- Kategori
- Küresel Isınma
Bir zamanlar izliyorduk; şimdi yaşıyoruz

Geçtiğimiz haftaki sel felaketi görüntülerini daha düne kadar televizyonlardan sanki bir film gibi izlerdik... Ama gerçeklerle yüzyüze kalınca herşey çok farklı oluyormuş... Suçlamalar, hatalar, tedbirler sıralandı durdu. Hiç kimse kendine pay çıkarmadı. Oysa afet niteliğinde dünyada çok fazla örnekleri bulunan bu tip olayların önünde durmak ne kadar tedbir alınsada mümkün görünmüyor. ABD her yıl onlarca kasırgayla mücadele ediyor, Güney Asya ve Asya'da muson yağmurlarının oluşturduğu seller 20 yıl öncesine göre çok farklı boyutlarda.
Tedbir sadece devletlerin, hükümetlerin alacağı birşey değil. İnsanlar da bence manzarası güzel diye dere veya su yataklarına yerleşim yeri yaparlarsa (ki buna izin verilmesi zaten doğru değil ama rant için herşey yapılan bir ülkede yaşıyoruz) sonucuna herkes katlanmalı ve sadece devlet veya buna izin verenler suçlanmamalı bence. Orada oturmayı, yerleşmeyi veya herhangi bir iş sahası açmayı gözüne kestiren, izin almak için bir sürü para ve taviz vermeyi bile göze alan insanların sizce hiç mi suçu yok? Siyasi veya kişisel bir bakış açısı olarak değil, tamamen mantık çerçevesinde böyle düşünülmeli tezini savunuyorum. Dünyada ve Türkiye'de bundan sonra böyle felaketler çok sık olacak. Bunu uzmanlar yıllardır söylüyorlar. Ki bunların yabancı ülkelerdeki örneklerini fazla fazla görüyoruz. Bilmem ders alırmıyız ama bir dahaki selde hala orada birileri oturmakta diretiyorsa bunun altında farklı bir neden aramak gerekir. Nedenlerde kişiye göre değişir.
Bilim adamları ve devletlerin üst kurumları yıllardır hazırladıkları raporlarda dünyanın hızla değişen bir iklime doğru gitiğini ve Türkiye'nin bu değişimden en çok etkilenen ülkelerin başında geldiğini hep dinlemiştik.
En çarpıcı örneği ise ABD- Pentagon açıklamıştı. Okyanustaki akıntı değişimini inceleyen bilimadamları Pentagon'un "2020'de iklim felaketi bekleniyor" raporunu doğruladı. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon tarafından hazırlanan ve insanoğlunu 2020'den itibaren büyük iklim felaketleri beklediğini öngören raporda yer alan "Küresel ısınmanın yol açacağı iklim değişiklikleri sonucu, Avrupa'daki kıyı kentleri sulara gömülecek. <ı>(Bu kıyı kentlerin arasında İstanbul ve Ege'de bazı şehirlerinde isimleri geçiyor.) Rapordaki İngiltere ve Sibirya aşırı soğukları yaşayacak" ifadeleri üzerine İngiliz bilimadamlarından oluşan Today in Science adlı grup tarafından yapılan araştırmada okyanus akıntılarında yavaşlamalar olduğu belirlendi.
BU NE ANLAMA GELİYOR?
İngiliz bilimadamları Atlas Okyanusu'ndaki önemli akıntıların yavaşlamasının ülkenin Buzul Çağı'na girebilme ihtimalinin bir göstergesi olabileceğini söylemişler. Akıntılar yavaş hareket ettiği takdirde sıcak su sirkülasyonu yerine, Kuzey Buz Denizi ve Atlas Okyanusu'ndaki soğuk su sirkülasyonu ülke iklimini etkiliyor. Bu da sıcaklığın düşmesine, yağışların değişmesine ve ülkenin Sibirya soğuklarını yaşamasına yol açabilir. Ancak, Washington Üniversitesi'nden Profesör Peter Rhines, okyanuslardaki akıntıların yavaşlamasının felaket göstergesi olarak yorumlanması için daha erken olduğunu söylüyor. Rhines; "Atlas Okyanusu'ndaki akıntıların yavaşlaması büyük iklim değişiklerinin göstergesi olmaya da bilir. Önemli olan akıntıların okyanus hayatında önemli değişikliklere neden olup olmadığını belirleyebilmek" dedi.
FİLMDE GERÇEK OLURSA!
