- Kategori
- Siyaset
Bir kaç Mehmet'i şehit etti diye!

CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğlu ülkede son günlerde artan terör olayları ve ardı arkası kesilmeyen “şehit cenazeleri” nedeniyle TBMM olağanüstü toplantıya çağırmış, TBMM’nin terör konusunu ele alması istemi karşısında, AKP Genel Başkan Yardımcısı, eski MEB Sayın Çelik “akıllara durgunluk verecek” bir açıklamayla bu toplantıya karşı olduklarını açıklamıştır.
Çelik’in bu konudaki verdiği beyanat aynen şöyle:
“PKK bomba patlattı diye, bir yeri bastı diye, birkaç Mehmet'i şehit etti diye Meclis toplanmaz”.
Evet, eskiden MEB yapan, çocuklarımızı emanet ettiğimiz, şimdilerde iktidar partisi AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı ve sözcüsü Van Milletvekili Hüseyin Çelik bu milletten hiç sıkılmadan “PKK birkaç Mehmet’i Şehit etti diye” ile başlayan cümle kurabilmektedir.
O birkaç Mehmet dediği bu vatanın evlatları Mehmetçikler, şartlar her ne olursa olsun vatanları için canlarını, gözlerini kırpmadan feda eden “Mehmetçiklerdir”, “kınalı kuzulardır”. Aklı başında, milletini ve devletini seven hiç kimse, ama hiç kimse ortaya çıkıp ta ölen şehitlerimiz için “Birkaç Mehmet öldü diye” gibi ifadeler kullanamaz, İslam inanışına göre “en yüce makam olan” şehitlik mertebesini küçümseyemez,
Sayın Çelik’in bu ilk yanlış ya da kasıtlı sözleri değildir, zaman zaman yaptığı açıklamalarda, birçok anlamsız, uygunsuz cümle ve kelimeler o kadar çok kullanmaktadır ki, öyle anlaşılıyor ki sayın eski Bakana, AKP sözcüsüne bu tür “aykırılıklar” alışkanlık yapmış gibi görünmektedir.
Daha dün şehitlerimize “kelle” deme cesaretini gösteren, Mehmetçiğimize;
“Askerlik yan gelip yatma yeri değildir” , diyebilen bir Başbakan ve Genel Başkan varken;
O’nun yardımcısının Mehmetçiklere “Birkaç Mehmet!” diye hitap etmesi yadırganmamalıdır.
AKP iktidarı on yıl önce neredeyse “sıfıra yakın” terörle aldığı iktidarı bugün aradan geçen on yıl sonra terör belasını hangi noktalara taşıdığını ve on yıldır bu iktidarın, “nasıl yalpaladığını” artık bu millet görmelidir.
Terörle mücadele edeceğine, terörle müzakereyi seçen AKP iktidarı bulduğu alımlı bir sloganı da kullanarak (Analar ağlamasın) açılım, saçılım hareketini başlatmış, İmralı, Kandil görüşmeleri derken, işin içersine bir de Gizli Oslo görüşmeleri dâhil olmuştur.
İmralı ve Oslo görüşmeleri ile ilgili geçmişte tepkisini dile getiren MHP Genel Başkanı Bahçeli bizzat Başbakana soru yönelterek;
“Bu hükümet İmralı ile görüşüyor mu, PKK ile Oslo’da pazarlık masasına oturuldu mu?” sorularını yöneltmiş, Başbakan geçmişte bu soruya medya önünde çok ağır bir cevap vererek;
“Biz hükümet olarak ne İmralı ile, nede Oslo’da PKK ile görüşmüyoruz, bunu iddia edenler ve ispat edemeyenler şerefsizdir!” tözleriyle Sayın Bahçeliye adeta meydan okumuş, ancak bir müddet sonra anlaşıldı ki Hükümet;
Hem İmralı’yla görüşmüş,
Hem de Oslo’da PKK’nın lider kadrolarıyla görüşmeler yaptığı ortaya çıkmıştı.
AKP İktidarı dün “Açılım sevdası yüzünden Habur sınır kapısını ardına kadar açmış, davullar, zurnalarla karşılanan hain bölücüler için Cumhurun Başı’ da
“Türkiye’de iyi şeyler olacak” demişti.
Gerçektende Türkiye’de PKK adına iyi şeyler oluyordu. Bir taraftan müzakereler, talepler devam ederken, diğer taraftan PKK “ne kadar çok şiddet ve terör yaparsam o kadar çok isteklerimi alırım” mantığıyla her gün karakol basıyor, yol kesiyor ve askerimizi, polisimizi haince katlediyordu.
İşte AKP iktidarının bugün terör ve PKK konusunda “dalgaya tutulmuş tekne misali” yalpalamasının temelinde;
Habur’da Teröriste karşılama töreni düzenleyip, devleti teröristin ayağına göndermesi;
Özel temsilcilerini Oslo’da PKK’lılarla buluşturup, günlerce “müzakere masasında” oturanların,
İmralı Canisiyle oturup “Kürt açılımı Planları” yapanların,
Şehide kelle, Öcalan’a “Sayın” diyenlerin;
“Şehitler ölmez, vatan bölünmez” nidalarıyla şehit Mehmetçiklerin cenazesini kaldıranları “ırkçılıkla” suçlayanların,
Dün Ermeni'den, bölücüden, İngiliz ajanlarından özür dileyenlerin, sıra şehit annelerine gelince “Özür dilenecek bir şey yok” diyerek pişkinliğe vurabilenlerin;
Dün Oslo’da kirlenen ağızlarına şehitlerimizi ve Mehmetçikleri alırlarken daha dikkatli ve daha doğru ifadeler kullanmalıdırlar.
sONSUZLUK (Osman Özeker) 14.08.2012