​ Bir kayıpsın içimde büyüyen / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Mart '11

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Bir kayıpsın içimde büyüyen

Kaybolmuş, yitirilmiş gerçekliksin yüreğimde. Arasam bulamam artık, ulaşmaya çalışsam da imkansız, biliyorum. Neden, ama neden kilitledim kendimi imkansızlığına. Nedendir tüm yaşadıklarımızın kaybolup silinip gitmesi mazinin derinliğinde. Paylaşılacak geniş gelecek zamanlar hayal ederken niçin bırakıverdik kendimizi mişli zamanların özlem duygusuna. Adını ister ayrılık, ister zorunluluk istersen olması gereken koy olanlara. Biliyorsun, hayır, hepsi yanlış, hepsi yalan bunların. Tanımlayamıyor hiç biri bizi. Bizi tanımlayan kaybolan, kaybettiğimiz bir ömürdü. Geride, sönmeyen, söndürülemeyen büyük bir yangın bıraktık biz için için yanan. Ardımızda, sırlarımız, umutlarımız, ideallerimiz ve hoyratça harcadığımız duygularımız kaldı. şimdi “damlalar vururken cama, yüreğimde bir o kadar ürkek dolaşıyor beynimin çıkmaz sokaklarında. Rüzgar savururken benliğimi sonsuz yollarda, hasretinle çekilirken damarlarım, ben artık geceye yüklüyorum düşlerimi. Gözlerini yağmur tanelerinde arıyor, sıcak nefesini duyuyorum bacası tüten damlarda, yanan sarı sıcak damlalarda. Ve sen ey sevgili zamanın bu alçak yalnızlığında kim bilir hangi rüyalarda” hangi alemlerdesin. Bak, yokluğunun soğuk yalnızlıklarda yanıyor yüreğim şimdi. Hayali bir çaresizliğin içinde boğuluyor sana mahkumiyetimi yıkamıyorum. Yediğim yemeğin içtiğim suyun tadı kayboldu birden.”O kadar karanlıklar içindeyim ki, şunlar ellerindir diyor, tutamıyorum, şunlar gözlerindir diyor, bakamıyorum, düşün artık, kahrımdan ölmeliyim, ölemiyorum” işte. Bütün zarların kırmızıya dönüştüğü zamanlardayım yani. Hiç bir şeyin farkına varmadan ”kaybedilmiş bir bahise döndü hayatım” sayende. Kimi an öfkeleniyorum sana, kızıyorum, bazen kara gözlerindeki o masumiyeti düşünüyorum. Gidişinle anlamsızlaşması gerekirken her şeyin, şarkılar anlam kazanmaya şairin dizeleri vücut bulmaya başlıyor. Ruhum yalnızlığının acısında olgunlaşıyor sanki. Sayende acıyı sevmeye acıda kendimi var etmeye çalışıyorum. şarabın tadı gidişinin verdiği ıstırapla sarhoş ediyor sadece. Ve artık gel diyorum “gel gör beni darmadağın, tel tel çözülüp kalmışım” sensizlikte. Gel de “saatleri kırarak zamanı durduracağımız” günlerimize dönelim. şimdi gecenin bu ıssız yalnızlığında yaşadığımız kavgalar, sevinçler, kıskançlıklar paylaşılan anların her dakikası her saniyesi bir tarafa ellerini ellerime aldığım, sarıldığım o ilk, o anlatılmaz anın özlemidir içimde kalan yalnızca. Bir daha bir daha yaşamak isteğidir tüm biriken katmerleşen özlemim. Bulamadım, ulaşamadım işte başka ellerde, başka bedenlerde o sıcaklığa. Belki de çocukçaydı her şey. Saf çocuk sevgisinin, gülüşünün, sıcaklığının içinde ki saklı büyüydü ikimizdeki. Bozamadım işte o büyüyü, yok edemedim bir türlü. Zaman, yokluğunu unutturmak yerine varlığına dönüştürüyor işte her şeyi. Tüm çabalar, direnmeler, sevdalar, demir atılan yeni limanlar boş bir avuntudan ibaret kalıyor. Hasretin başkaldıran tüm duyguları başardı yenmeyi. Bana kalan yaşadığımı sandığım içinde hep seni arayan, senin gülüşünü, gözlerini, saçlarının kokusunu bulmaya çalışan, senin gerçekliğin üzerine kurulmuş boş sevdalar, yalan zamanlar, sahte sevinçler oldu. Anlıyorum artık, seni bulmaya çalışan ben, ben olmaktan çıkmış sana dönmüşüm. 

 

 
Toplam blog
: 36
: 476
Kayıt tarihi
: 26.03.11
 
 

Üniversite mezunuyum. Yerel bir gazetede çalışıyorum...