​ Bir tatlı huzur / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Ocak '08

 
Kategori
Anılar
 

Bir tatlı huzur

Bir tatlı huzur
 

Ferhat Livaneli


Finallerimizin bitmesini iple çekiyordum. Nedendir bilinmez, bu yıl fazlaca zorlanmıştım sınavlarda, sanırım sınıf geçtikçe daha zor derslerle karşılaşıyorduk. İngiliz Edebiyatı'nın o dalgalı, bazen de girdaplı sularında, çırpınmakta zorlanıyordum, ağır gelmeye başlamıştı.

Neyse ki, 24 Ocak günü, son olarak Çeviri dersi finalimizi olup, üzerimden büyük bir yük kalktığını hissetmiştim. Sırf bu güzel olay şerefine, güzel bir program yaptım o günün akşamı için. Sakarya Üniversitesi'nden gelecek olan dostlarımla birlikte, daha önce yalnızca internet ortamında konuştuğum Ferhat Livaneli'nin genel yönetmenliğini yaptığı İstanbul Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu'nun konserine gidecektim.

Aslında ilk kez gidiyordum bu tarz bir konsere; daha önce popüler kültürün gözdesi olan şarkıcıların konserlerine katılmıştım, ancak bazılarından zevk alabilmiştim. Ancak bu sefer ki başkaydı, belki de ilk kez "şarkıcı"ların değil de, "sanatçı"ların bulunduğu, seçkin insanların yer aldığı bir ortamda bulunacaktım. Bundan da öte, hayranı olduğum Zülfü Livaneli'nin, yine hayran olduğum kardeşi Sayın Ferhat Livaneli ile tanışma fırsatı geçecekti elime. Ciddi bir heyecan ve mutluluk bileşkesi bir ruh haliyle gitmiştim o akşam Taksim Atatürk Kültür Merkezi'ne.

Salona girdiğimde, dinleyicilerin ne kadar seçkin bir kitle olduğu ilk bakışta anlaşılıyordu. Herkes belli bir adap içinde salondaki yer göstericilerin yönlendirmesi ile yerini buluyor ve müthiş bir sükunet içinde konserin başlayacağı saati bekliyordu.

Ben hala heyecanlıydım. Birlikte geldiğim dostlarım benden daha sakinlerdi, beni kulise götürmeye zorluyorlardı. Onların bu davranışı bende ciddi bir baskı oluşturuyordu nedenini bilmediğim.

Derken konser saati geldi çattı. 1 hafta öncesinde, televizyonda izlediğim o çok değerli sanatçılar karşımızdaydılar. Salonda güzel denebilecek seviyede bir alkış koptu. Bu sırada, özellikle beklediğim şahıs, Sayın Livaneli çıktı sahneye. Arkadaşlarıma döndüm: "İşte bu !" diye ilginç bir tepki verdim. Gülüştük.

Konser, "Zülüf Dökülmüş Yüze" türküsüyle başlamıştı. Sahnede, insan ruhunu okşayan bir müzik ziyafeti vardı, ilk kez gerçekten "müzik" dinlediğimi hissediyordum. İster istemez ayaklarımla ya da alkışlarımla tempo tutuyordum, keyif alıyordum, ruhumu besliyordum. Ardından "Seherde Bir Bağa Girdim" geldi Erzincan dolaylarından. Beni hayattan koparan şarkı ise Giresun yöresinden "Gelavera Deresi" olmuştu. Bu nasıl bir kemançaydı Engin Demirtaş ellerinden, bu nasıl kemandı Saim-Sevil Perker'den... Hepsinden öte bu nasıl bir yorumdu Julide Karan'dan... Hani klişe olacak ama, beni benden aldı götürdü. Tüm şarkıyı birlikte söyledik.

İnanılmaz bir harmoni içinde ilk kısmı bitmişti konserin. Ara verildiğinde, ben yine arkadaşlarımın baskısıyla karşılaştım, "hadi kulise! " şeklinde. "Hayır! " dedim. Bana uzaktan bakan biri, benim bu yersiz utangaçlıklarımı, bu çekingen yüzümü tahmin bile edemezdi ancak; bazı zamanlar oluyordu işte, yersiz yere sıkılıyordum, belki sonradan yapmadığım için son derece pişman olacağım şeyler için bile tereddütte kalabiliyordum çekingenliğimin ortaya çıkması sebebiyle.

