- Kategori
- Haber
Bir haber ve çağrışımlar

Sevgili Ayda'nın blog yazısı, bana bir anımı hatırlattı. Daha sonra aynı konu üzerinde yazan, Genç Osman arkadaşın yazısını da okudum.
Haberin özeti şu: Almanya'da aşırı sağcı,ırkçı, yabancı düşmanlığı yapan bir parti, Sarışın bir Alman bayanın bulunduğu bir afişe, Türk erkeklerinin Alman sarışınlarını taciz ettiği temasını işleyerek; "Ali bana sulanma"sloganlı bir afiş hazırlatmış.
Almanya'da öğretmen olarak bulunduğum dönemde, öğretmenler odasında, zaman zaman Türk- Alman ilişkileri konu olurdu.
Bu konulara çok önyargılı yaklaşan Alman meslektaşlarım vardı.
Bunun yanında gözlemlerini açık ve duru bir şekilde iyi niyetle belirtenler de vardı.
Yine bir gün, bir Alman Bayan meslektaşım:
-" Bıçağınız var mı" diye sordu.
Sorudan, soruş şeklinden, hafif gülümsemesinden, iyi niyetli bir soru olmadığını anlamıştım.
- Hayır, bıçak kullanmıyorum" dedim.
Alman öğretmen şaşırmışa benziyordu. Hayretle bana bakıyordu. Cevabımın doğru olup olmadığını yüzümden anlamaya çalışıyordu.
-"Bıçağa ihtiyacınız mı vardı. Şaşırmışa benziyorsunuz". Dedim.
- "Evet, şaşırdım doğrusu, ben her Türk erkeğinin mutlaka, bıçak taşıdığını düşünürdüm. Tüm Almanlar, Türk erkeklerinin bıçaksız gezmeyeceğini bilir " dedi.
Tüm Almanların böyle bildiğini ama bunun bir önyargı olduğunu, önyargıların da insanları yanlışa götürdüğünü, anlatmaya çalıştım.
Ama bir gün çok samimi olduğum, arasıra espiri yaptığımız bir Alman meslekteşımın sözlerine diyecek bir şey bulamadım.
Diyalog şöyleydi:
- "Herr Şahin, ben anlamıyorum, bu Türk Gençlerini"
- "Hayırdır, birşey mi yaptılar".
-" Davranışları hoşuma gitmiyor, onlar bizim kızlarla geziyorlar, tozuyorlar, eğleniyorlar, herşeyi yapıyorlar. Bunları yadırgamıyorum, hatta güzel de buluyorum ama...
Dikkatlice bana bakıyordu, tedirgin olduğu bir şey vardı galiba.
" Ama dediniz kaldınız !"
Alman öğretmen biraz kızgınlıkla devam etti.
- Ama, bizim gençler, sizin kızlarınızla gezmeye, eğlenmeye gittiği zaman, Türk gençleri hemen bıçakları konuşturuyorlar.
Alman meslektaşımın sözlerine karşılık verebilmek zordu. Almanlar bu ikiyüzlü davranışı haklı olarak anlamakta güçlük çekiyorlardı. Bu tür davranışlar bazı önyargılarla birleşince, Türkler hakkında yanlış imajlar oluşuyordu.
Almanya'da bulunduğum dönemde, Türk gençleriyle de konuşurdum. Gençler arasında adı zampara- jigolaya çıkmış gence, şaka ile karışık sordum.
- "Nasıl yapıyorsun bu işleri" dedim.
Genç bana şöyle bir baktı. Samimi bir ifade takınarak, biraz da kendisine yakın bularak:
- "Hocam, herkes sanıyor ki ben hangi Alman'ı istersem, bu iş olur, öyle değil, yüz Alman'a teklif ediyorum ancak biri yanıt veriyor. Hep böyle oluyor. Almanlar sanıldığı gibi değil"
Bizim yanlışlarımız, önyargılarımız ne yazık ki yabancı kadınların her şeye hazır, bekler vaziyette olduklarını zannetmek. Bu yanlış anlayışlarla, yabancılar ülkemizde taciz ediliyor.
Ne yazık ki kültürümüzün içine işlemiş, dinselliğe bürünmüş yanlış davranışlar yüzünden bu hallere düştük...
Umarım bu rezaletlerden, aşağılanlanmalardan kurtulmak , gençliğimize yön vermek için çağdaş eğitimli girişimler yaparız.
Fotoğraf : Milliyet


