bir öneme sahip.
Kriz sonrasında güçlenmeye başlayan ekonomisi ile yatırımcıyı kendisine çekmeyi amaçlayan Ukrayna, AB ile Rusya arasında bir çok açıdan köprü vazifesi görüyor.
Ülkedeki siyasi tabloda yakın gelecekte büyük değişiklikler beklenmiyor.
Kuzey komşumuz Ukrayna, Avrupalı kimliği ile içeride siyasi istikrarı sürdürdüğü, komşuları ile ilişkilerini geliştirdiği ve uluslararası kurumlarda etkinliğini arttırdığı sürece, çekim merkezi olmayı sürdürecek bir ülke.