​ Bir rüyadan arda kalmanın hüznü / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ocak '12

 
Kategori
Deneme
 

Bir rüyadan arda kalmanın hüznü

Bir rüyadan arda kalmanın hüznü
 

Ahh Sevgili.....


Gözlerim gördüğünde seni yanında buldum kendimi, kontrolsüzce, tüm kırgınlıklarımı unutmuş, sadece gözlerini görmek isteyerek…

Ayağım aksıyordu neden bilmiyorum, bu durum hızımı kesiyordu, sana ulaşmamı geciktiriyordu.

Bir andı gözlerimle buluşması gözlerinin, durup beni bekledin…

Yıllar geçmemiş gibi, o boşlukları yaşamamışız gibi, özlemle buluştu gözlerimiz…

Yan yana yürüyorduk yıllar sonra…

Kokunu alıyordum, sıcaklığını hissediyordum…

Bilmediğim bir kentin sokaklarında yürüdük, konuştuk, anlattık, kaybettiğimiz, birbirimizden yok olduğumuz zamanlar hiç olmamış gibi. En güzel yerde bırakıp, en güzel yerde yeniden başlamışız gibi…

Yürüdüğüm yerlerde izim yoktu, o kadar mutluydum ki ayaklarım yere basmıyordu, uçuyordum…

Ne köşeden beliren kızıl renkli o saldırgan köpek, ne üzerimize su sıçratan vasıtalar, umurumda değildi… Güneş belirgindi ufukta ama görmüyordum, korkmuyordum korktuklarımdan. Sesine duyduğum hasretinin canımı yaktığı günleri hatırlamıyor, doyasıya dinliyordum seni, sen susuyordun ben anlatıyordum.

Kolumdan tuttuğunda yoktu dünya akmıyordu, zaman zamansızlaşmış, duyduğum sen, gördüğüm sen, hissettiğim sen olmuştun. Nasıl da özlemişim diyordum içimden, dilime dökemiyordum ama.

En korunaksız kaldığım sen iken, en mutluluğum olduğunun gerçekliğiyle kaldım, gidiyordun yeniden, ayrılıyordun yanımdan sadece;

-Konuşmamız gerekenler var, diyebildim. Sen aniden uzaklaşırken döndün geri geldin, şaşkınca baktın yüzüme, sanki konuşacak bir şey yok bu anı sonsuzlaştıralım, bozma der gibiydin.

Yeniden gitmenden korkarak;

- Merak ettiğim şeyler var, sadece sorularım, diyebildim.

Gülümsedin, içim ısındı, unuttum sorularımı, merak ettiklerimi, Sonsuza kadar orada o anda senin gülümsemende kalabilir, durdurabilirdim dünyayı…

Gülümsedin, yanağıma bir öpücük kondurdun ve gittin…

En korunaklı olduğum yere gittim ben de, çaresizce annemin gözlerinde, dizlerinde akıttım gözyaşlarımı. İçime sakladım sevgimi de, zehrimi de... Geriye kalan ne varsa sessiz çığlıklar gibi ayrıldı tenimden.

Ve uyandı gözlerim gerçek dünyaya, yanağımda hissettiğim ıslaklıkla irkildim.

Hissettiğim mutluluk o kadar gerçek kaldı ki içimde, gözlerin o kadar gerçekti ki gözümde… Tarihi düşündüm önce, hangi zamandayım, neredeyim? Bunlar rüya olamaz dedim, tenimdeki sıcaklık, yüzümdeki bakışın rüya olamaz. İnsan bu kadar mı hisseder, insanın içine bu kadar mı işler bir bakış?

Bir yanda kendimi yaşadığıma inandırma çabası, bir yanda rüya olduğunun gerçekliği ve bu gerçekliğin elinden şekeri alınmış çocuk gibi içimde yarattığı acı…

İnsan affedebiliyormuş en büyük hataları, unutuyormuş en büyük acılarını, özlem can yakan, nefessiz bırakan bir duyguymuş, şimdi artık sen de affedilmiş bir gerçekliksin içimde…

Sadece özlediğim, unuttuğum ya da vazgeçtiğim gibi sıfatlandırmalar olmadan, hayatımdan geçerken en büyük acılar bırakan, canımı yakan ve en mutlu edenimsin, öyle de kalacaksın.

http://www.youtube.com/watch?v=8bo1B4o3MWQ

 
Toplam blog
: 127
: 820
Kayıt tarihi
: 22.09.07
 
 

Sıcağıyla bilinen memleketimde bir kış gününde geldim dünyaya. Bütün tezatlıklar hayatımda farklı r..