Küresel ısınmaya ilişkin felaket senaryoları yönetmen Roland Emmerich'in "The Day after tomorrow" yani "Yarından Sonra" adlı filmde dünya, ani bir iklimsel değişimle kaosa sürükleniyor. Şehirleri sular basıyor ve kutup soğukları hüküm sürüyor. Bu bir süre sonra Türkiye'ninde içinde bulunduğu iklim kuşağı içinde öngörülen bir senaryonun parçası aslında. Özellikle kıyı şehirlerimiz açısından. Pentagon raporunda ise; ısınma sonucu kuzeydeki buzulların erimesiyle tatlı su, Kuzey Denizi'ndeki tuzlu ve soğuk suyun dibe çökmesine neden olacağı, bunun da Avrupa'nın iklimini düzenleyen rüzgarları değiştireceği öngörülüyordu. Ve sonuçta yavaş yavaş ısınan dünya, sonrasında ani ve dondurucu bir iklimin etkisine giriyor.
İşte hazırlanan Pentegon raporunda yer alan senaryolardan bazıları:
* DEV okyanus fırtınaları Hollanda kıyılarını vuracak ve ülkenin büyük bir bölümü yaşanmaz bir hale gelecek. Hollanda dilinde NEDERLAND-AŞAĞI TOPRAKLAR-ADA anlamına geliyor.
* GÜNEY Avrupa, Afrika, G.Amerika'dan Orta Amerika'ya kadar kuraklık hakim olacak. Türkiye'nin bazı bölgeleri bu alan içinde.
* AVRUPA'NIN kuzeyinde ise sıcaklık düşecek ve iklim Sibirya'ya benzeyecek.
* SOĞUK ve kuraklık açlığa yol açacak.
* ORTA Avrupa, kuraklığın tehdit ettiği Afrika'dan göç akınına uğrayacak.
* DOĞU Avrupa, yetersiz petrol, su ve açlık nedeniyle iç savaşa sürüklenecek.
* ABD, bu dönemde kaosa sürüklenen ülkelerin hedefinde olacak ve Meksika ile aralarında su savaşları yaşanacak. Güney Asya ve Asyanın bazı bölümleri, Ortadoğu'da su savaşı beklenen diğer bir bölgeler.
* DÜNYADA nükleer silahlanma yayılacak. Özellikle Japonya, Almanya, Kore su ve enerji kaynaklarını korumak için nükleer silah geliştirecek.
* DÜNYA NÜFUSUN yaklaşık dörtte biri savaş ve ayaklanmaların kurbanı olacak.
Bu raporlar yıllardır sonuçlanan araştırmaların sonucu ve içlerinde Türkiye hakkında'da dikkate alınması gereken notlar var. Ne derece dikkate alınır bilinmez ama, dikkate alınmadığı zaman neler olduğunu 09.09.2009 tarihinde hep birlikte gördük.
Tedbir sadece devletlerin, hükümetlerin alacağı birşey değil. İnsanlar da bence manzarası güzel diye dere veya su yataklarına yerleşim yeri yaparlarsa (ki buna izin verilmesi zaten doğru değil ama rant için herşey yapılan bir ülkede yaşıyoruz) sonucuna herkes katlanmalı ve sadece devlet veya buna izin verenler suçlanmamalı bence. Orada oturmayı, yerleşmeyi veya herhangi bir iş sahası açmayı gözüne kestiren, izin almak için bir sürü para ve taviz vermeyi bile göze alan insanların sizce hiç mi suçu yok? Siyasi veya kişisel bir bakış açısı olarak değil, tamamen mantık çerçevesinde böyle düşünülmeli tezini savunuyorum. Dünyada ve Türkiye'de bundan sonra böyle felaketler çok sık olacak. Bunu uzmanlar yıllardır söylüyorlar. Ki bunların yabancı ülkelerdeki örneklerini fazla fazla görüyoruz. Bilmem ders alırmıyız ama bir dahaki selde hala orada birileri oturmakta diretiyorsa bunun altında farklı bir neden aramak gerekir. Nedenlerde kişiye göre değişir.
Bilim adamları ve devletlerin üst kurumları yıllardır hazırladıkları raporlarda dünyanın hızla değişen bir iklime doğru gitiğini ve Türkiye'nin bu değişimden en çok etkilenen ülkelerin başında geldiğini hep dinlemiştik.
