Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

salih haluk reşat şentürk

http://blog.milliyet.com.tr/shr

14 Mart '07

 
Kategori
İş Yaşamı - Kariyer
 

Bir sabun köpüğü ile başlayan yolculuk ... (1)

Bir sabun köpüğü ile başlayan yolculuk ... (1)
 

Çok uzun bir zaman önce okuduğum bir kitabın başlığı idi, ” Bir sabun köpüğü ile başlayan yolculuk...”

Günümüzün konusunda en büyüğü olan bir Dünya markasının sadece bir sabundan başlayarak gelişimini ve çalışma sistemlerini anlatan harika bir kitaptı... Hatırladığım kadarı ile şirket içinde hedefleri olan arkadaşlar arasında uzun süre elden ele dolaştı, durdu...

Kendi iş hayatıma bakınca da , benzer bir başlık kullanmak gayet anlamlı olacak diye düşündüm; Bana “Cam, sadece bir kum tanesi ve ateştir.” demişlerdi....

Evet, gerçekten çalışma hayatıma başlarken bana camı anlatan insanlar işin özünün kum ve ateş olduğunu söylemişlerdi. Sonra bu mantıkla üretilen camı “Nasıl satarız ? “ diye anlatmaya devam etmişlerdi. Aradan geçen 25 senede anladım ki hiçbir şey gözüktüğü kadar basit değildi...Tek şey doğruydu...” – Cama bir bulaşırsan, bir daha ayrılamazsın..! “

Birçok iş yerinde olduğu gibi işe ilk başladığımda bana bir eğitim programı verdiler ve hergün evimin olduğu Fındıkzade’den Beykoz’a eğitime gidiyordum. Hammaddeden başlayarak, son işleme kadar üretimin tüm aşamalarını gördüm. Üretimi ilk görenlerin tamamının söylediği gibi ben de “ Ürün kırıldığı zaman bunca emeğe yazık değil mi? diye düşünerek tamamladım eğitimi mi... Sonrasında ise; mağazacılık eğitimi başladı... O günlerde Kristal bir şarap kadehinin ışıltısına kapılarak hemen evimize satın alma duygusuna kapıldığımı hep hatırlarım. Her ürün sanki bir sanat eseri ve mücevher gibi geliyordu bana.

Ve bu duygu yıllardır aynen devam ediyor.

Bu arada ilk öğrendiğim konulardan biri de müşterilerimize karşı olan sorumlulukların çok önemli olduğu idi. Bir gün, orta yaşlı bir çiftin, mağazamızdaki teşhir ünitesinde yer alan 6’lı bir takıma bakarak yaptıkları konuşma dikkatimi çekti. Çift raftaki takımın ne takımı olduğunu tartışıyordu. Bey, herhangi bir içki takımı derken bayan likör takımı diyordu. Ancak fikirleri hep değişiyordu konuşmaları süresince... Hediye almayı hedefledikleri belli idi ve bu takım en ucuz takımdı raftaki, en son beyefendinin “ – Yaa.. boşver ne takımı olduğunu ( Firmanın adını vererek ) ......... yaptıysa doğrudur. Koskoca marka yanlış yapacak değil ya..” dedikten sonra satın alma kararını vererek mağazadan ayrıldılar. Oysa söz konusu ürün gerçek anlamda fonksiyonel bir takım olmadığı gibi servis şişesi olarak kullanılan ürün ünlü bir firmaya ihraç edilen bir vazo formuydu, bardak yerine konulanlarda ülkemizde sadece nikah şekerliği olarak kullanılan bir üründü. Püf noktası ise bu yedi parça bir araya gelince çok ucuz bir set ortaya çıkmasıydı. Satış ekibine sorduğumda evet bu saçma sapan bir takım ama en çok sattığımız set diye bir cevap almıştım. Bu benim işe başladığım günlerde aldığım ilk dersti..

“Müşteriye ürün satarken eğitmek ve doğruları sunmak, ilave satışlar için onu yarınlara hazırlamak anlamına gelir. Geçici kazançlar uzun vadede iyi sonuç vermeyebilir.”

Reşat Şentürk

 
Toplam blog
: 136
: 750
Kayıt tarihi
: 18.02.07
 
 

Devlet Güzel Sanatlar Akademisi mezuniyeti ve askerlik sonrasında başladığım iş hayatım aynı kuru..