Konserin ikinci kısmı, birinci kısmı aratmadı. Sayın Livaneli'nin mükemmel kurgusu ile, sanki herşey daha önce çalışılmış değil de, o an ortaya çıkarmışçasına ulaşıyordu dinleyicilerin kulaklarına. Uzun süredir ilk kez bu kadar zevk alıyordum bulunduğum bu ortamdan. Çok güzeldi herşey, hiç bitmesin diyorduk. Arkadaşlarımın nabzını yokluyordum arada, onlar da hoşnuttu bu sıcak ortamdan.

Konser öyle güzel bir tat bıraktı ki dinleyiciler de, alkışlar kesilmedi bir süre. Tekrar sahneye gelen ekip, son şarkılarını söyleyip çekildiler kulislerine. Ben artık birşeyler yapmalıydım, sonradan pişman olacağım kesindi eğer kulise gitmesem. Bir anda tüm çekincelerimi kenara bırakıp "Duygu, haydi kulise" dedim. Sahneye çıkıp sağ taraftaki kulis kapısından içeri girdik. İçeri de, inanılmaz sıcak bir atmosferde, sanatçılarımız sohbet ediyorlardı, sanki az önce sahnede o kadar insanın önünde, o spot ışıkların altında performans gösteren onlar değildi.

Gözüm Ferhat Bey'i aradı, hemen kapının önünde, arkadaşlarıyla sohbet ediyordu kendisi. Sırtına dokundum bilinçsiz bir şekilde, heyecandan ne yapacağımı bilemiyordum açıkçası. Hemen bize döndü, tüm sıcakkanlılığı ile selamladı bizi. O anda kendimi biraz kötü hissettim, sanki muhabbetlerini bölmüş gibi oldum fakat birazdan Sayın Livaneli o sıcak gülüşü ile tüm heyecanımızı aldı, sohbete daldık. Açıkçası ben kulise gitmeden önce ne konuşacağım diyordum, heyecanım yüzünden muhabbeti tıkayacağımı tahmin ediyordum fakat hiç te öyle olmadı. Ferhat Bey beni, bizi tatlı dili ve gülüşü ile fazlasıyla etkilemişti. Kafamda oturmuş olan Livaneli ailesi profilinin bu denli gerçeğe yakın olduğunu tahmin etmemiştim, Ferhat Bey tam da kafamda düşündüğüm Ferhat Bey'di, hatta daha iyisiydi. Bunu o an düşündüm ve mutlu oldum. Kameralar önünde dünya tatlısını oynayan fakat kamera arkasında tüm küstahlıkları ile kendilerinden nefret ettiren sanatçılardan, ünlülerden değildi o, gerçekte ne ise kameralar önünde de aynısıydı anlaşılan. Tekrar mutlu oldum.

Kulisten ayrılmadan evvel fotoğraf çektirmeyi de ihmal etmedik. Bir daha görüşebilmek umuduyla ayrıldık. Bizler oradan ayrılırken yüzümüzde tatlı bir tebessüm, Sayın Livaneli'de ise, hayranlarının ona gösterdiği sevgi ve saygı gösterilerinin devamlılığından duyduğu memnuniyetinin yüzünde yansıması vardı.

Bir tatlı huzur ile ayrıldık oradan. Eve gelirken kafamda, tüm konseri ve Ferhat Bey ile aramda geçen diyaloğu tekrarladım. Mutlu oldum, bu mutluluğun sürmesi ve her daim herkesin yaşayabilmesi ümidiyle...

Son olarak; İstanbul Devlet Modern Folk Müzik Topluluğu'nun bir sonraki konseri, 7 Şubat 2008 tarihindedir. Tüm sevenleri için duyurma ihtiyacını hissettim. Sağlıcakla...

 
Toplam blog
: 5
: 1027
Kayıt tarihi
: 21.01.08
 
 

1987 İstanbul doğumluyum. İstanbul Kültür Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı öğrencisiyim. İ..