​ Bir gezinin ardından / Gezi - Tatil / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mayıs '16

 
Kategori
Gezi - Tatil
 

Bir gezinin ardından

Bir gezinin ardından
 

Mayıs ayı içinde ispanya'yı da içine alan bir Akdeniz kıyı seyahatine çıktım aile ve dostlarımla, seyahate çıkmadan önce ben neden seyahate çıkıyorum diye bir soru sordum kendime. İnsanların seyahate çıkma isteği ile ilgili bir sürü nedenleri vardır, benim çıkma nedenimi kendi kendime sorduğumda, tamamen merak etmeye dayalı bir neden olduğunu tespit ettim. Merak etmeye dayalı bir nedeniniz olunca gittiğiniz yerde beyniniz ve gözünüz farklı bir algılama ile bakıyor çevreye. Öncelikle şunu gördüm ki ben kendime bezemeyeni arıyorum, bir şeyi nasıl farklı yapmışlar onu gözlemlemek istiyorum, insan ilişkileri nasıl ona bakıyorum.
Gezdiğim kentin birinde kaldırımlarda narenciye ağaçları gördüm, aynı narenciye ağacından bir okulun bahçesinde görmüştüm, üstünde meyveler var ve insanlar nasıl olurda bunlara dokunmaz diye kendime sordum, bizde daha gökken indirdiler hepsini demeden kendimi alamadım.
 
Bu davranışın bir kültür işi olduğunu fark etsem de, benim dinimde haram olduğunu biliyorum ve küçükken ailemizin bize kültür olarak da bunu eğitim yoluyla vermesine rağmen neden davranış biçimine dönüştüremediğimize yorum getiremedim. Bir başka kentte şehiri gezdiren taksicinin elimize haritayı verip her durduğu yerde haritadan gösterip, gezi başlangıcında çizdiği yolun ve yerleri gezdirdiğini ispat etme gayreti takdire şayandı. Gemiden şehir merkezine getiren taksicinin geri dönüş için tarifi ve binmeden tekrar ücreti konuşmamızı istemesi konusunda ki ikazda aklımda kalanlardandı. Yine bir şehirde gezerken, tarihi yapıların tamamı nasıl olurda korunur bir kaçı yıkılıp yerine başka binalar yapılmaz diye düşündüm, bu binaların kepenkleri bile değişmeden aynı renk boya ile boyalı olması, kaldırım taşlarının bile değiştirme gereği duymadan kurumasını takdir etmemek mümkün değil. Yağmura da rastladım gezide, hemen yaşadığım kent ve Ankara İstanbul gibi büyük kentler geldi aklıma bu yağmur bu kentlerde hayatı felç ederdi dedim. İnsanların yüzlerine baktım saatlerce hissettiklerim, yüksek öz güvenleri, rahatlıkları benim aklımda kalandı.
Ben yine de böyle yerler Türkiye’de çok var dediğim anlar çok oldu, gezme nedenim sadece kendime benzemeyeni görmekti, üstün değil değişik kültürleri görmekti amacım. Alt yapıda hayran olduğum izlenimlerim var, fakat üst yapıda çok büyük farklılıklar görmedim. Zaman zaman memleketimize yazık etmişiz dediğin anlar da oldu. Bu sadece doğa ve çevre anlamında değil, sahip olduklarımızın, kültür ve değerlerimizin korunması yaşatılması anlamından.
 
Hani halk arasında bir söz vardır, ’Yediğin içtiğin senin olsun gördüklerini anlat’’ diye, bu söze bağlı kalmaya çalıştım, bir nedeni vardır diye. Estetikle görüntü kirliliği kavramlarını daha iyi ayrıştırıyorsunuz yaptığınız gezilerde, şehir mühendisliğinin becerisizliğini görüyorsunuz, en önemlisi kıyaslama yaparak uzak görüşlülüğü çok iyi fark ediyorsunuz. Tabii ki yaptığım seyahatlerde şunu duyguyu da hissettiğim oldu, sahip olduklarımın ve ülkemin kıymetini de bir anlamda hissettirme fırsatı verdiği anlarda oldu. Ne diyor? A. B. Alcott; yolculuk ederken, gözlerini yanına almayı unutma.
 
Ayhan ŞİMŞEK/Eğitim yöneticisi
 
Toplam blog
: 33
: 490
Kayıt tarihi
: 09.05.16
 
 

Eğitim ensitüsünü bitirdim, Fen bilgisi öğretmenliği yaptım, Türkiyenin bir çok yerinde ve okulun..