- Kategori
- Güncel
Bir istifa... Hemen sonrası notlar...

Bu başlıkdan kimden bahsedeceğim büyük bir çoğunlukla anlaşılmıştır. Cumhuriyet halk partisi genel başkanı Deniz Baykal... Biliyorsunuz ki istafasını verdi. Şimdi yerine vekaleten bakılıyor. Genel kurula kadar bu böyle devam edecek. Tabi genel kurul, kendi arasında topladığı imza ile baykalı tekrar genel başkanlığa ikna etmezse.
Zaten Baykalda bugün bir kaç gazeteciyle yapmış olduğu görüşmelerde belirtdi açık açık...: "Kararı halk verecek..." yani daha kesin bir şey yok...
Çoğu insan Baykal'ın istafasını istiyordu. Yerine kim gelirse gelsin Chp'nin oylarını arttıracağını söylüyor bu çoğunluk. Ki bunun en iyi örneği: "her ne kadar yerel bir seçimde olsa Kılıçtaroğlu'nun İstanbul büyük şehir belediyesindeki seçimlerde elektrikler kesilinceye kadar (ki burası da ayrı bir muamma) Akp'ye fark atması... "
Ancak, genel kurul'da görevli olan çevremden aldığım bilgiye göre "Deniz Baykal'ın genel başkan olma sebebi onun genel başkanlık niteliği taşıması yani sadece konuşmakla genel başkan olmayacağı. Bunun için başka faktörlerde gerekiyor. Sözle yada belge sunmakla genel başkan olunsaydı yüzlerce adam genel başkan olurbilirdi." deniliyor.
Tabi şuda bir gerçektir ki. Eğer deniz baykal ısrarlar üzerine partiye gelmezse bu surette yerine gelecek kişinin atatürkçü olması şarttır. Ama bu Atatürkçülük sözde değil özde olmaldır.
Genel başkanlığa gelen kişi eğer genel kurulun dediği gibi Baykal'da olan genel başkanlık vasıflarını taşımıyorsa bu taktirde partiyi daha yönetemeyen bir kişinin ülkeyi nasıl yöneteceği tartışma konusudur.
Bu konular haricinde
Bir siyasetçinin özel hayatıyla devrilmeye çalışılması da ayrı bir terbiyesizliktir. Bu şunu gösterir: "Benim normalde gücüm sana yetmiyordu. Sana bunun karşılığında çamur attım." Ki daha doğruluğu bile kanıtlanmadan bir kayıt nasıl oluyorda gerçek gibi ortaya konuluyor. Buda ayrı bir soru teşkil ediyor!
Her ne olursa olsun "gitsin de kurtuldak işte" mantığı yanlış bir mantıktır. Bu tutum gerçek siyasetçilere yakışmayacak bir tutumdur.
Baykal, kendine yakışanı yapmıştır. Bu terbiyesizlik karşısında en iyi verilecek cevap budur. Bence bu terbiyesizlik sayesinde verdiği istafıyı geri çekmemelidir. Eğer geri çekerse bence bu durum hem kendine hemde partiye zarar verebilir.
Başbakan, eğer Baykalın suçlaması doğru değilse bile bunu güzel bir siyasi uslupla red edebilir.Ancak bunu yapmadı.
Yanlız aklıma takılan bir soru var. Fetullah Gülen'in cemaat uzantısı iktidar. Ancak iktidarı suçlarken Fetullah Gülen'in samimiyetine inanmakda ne oluyor? (iktidarın suçlanması ile ilgili delilerden bir tanesini -ki bence en önemlisi- gizlibelgeler.azbuz
Bu soru haricinde benim asıl merak ettiğim soru: "Eğer baykal'ın istifası kesinleşirse baykalın yerine gelecek olan ya da gelmesi istenilen Atatürkçü kişilere, bizim gibi dışa bağımlı bir ülkenin yöneticileri hele hele Atatürkün kurmuş olduğu bir partinin başına izin verirler mi? Hiç sanmıyorum... Malum bu durum ülkenin aydınlaması anlamına gelir... Buda emparyalizime ters düşer...
Böyle bir durumda ortalık kızıştırılıp gericiliğin körüklenmesi için 2 seçenek çıkar :
1)Milliyetçilik pompalanır.
2)Dincilik pompalanır.
Ama bana kalırsa bu kadar olay yapmaya gerek kalmadan önceden ABD' ye gitmiş bir vekili ortaya süsleyip ve pohpohlanıp koyarlar gibi geliyor...
Böyle bir durum da da ABD Akp'yi gözden çıkarır mı? Bilinmez...
Acaba Akp bu olasılıkları bir kasetten çıkacağını akıl etti mi?...
VOLKAN KAHYALAR