- Kategori
- İlişkiler
Bir zamanlar...

Farkında değildiniz belki... Belki de çok farkındaydınız. Ama, bilin ki bazılarınız... Beni çok acıttınız.
Çocuktuk... Çocuktunuz... Her çocuk gibi, saflığın hoyratlığındaydınız.
Herşeyi söyleyecek kadar saf... "Kral çıplak" diyecek kadar dobraydınız.
Küçücüktüm ben daha... Dilim dönmüyordu dilinize... Ve sizin yüzünüzden ben... Erken başlamak zorunda kaldım okula. Benden aklı büyük, bedeni büyüklerin arasında. Kolay olmadı...
O küçücük bedenimle "ben varım" demek içindi tüm uğraşlarım.
Dadımı "alay etmeyin" diye... Okul köşesinde bıraktım...
Kalemler parmaklarımdan kalın... Sizden önce okumak-yazmak içindi acelem.
Her şeyi öğrenme merakım hep sizin yüzünüzden.
Aynalarla barışmam uzun yıllarımı aldı. Kulağımda hep sizin o, alaycı sözleriniz yankılandı.
Gamzenin kusur olmadığını öğrenme zamanımsa... Çok sonra. Gülüşlerimi saklamak zorunda bıraktınız "sizin yanınızda."
Siz görmediniz ama... Ben de büyüdüm.
Szin sayenizde insan olmayı... Dalga geçmemeyi... Yargılamamayı... Doğru bildiğimi savunmayı öğrendim....
Hep, siz ektiniz yüreğime bunları. Acıtarak... Hırpalayarak... Kıskanarak.
İkiye bölünmüştü benliğim... Bir tarafta sizlerin arasındaki ben... Diğer tarafta ailem ve çevrem.
Siz acıtıyordunuz... Yaralıyordunuz. Onlarsa sarıyor, sarmalıyorlardı tüm sevgileriyle.
Bir yanda herkesin sevmek için sıraya girdiği... Diğer yanda "sizin hoyratlıklarınıza" katlanmak zorunda kalan çocuk.
Ben de az uğraşmadım sizinle... Yaptığınız hiçbir şey yanınıza kar kalmadı... Ve bu yüzden adım "yaramaz"a çıktı.
Yıllarca "Çok güzeldir teyzesi, ama biraz yaramaz" demelerine neden oldu paylaştıklarımız.
Bazılarınız yüreğime çok yakın... "Arkadaş"ımdınız.
Bütün çocuklar gibi... Saftınız, dobraydınız, hoyrattınız...
Farkında değildiniz belki... Belki de çok farkındaydınız.
Ama bilin ki...
Bazılarınız...
Beni çok acıttınız.