​ Bir intiharın Anatomisi / Psikoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '14

 
Kategori
Psikoloji
 

Bir intiharın Anatomisi

Bir intiharın Anatomisi
 

bu sabahta uyandım 
gene açtım gözlerimi güneşe, 
gözlerimde uykunda kalma mahmur, 
üzerimde gecenin sarhoşluğu 
içimde terk edilmişliğin acısı 
öl diyor içimden bir ses öl 
bugün güzel bir gün ölmek için 

sokakta yalnızlığımın kokusu 
hava acık bulut yok 
ilk baharın ilk günleri 
yalnızlığımın ve hayatımın belki son günü 
öl diyor içimden bir ses öl 
bugün güzel bir gün ölmek için 

küllüğümde yalnızlığıma, içtiğim son sigaralar, 
ağzımda ekşimsi bir tat, 
gece sarhoşluğumda kalma 
acıyı hissetme, ağlayan olmayacak ardında 
sok ipe boynunu gaddarca 
sallan özgürlüğe doğru 
sallan öl öl 
güzel bir gün ölmek için.

Bu yazıma Ercan Tunç’a ait bu şiirle girizgâh yapmak istedim. Şiirle, intihar ile ilgili araştırma yaparken karşılaştım. Yazımın anlam ve önemine uygun olduğunu düşünüyorum. Aslında, bu yazıma nasıl giriş yapmam gerektiğini bilemedim. Yazdım sildim, yazdım sildim ama giriş için uygun kelimeleri bir türlü bulamadım. Bu şiir kurtarıcım oldu. Dün herkes gibi bende sosyal medyada izledim Mehmet Pişkin’ in intihar mektubunu…

Sanırım 35-36 yaşlarında ODTÜ İnşaat Mühendisliği mezunu, Bilgisayar Yazılımcısı ve özel bir şirkette yöneticilik yapıyormuş. Şöyle bir hayatını araştırınca kendi de videosunda dediği gibi “muhteşem bir hayatım vardı…” muhteşem bir hayat yaşamış sosyal çevresi tarafından sevilen, bir kariyeri olan, hayat standardı yüksek, hayat dolu, mutlu bir insanmış. Okuduğum kadarıyla çevresinin kendisi hakkında söylemleri de bu doğrultuda. Şimdi, dört dörtlük veya buna yakın bir hayat yaşayan insan nasıl olur da intihar etmeyi seçer? Videoyu izlediğimden beri bunu düşünüyorum. Yalnızca Mehmet Pişkin için değil, onunla aynı duyguları paylaşan şuanda binlerce hatta milyonlarca insan var belki de. Bir insan bu seviyeye nasıl gelebilir? Hani biz duymaya alıştık, maddi sıkıntısından veya borçlarından dolayı intihar etti, sevgilisinden ayrıldı intihar etti vs vs. Ben, Mehmet Pişkin neden, niçin intihar etti bunu eleştirmiyorum, kim ne yaşadı bilemeyiz hiç tanımadan eleştiri yapmak, bir yargıda bulunmak bana göre çok da doğru olmaz. Ama böylesi muhteşem bir hayat yaşayan insanı bu seviyeye ne getirebilir gerçekten çok merak ediyorum. Keşke anlayabilseydim ama biliyorum ki bir insanı anlayabilmek için onu var eden koşulları da bilmek gerekir, yaşadığı olaylara paralel olaylar yaşamak gerekir. Buna göre ben sadece durumunu tahmin edebilirim, saygı duyabilirim ama asla anlayamam.

O kadar çok eleştirildi ki ateistti, inançsız olduğu için ölmeyi tercih etti veya viral bir video bu gibi gibi. Keşke sadece insana insan olduğu için değer verebilsek, anlamaya çalışıp saygı duyabilsek, ötekileştirmesek… Ne yazık ki biz seviyoruz konuya hâkim olmadan ileri geri konuşmayı, sert eleştiri yapmayı, iyi kötü bir yargıya varmayı.

“İntihar eden her kişinin kendine göre güdüleri ya da nedenleri vardır: Bunlar çok özeldir, bilinemez ve dehşet vericidir.” Kay Redfield Jamison - Psikiyatr

Yarın öbür gün biz hangi psikolojide olacağız, belki bizi de sistem veya yaşadıklarımız bu seviyeye getirecek bunu asla bilemeyiz. Neden intihar olayları son yıllarda bu denli artış göstermekte? İnsanlar neden bile isteye ölmeyi tercih ediyor? Sorun nedir? Kaynağına inilmesi ve çözülmesi gerektiği kanısındayım. Herkes şapkasını önüne koyup düşünmeli. Bence bu konuda hepimize görev düşmekte, etrafımızda bu seviyeye gelmiş arkadaşlarımız, eşimiz, dostumuz varsa nasıl yardım edebiliriz neler önerebiliriz nasıl vazgeçirilebilir araştırıp daha bilinçli hale gelinebilir.

İstatistiklere göre her 40 saniyede bir Dünya’da intihar gerçekleşmektedir. İntihar, ölüm nedeni olarak ilk 10 da yer almakta. Bu üzücü durum sanayileşen kentleşen toplumun yarattığı yalnız insanın sonucu olsa da yine de kendimiz ve ailemiz için en uzakta olmasını isteyeceğimiz konulardan biridir. İnsan ne yaşarsa yaşasın hayata dört elle sarılması gerektiğini düşünüyorum.

Ben yaşamı Tanrı’dan gelen bir armağan olarak görüyorum ve bana ikinci bir armağanı da oğlum oldu. Ben onun için var olmalıyım, ne yaşarsam yaşayayım…

Bazen yaşamın bir armağandan çok, bir yük gibi hissedilebildiği de doğrudur. Acaba değerli bir armağan verdiğiniz kişi, onu gerçekten kullanmadan atsaydı neler hissedeceğinizi düşünebiliyor musunuz?

Mehmet Pişkin için üzgünüm… Hali, tavrı, konuşması, mesleği vs değerli bir insan olduğunu düşündürdü bana. Keşke yapmasaydı. Umarım gittiği yerde mutludur…

 

Saygılarımla… 

 
Kayıt tarihi
: 04.01.14
 
 

..