​ Bir kartal gibi ölebilmek / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Nisan '11

 
Kategori
Deneme
 

Bir kartal gibi ölebilmek

Bir kartal gibi ölebilmek
 

bir kartal gibi ölebilmek


Kapak tasım editörlüğünü yaptığım ruz-i elest kitabından bir denemeyi sizlerle paylaşmak istedim.  

Bir kartal yuvasına yumurtalarını bırakır, fakat her nedense o yumurtalardan bir tanesi kaderin ilahi bir tecellisi ile kartal yuvasında barınamaz yakınlardaki bir tavuk çiftliğine düşer veya kartal ağzı ile yumurtaları taşırken yakınlardaki bir tavuk çiftliğine düşürür. Ama ne düşüş masal bu ya beşeri bir kurgunun bir ifadesi olarak düşüş zamanı tam tavuğun kuluçkaya yatmak üzere olan bir vakitte ve tam da yatacağı yerde.. Şunu ifade etmek isterim Rabbimizin tecelli yi uluhhiyyetten gelen bir kader manzumesinde ki, anladığımız olayların her zaman ibret dolu olmakla beraber, tevile(Yoruma) ihtiyaç duymadan avamdaki en aciz bir beşerin anlayabileceği şekilde bu kadar tesadüfi (- ki böyle bir şeye tevafuk demek daha doğrudur –) ve şiirsel olmaz, zira dünya imtihan dünyasıdır. İnsan muhatap aldığı dünyanın ve kendi hayatının hakkını ve hesabını vermekle sorumludur. Neyse bu masalda da kast edilen beşerin ibret alacak dersler çıkarmasıdır.
Uzatmayalım, tavuk farkında olmadan kartal yumurtasının da içinde olduğu folluğa yatar, kuluçka dönemi bitince civcivler yumurtadan çıkar tabi kahramanımızda çıkmıştır. Gel zaman git zaman yavrular büyümeye başlar, ama bir tanesinin gelişimi diğerlerinden farklıdır. Ana tavuğun bu dikkatini çeker, ne de olsa farklı bir şey dünya ya getirmiştir çünkü... Bu yavru diğerlerinden daha çabuk gelişebilen daha güzel daha gösterişli daha değişik ve uzunca kanatları olan bir yavrudur. Hatta diğer kümeslerden bile tavuklar bu gösterişli ve hızla büyüyen yavruyu ziyarete gelirler, anne tavuk bu durumdan çok mutludur kendine bir pay çıkarır, böbürlenir. Neyse hayat devam etmektedir anne tavuk eğitime alır yavrularını kendince, zihinsel tecrübelerinin ve fıtratının gereğini tam bir tavuk nasıl yetiştirilirse öyle yetiştirmeye başlar;  

-Bak yavrum der,  

Yavru Kartala,
-şuralarda eşineceksin, şuradaki solucanları yiyeceksin, şuralara gitmeyeceksin şuralardan su içeceksin. Vs.vs..
Yavru kartal bu süreçten geçerken, gökteki semadan bir kartal süzülür adeta asaletinden dem vurmaktadır.Kahramanımız annesine seslenir,
-ne güzel uçuyor anne bende böyle uçabilirmiyim der.  

Ana tavuk,
-sakın ha yavrum böyle uçamazsın biz uçmak için yaratılmadık hem o gördüğün kuş dan da sakınmalısın der.
Kahramanımız iç geçirir tahayyül ettiği şeyin gerçekleşmemesinin ızdırabı ile yaşar . Sürekli uçmak istediğini ana tavuğa söyler ama nafile hep menfi telkinleri ile önü kesilir. Kahramanımız bir zaman gelir hiç kartal gibi yaşamadan tavuk gibi yaşar tavuk gibi ölür ve tavuk gibi gömülür.  

Kıssa dan çıkarılacak çok dersler vardır.İnsan yaradılış olarak en güzel şekilde yaratılmıştır, fıtraten elbette belli bir mizacı vardır yüce rabbimizde en güzel şekliyle yaratıldığını (tegabün süresi 2. ayet) kitabında da zikreder. Kartal ın semalardaki endamı teşbih de hata olmaz en güzel şekilde yaratılışın timsalidir. Hiç kimse kendi zihnindeki ve içindeki olumsuzlukların esiri değildir, esaret insanların kendi düşüncelerindedir. Masalda ki tavuk içimizde bu olumsuzlukların yansıması olan temsilidir. Etrafımızdaki çevrenin olumsuz güruhun, kötü arkadaşlar, menfi terbiye gibi bir göstergesi de olabilir. Halbuki insan ümit vardır içindeki iyi olan şeyleri, hedefleri yaşamının bir anlamı çizgisinde ona mana katacak şeylerle, içindeki ataleti ketumluğu kırarak bezeyebilir.  

Mevlana nın dediği gibi;
-Şimdi yeni bir şeyler söylemek zamanıdır cancazım diyerek’’ bu tür bir sıçrayışın adeta miladını haykırmaktadır, evet şimdi yeni bir şeyler söyleme, hayatı anlamlaştırma zamanıdır, niye ve niçin geldiğimizin sorgusunu cevabını kişiye göre, gerek evrensel değerlerde gerekse dini perspektiflerde hissederek, duyarak söyleyerek kendimizden bir şeyler katarak hissetme zamanıdır. İnsanın yaratılışı buna zaten müsaittir. İçimizdeki derinsel düşünsel boyutta sorguladığımız vicdani perspektif, elbette içimizde neye karşı temayül (eğilim) gösterdiğimizi söyleyecek ( -ki o yatan cevherin adını zaten koymuştur-) ve içimizde ta derinlere doğru, böyle tefekkür edercesine yapacağımız bir seyahat de kendi yaratılışımızın sırlarına kadar ucu dokunacak ve böyle bir eğilimimizin adına mutlaka göndermeler yapacaktır. Yeter ki içimizdeki böyle sorgulamaya esas teşkil eden düşünsel seyahatlere sık sık çıkalım. Misalen bu bizim edebi boyutta bir eğilimimizin olduğunu içimizdeki sesler söyleyebilir, bu yönümüzü geliştirelim yazalım çizelim yeter ki eyleme dökelim. Tabi ki dünya denen laboratuar da ilintili olarak.. Sınırları zorlayalım niyet böyle olunca eylemde selamet olacaktır. Önümüzü tıkayacak şeyleri önemsemeyelim.  

Hak insanı en güzel şekliyle yaratmış ve kendi ismiyle her bir beşere tecelli etmiş, yukarıdaki paragrafında teması zaten insanın kendi iç dünyasın da bu tecelliyi bulup çıkarmak onunla hayatı anlamlaştırmak Ve dünya ya bir tavuk gibi değil bir kartal gibi veda etmektir. İşte bütün mesele de burada zaten…  

 
Toplam blog
: 12
: 6354
Kayıt tarihi
: 22.12.10
 
 

Ortopedi Teknisyeni olarak Konya'da bir devlet hastanesinde görev yapmaktayım aynı zamanda freela..