- Kategori
- Dünya
Bir rüyam var...

Gelin Amerika başkanlık seçimlerine bambaşka bir açıdan bakalım.
Bir gün Martin Luther King, Jr. çıktı ve dedi ki, I have a dream that one day this nation will rise up and live out the true meaning of its creed: "We hold these truths to be self-evident, that all men are created equal."I have a dream that one day on the red hills of Georgia, the sons of former slaves and the sons of former slave owners will be able to sit down together at the table of brotherhood. (Bir rüyam var. Gün gelecek, bu ulus ayağa kalkıp kendi inancını gerçek anlamıyla yaşayacak. " Şunu kendinden menkul bir gerçek kabul ederiz ki, bütün insanlar eşit yaratılmıştır." Bir rüyam var. Gün gelecek, eski kölelerin evlâtlarıyla eski köle sahiplerinin evlâtları, Georgia'nın kızıl tepelerinde kardeşlik sofrasına birlikte oturacaklar...)
Ve sonra bir gün Barack Hussein Obama diye bir adam çıktı başkanlığa aday oldu, çok sıkı rakiplere karşı çok sıkı bir kampanya sürdürdü ve kazandı. Üstelik bu adam kendi deyimiyle ''kahverengiydi''.
Peki ırkçılığın bu kadar yoğun yaşandığı bir tarih sayfasının ardından Amerika bu noktaya nasıl geldi?Bir adam eşit haklar için hayal kurdu, bir adam gerçekleştirdi...Büyük insanlar büyük hayaller kurup gerçekleşmesini beklerler.Bu bir umut değildir bir belki de değildir, gerçekleşeceğini bilirler er ya da geç...
Peki şimdi size soruyorum: Bizim için ülkemiz için büyük hayalleri olan birileri kaldı mı bildiğiniz?Daha önce kurulmuş hayaller için ümidiniz var mı hala ya da bir hayaliniz?