​ Bir muallimin hatıraları 14: Oh, imtihanlar bitti... / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '12

 
Kategori
Anılar
 

Bir muallimin hatıraları 14: Oh, imtihanlar bitti...

Bir muallimin hatıraları 14: Oh, imtihanlar bitti...
 

 (Sonunda sınavlar bitmiştir. Herkes bir derece rahatlamıştır ama; bütünleme var mı yok mu hala meçhul? Nihayet bütünlemeye kalanların listeleri asılır. Bizim aday sınıfını geçmiştir. İnanamaz. Peki, okul bitti ama, bizim Öğretmen Adayı Askerlik Kampı’na kadar nerede kalacaktır? Tereddütler içindedir. İzmir’deki Teyzesine gitsin mi okulda mı kalsın? Yol parası üç lira tutmaktadır ve o çok paradır…)

28.Mayıs.1940
Dün gece yarılarına kadar arkadaşlarla yatakhanede masal ve hikayeler anlatarak eğlendik. Bundan sonra uyuduk. Sabahleyin erkenden uyandım. Bu gün idare tarafından doğrudan doğruya sınıf geçenlerle, sözlüye kalanlar bildirilecek. Bunun için merak ve heyecan içindeyiz.

Sabah kahvaltısından sonra daha listeler asılmadığı için şehre gezmeye çıktım. Çarşıda Düzceli Mehmet ile buluştuk. İstasyon’da, Atatürk Parkı’nda vakit geçsin diye epey gezdik.  Mektebe geldik. Fakat daha listeler asılmamıştı. Muavin odasında Ziya Bey’le, Şahin Bey birtakım kağıtlarla meguldüler.

Sonra Şahin Bey beş-on dakika sonra saat onbirde kağıtların asılacağını söylemiş. Ziya Bey kağıtları eline alarak imzalatmak için Müdür Bey’in odasına girdi. Biz şimdi daha çok heyecana kapıldık. Sonra Ziya Bey Müdürün odasından çıktı. Liste asılacak camekana kadar dolu olan arkadaşlar arasından geçip geldi. Getirip listeleri astı. Fakat kalabalıktan yazılı olan numaraları okumak mümkün değil. Sözlüye kalanların numarası bu kağıtlarda yazılı. Sınıfı geçenlerin ise numarası yazılı değil.

Ben kalabalıktan kendi numaramın olup olmadığına bakamadım. Bandırmalı arkadaşım İsmail Gür  benim numaramın olup olmadığına baktı. O kağıtlara bakarken, ben arkada  bir tarafta “bakalım ne diyecek,” merak ve heyecanla bir iki saniye bekledim. Sonra arkadaşım numaramın olmadığını  ve sınıfımı geçtiğimi müjdeledi.

Bu durum üzerine ben kendimin nerede olduğumu bilemedim. O saat ve o gün artık bütün sınıf geçen ve diğer sözlüye kalan arkadaşlarla birbirimizi tebrik ve teselli ettik. Ben baştan sınıfımı doğrudan doğruya geçeceğimi hiç tahmin etmiyordum. Çünkü Hendese’den altı numara bekliyordum. Son günlerde kalkarak istediğim numarayı aldım. Lakin evvelden Hendese’den bir kere (iki) almıştım. Eğer vasatisini alacak olursa sözlüye kalırım, diyordum. Bilmem artık nasıl oldu! Ya Muallimler Meclisi yahut Hamdi  Bey beni Hendese’den kurtarmışlar.

Şimdi artık merak ve endişeden kurtuldum. İnşallah Allahım bundan sonra da muaffak oluruz.

29.Mayıs.1940
Artık sınıfımı geçtim. Bundan ziyadesiyle memnunum. Bütün arkadaşlar aileleriyle  görüşmek için memleketlerine gidiyorlar. Kampa kadar bir ay tatilimiz var. Kamp yirmi gün sürecek. Kamptan sonra da iki ay kadar tatilimiz var. Ben de İzmir’deki Efendi Ağabeylerimin yanına gitmek istiyorum. Lakin onların mali vaziyetlerinin düzelip düzelmediğini bilemiyorum. Bir, iki seneden beri Efendi ağabeyim boşta… Bunun için üç lira yol masrafı  yapıp İzmir’e gitmeğe cesaret edemiyorum. Çünkü onlar sıkıntı çekmekteler. Bir de ben gidip yük olmam doğru olmaz. İyisi mi Kamp nihayetine kadar burada mektep’de kalırım. Kamptan sonra da ya İzmir’e Efendi ağabeylerimin yanına giderim ve orada bir iş bulur, çalışırım. Yahut da mektepde kalarak İstanbul’a  giderim. Şimdiki halde buna karar veriyorum. Ama yine  belli olmaz. İzmir’e mektup yazdım; eğer gel derlerse, giderim.

Dün idareden 90’ar kuruş maaşlarımızla, birer frenk gömleği ve birer çorap verdiler.

Öğleden evvel Bandırma’lı Ahmet Hilmi Ağabeylerime gittim. Fatma Hanım Yengem’le  ve Bayan  Müzeyyen, Bayan Melahat, Bay Özer’le muhabbet yaptık. Onlarla havalar hakkında, mektepler, okuma hakkında öteden beriden konuştuk.

Öğleden sonra Bandırmalı arkadaşlarımı ve diğer İstanbul’a geçen arkadaşlarımı trenle selametledik.

Havalar çok sıcak oluyor. İstasyon da hararet 32 dereceye çıktı. İstasyon’dan doğru mektebe geldim. Yatakhanede biraz uzandım. Ve kitapları karıştırdım. Yatakhaneler kapanınca sınıfa geldim ve bu günkü hatıralarımı kaydettim. Sözlüye kalan arkadaşlar yanımda derslere çalışıyorlar. Onlara çok acıyorum. Allah kolaylıklar versin.

(Öğretmen adayı gencimize okuldan aylık ücret olarak 90 kuruş verirler . Peki , paranın satın alabilme değeri ne kadardır o günlerde? Şöyle: 1 kg.un – 19 Kuruş; 1 kg.şeker- 34 Kuruş ; 1 kg et – 54 kuruş ;1 kg zeytinyağı 60 krş ; 1 kg süt – 15 krş ; 1 kg peynir – 49 krş ; 1 kg çay – 5.90 TL. Unutmayın kapımızın hemen önünde II.Dünya Savaşı var. Almanya öteki ülkeleri tepelemektedir. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü; Başbakan DR.Recep Peker’dir…  Balıkesir- İzmir yol masrafı olarak 3 TL. sı gence çok gelmektedir. )

 

 
Toplam blog
: 2579
: 848
Kayıt tarihi
: 24.10.10
 
 

Mesleğim eğitimcilik… Şimdi artık emekli bir vatandaşım… biraz şairlik, biraz hayalcilik, biraz s..