En çarpıcı örneği ise ABD- Pentagon açıklamıştı. Okyanustaki akıntı değişimini inceleyen bilimadamları Pentagon'un "2020'de iklim felaketi bekleniyor" raporunu doğruladı. ABD Savunma Bakanlığı Pentagon tarafından hazırlanan ve insanoğlunu 2020'den itibaren büyük iklim felaketleri beklediğini öngören raporda yer alan "Küresel ısınmanın yol açacağı iklim değişiklikleri sonucu, Avrupa'daki kıyı kentleri sulara gömülecek. <ı>(Bu kıyı kentlerin arasında İstanbul ve Ege'de bazı şehirlerinde isimleri geçiyor.) Rapordaki İngiltere ve Sibirya aşırı soğukları yaşayacak" ifadeleri üzerine İngiliz bilimadamlarından oluşan Today in Science adlı grup tarafından yapılan araştırmada okyanus akıntılarında yavaşlamalar olduğu belirlendi.
BU NE ANLAMA GELİYOR?
İngiliz bilimadamları Atlas Okyanusu'ndaki önemli akıntıların yavaşlamasının ülkenin Buzul Çağı'na girebilme ihtimalinin bir göstergesi olabileceğini söylemişler. Akıntılar yavaş hareket ettiği takdirde sıcak su sirkülasyonu yerine, Kuzey Buz Denizi ve Atlas Okyanusu'ndaki soğuk su sirkülasyonu ülke iklimini etkiliyor. Bu da sıcaklığın düşmesine, yağışların değişmesine ve ülkenin Sibirya soğuklarını yaşamasına yol açabilir. Ancak, Washington Üniversitesi'nden Profesör Peter Rhines, okyanuslardaki akıntıların yavaşlamasının felaket göstergesi olarak yorumlanması için daha erken olduğunu söylüyor. Rhines; "Atlas Okyanusu'ndaki akıntıların yavaşlaması büyük iklim değişiklerinin göstergesi olmaya da bilir. Önemli olan akıntıların okyanus hayatında önemli değişikliklere neden olup olmadığını belirleyebilmek" dedi.
FİLMDE GERÇEK OLURSA!
Küresel ısınmaya ilişkin felaket senaryoları yönetmen Roland Emmerich'in "The Day after tomorrow" yani "Yarından Sonra" adlı filmde dünya, ani bir iklimsel değişimle kaosa sürükleniyor. Şehirleri sular basıyor ve kutup soğukları hüküm sürüyor. Bu bir süre sonra Türkiye'ninde içinde bulunduğu iklim kuşağı içinde öngörülen bir senaryonun parçası aslında. Özellikle kıyı şehirlerimiz açısından. Pentagon raporunda ise; ısınma sonucu kuzeydeki buzulların erimesiyle tatlı su, Kuzey Denizi'ndeki tuzlu ve soğuk suyun dibe çökmesine neden olacağı, bunun da Avrupa'nın iklimini düzenleyen rüzgarları değiştireceği öngörülüyordu. Ve sonuçta yavaş yavaş ısınan dünya, sonrasında ani ve dondurucu bir iklimin etkisine giriyor.
İşte hazırlanan Pentegon raporunda yer alan senaryolardan bazıları:
* DEV okyanus fırtınaları Hollanda kıyılarını vuracak ve ülkenin büyük bir bölümü yaşanmaz bir hale gelecek. Hollanda dilinde NEDERLAND-AŞAĞI TOPRAKLAR-ADA anlamına geliyor.
* GÜNEY Avrupa, Afrika, G.Amerika'dan Orta Amerika'ya kadar kuraklık hakim olacak. Türkiye'nin bazı bölgeleri bu alan içinde.
* AVRUPA'NIN kuzeyinde ise sıcaklık düşecek ve iklim Sibirya'ya benzeyecek.
* SOĞUK ve kuraklık açlığa yol açacak.
* ORTA Avrupa, kuraklığın tehdit ettiği Afrika'dan göç akınına uğrayacak.
* DOĞU Avrupa, yetersiz petrol, su ve açlık nedeniyle iç savaşa sürüklenecek.
* ABD, bu dönemde kaosa sürüklenen ülkelerin hedefinde olacak ve Meksika ile aralarında su savaşları yaşanacak. Güney Asya ve Asyanın bazı bölümleri, Ortadoğu'da su savaşı beklenen diğer bir bölgeler.
* DÜNYADA nükleer silahlanma yayılacak. Özellikle Japonya, Almanya, Kore su ve enerji kaynaklarını korumak için nükleer silah geliştirecek.
* DÜNYA NÜFUSUN yaklaşık dörtte biri savaş ve ayaklanmaların kurbanı olacak.
Bu raporlar yıllardır sonuçlanan araştırmaların sonucu ve içlerinde Türkiye hakkında'da dikkate alınması gereken notlar var. Ne derece dikkate alınır bilinmez ama, dikkate alınmadığı zaman neler olduğunu 09.09.2009 tarihinde hep birlikte gördük.