- Kategori
- Deneme
Bir Doğuş ve Batış Hikayesi: GÜNEŞ

Güneş ve o muazzam ihtişamı..
Kimi zaman insanlığın tanrısı...
Ayrıca birçok medeniyet için önemli bir ikon bazen sembol çoğu zaman da imge...
Güneş hakkında birçok alanda ziyadesiyle bilgi malum. Ama bir bakış açısı var ki buna değinmeden edemeyeceğim: Bu da Güneş'in doğuşu ve batışı
Özellikle güneşin doğuşu veya batışı hem Batı hem de Doğu medeniyetleri için adeta içsel rahatlamanın, huzur bulmanın, hayata dair mana arayışının anahtarı olmuştur bir bakıma.
Batı medeniyetlerinde güneşin doğuşu pek de aranan bir durum değildir. Hatta o vakit yok hükmündedir. Lakin batışı hele ki batmadan önceki kızıllığı bir hoş eder Batılıları. Özel merasimler, etkinlikler bile düzenlenir bu an için. Güneş o gün yaşananlarla birlikte usul usul batar ve gün biter. Karanlıklar içinde yapay ışıklar, sahte gülüşler, kaybedişin dayanılmaz hafifliği sarar tutsak bedenleri.
Doğu medeniyetinde ise Güneş'in doğuşu hakiki manada umudun tâ kendisidir. Yeni bir güne başlamanın verdiği cüretkar tavrın doğada nam salmasıdır adeta. Her güne umut taşımanın en doğal yansımasıdır güneşin tarifsiz doğuşu. Yeni bir güne başlamanın en dinamik halidir. Kapanan perdelerin açıldığı, karanlıkların coşkun aydınlıklara dönüştüğü, ışığın göz kamaştırıcı büyüsüne şahit olunduğu en güzel an. Evet, Güneş tüm çıplaklığıyla doğar ve gün başlar.
Yani Güneş varken mi daha güzel yokken mi?
Ya da güneşin ziyasında mı var olmak daha anlamlı yoksa ayın nurunda mı?
(Ziya: Işığın kaynağı, Nur: Işığın yansıması)
Doğu ve Batı...
Doğuş ve Batış...
Doğmak ve Batmak...
Karar sizin!