​ Bir şehrin profili / Kent Yaşamı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '13

     
    Kategori
    Kent Yaşamı
     

    Bir şehrin profili

    Bir şehrin profili
     

    Ben 23 yıldır İstanbul, son iki yıldır da görev değişikliği nedeniyle kendi isteğimizle (4 kişilik bir aile) İzmir’de yaşamayı tercih eden biri olarak İstanbul ve İzmir’i karşılaştırmak şehirlerimizin yaşamsal olarak ne kadar birbirinden uzak olduğunu anlatmaya çalışayım dilerseniz. Her ne kadar politik yönetim olarak birbirinde ayrı olsalar da coğrafi farklılıkğın da şehir yaşamında etkin olduğu bir gerçek. İzmir’e ilk yerleştiğimde şehir içi trafiğin problem olmadığı (İZBAN başarısı da buna etken) öğle tatilinde bile iki iş halledebildiğim trafik açısından harika bir büyükşehire geldiğimi düşünmüştüm. Beldelerin yakınlığı ve insanı rahatlatan atmosfere sahip olması ise benim açımdan ikinci avantajı idi. İzmir’de gözlemlediğim üçüncü güzellik ise yemek kültürü ve kalitesinin mutlaka belli bir standardın üzerinde olması sebze meyvelerin İstanbul’da olmayan derecede tadını alabilmeniz ve de fiyatlarının nispeten daha uygun olması. Ayrıca dışarıda hizmet veren insanların henüz İstanbul’dakiler kadar yozlaşmamış olmasından dolayı daha insancıl, daha güleryüzlü ve içten olmaları da üçüncü farkıdır bence. Bu kadar güzel coğrafyaya sahip bir kentin neden Barselona gibi olamadığı herhalde Türkiye gibi bir ülke sınırları içerisinde olmasındandır diye düşünüyorum. Yine de de İstanbul’dan sonra herşeye rağmen gelişim potansiyeli en yüksek şehirdir bence.

    Her nekadar yaşamsal olarak rahat bir şehir olsa da ekonomik gerçeklerden dolayı kalifiye iyi eğitimli İzmirli insanların ilk iş tercih şehri İstanbul oluyor dolayısıyla İzmir daha çok liseye kadar okuyup İstanbul’u tercih eden, ya da üniversiteyi İzmir’de bitirip yine İstanbul’a göç eden insanlardan dolayı daha çok emekli ve lise altındaki gençlerin oluşturduğu bir şehir profili yaratıyor.

    İstanbul’dan sonra 4 milyonluk bir şehirde belki alım gücünün düşük olmasından dolayı özellikle bayanlar için alışveriş ve marka çeşitliliği çok düşük, seçeneklerin birkaç bölge ile sınırlı olması sizi daha çok büyük şehir değil de gerçekten belde ya da köyşehir olduğuna ikna ediyor. Bunun bir nedeni de sanırım gecekondulaşma oranının İzmir körfez çanağı dışında çok yüksek olması iş ve ekonomik nedenlerden kaynaklanıyor olsa gerek. Şehir merkezinin 1-2 sokak bile içerisine girdiğinizde farkı hemen hissedebiliyorsunuz. Kağıt üzerinde büyükşehir olarak gözüken iki şehir aslında birbirinden o kadar çok uzak ki bunlara ayrı kategoriler bulmak gerekiyor.

    İzmir’de rekabet ortamının da olmamasından dolayı insanların daha iyi ve kalitelinin ne olduğunu bilemiyor olması okul-eğitim kalitesinin daha aşağıda kalıyor olması anlamı taşıyor fakat şehrin trafik rahatlığından dolayı insanlar okul dışındaki eğitimlerle farkı kapatıyorlar gibi. İstanbul'da çok başarılı çok sayıda İzmirliler olduğunu basından takip edebiliyorum. Daha önceleri bizim gibi İstanbul’dan göç eden biri belki eğitim seviyesinden dolayı belki  de rahat yaşanılan bir şehir olduğundan dolayı insanlar vicdani konularda çok katı görünüyorlar demişti. Bizim de yakın zamanda başımızdan geçen bir olay bu vicdan konusunu doğrular nitelikteydi.

    Netice itibarıyla yapamadık,  geri dönüyoruz; İstanbul’dan gelecekler için son sözüm İzmir gerçekten emekli olduktan sonra gelip rahat yaşanabilecek bir şehir. Bir sonraki yazıya kadar bu kadar.

     
    Toplam blog
    : 1
    : 339
    Kayıt tarihi
    : 20.06.13
     
     

    1967 Kırıkkale doğumluyum, sırasıyla Ankara, Kıbrıs, İstanbul ve izmir gibi şehir tecrübelerine s..