- Kategori
- Felsefe
Biraz Eski Biraz Yeni
Bazen geçmişe gitmek zorunda kalıyoruz. Hani iyice modernleştiysek kolay olmuyor, Tiryaki Hasan Paşa bizi uzaylı sanıyor.
Şaka bir yana tamam modernleşelim ama geçmişten de izler taşımamız gerektiğini düşünüyorum; çünkü tanıdık komşu ya da arkadaşımız eskide kalmış öyle yaşayan insanlarımız var onlara yabancı olmak istemeyiz.
Bu da bir yana geçmişin de güzellikleri olabilir. Özellikle kılık kıyafet konusunda onlardan yeni kreasyonlar modalar yaratabiliriz.
Düşünce olarak eskide kalmak yanlış çünkü düşünce bize hükmediyor bir anda bir bakmışız ki Abbase Sultan’ın Abbas’ı olmuşuz.
Beni değiştirmiyor, dönüştürmüyor, başka biri yapmıyorsa geçmişin güzellikleri üzerimizde süstür. Sanatı, edebiyatı, folkloru yaşantımıza zenginlik katar.
Ben böyle eskiyi ve yeniyi birlikte yaşayan kişilerin daha karizmatik olacağını düşünüyorum.
Eskide kalmış düşünce ve anlayışları yaşatmayı kastetmiyorum, Saba melikesinin saçlarında varsa bir güzellik…
Geçmişle bağımız da olmasın, tarihin sayfalarını çevirerek bir şeyler alalım, Tiryaki’nin gümüş saplı ağızlığı mesela ya da Hürrem’in broşu…
Gelecek gelecek diyoruz da gelecekte de bir şey kalmadı, her şeyi daha gelmeden kullandık; eşek kulaklı Mister Spak’ın saçlarını taradığı tarak demode oldu.
Anladınız mı bilmiyorum. Ayrıca ta o zaman da beğenmediğimiz şeyleri değil elbette.
Çizgiyi iyi tutturmak lazım; bugünü unutturmayacak ve geçmişi hatırlatacak kadar geçmiş. Geçmişten gelmiş orada kalmış; olmaz.
Siz Hürrem olun ben Süleyman olurum.