- Kategori
- Deneme
Bir erkeğin gözlerindeki hüzün
Yazının ismi olarak okuduğunuz bu cümle bana ait değil. Bu, bir kadının “Bir erkekte sizi çeken şey nedir?” sorusuna verdiği cevap. Ve inanın böyle bir soruya verilebilecek en içten, en “gerçek” cevap bence. İnsanın ruhuna, içine dokunan bir cevap. Ve samimi bir tespit; bir erkeğin bir kadında çekicilikle ilgili bir soruya “asla” vermeyeceği bir cevap…
Peki ama erkeler genelde kadında çekicilik namına; göze batan bir ışıltı, cinsel bir cazibe, çekicilik vs ararken, neden bir kadın erkek için çekiciliği gözlerinde hüzün olmasına bağlıyor? Gözler, göz ifadesi, bakışlar; yaşanmışlığı, karakteri gösteriyor diye mi? Yoksa kadınlar her işte olduğu gibi bu işte de daha temkinli davranarak; yaşanmışlığa, olgunlaşmış olmaya, olgunluğa, istikrara daha mı çok öncelik veriyor? Yoksa, kadınlar kalbi ve yaşamı tecrübelerden süzülmüş, dolayısı ile “gerçekten yaşamış”, yaşamın süzgecinden geçen herkes gibi hüzne de bulaşmış, gözlerine hüzün sinmiş olan erkekleri mı tercih ediyor? Aslında bu cevap “Bir erkeğin gözlerindeki hüzün” değil de; “Bir erkeğin gözlerindeki anlam” mı olmalı yoksa?
Anlam arıyoruz hepimiz. Ne olduğu, nasıl olduğu, nereye varacağı konusunda hiçbir fikrimiz olmayan bu karanlık ve karmaşık hikayede bir anlam arıyoruz hepimiz. Nasıl var olduğumuza, ölümden sonra ne olduğuna, duygularımıza, hislerimize, ölüme, yaşama…. Bu arayış; gemiyi sürükleyen rüzgar gibi ruhlarımızı o limandan öteki limana sürüklüyor… Ve tabii yıpratıyor yelkenlerimizi rüzgar yol boyu… Anlam arıyoruz, işte bu anlam arayışımız, bizi gözlerle ittifak yapmaya zorluyor, anlamlı bir bakış; bizi bir insanı çekici kılabilecek olduğu düşünülen “et”inin ötesini görmeye çağırıyor tutup elimizden… Bu yüzden; “Bir çift göz, gerisi söz…” aslında.
Delal Dara KILINÇ