- Kategori
- Gündelik Yaşam
Biraz Olasılık
Olasılıklar önemlidir diye düşünürüm ama hep söylendiği gibi de istatistiğin içinden çıkan bir kavram olduğu için, istatistiğe atfedilen, hiçbir zaman doğru çıkmadıkları yönündeki eleştirilere de katılmamak elde değil. Burada istatistiğe gereğinden fazla önem verilmesidir problem. Lakin gereğinden de az önem vermemek gerekir, yol göstericidirler çünkü. Olasılığın yanılgısını ise, yüzde doksan dokuz olasılıkla düşmeden yerine ulaşabilen uçak seyahatlerinde, geriye kalan yüzde bir ile uçan insanlara sormak gerekir ki bunu sorabilmek hiç olası değildir, keza bu insanlar hayat ile ölüm çizgisinin üzerinden geçerek bedenlerini ölümün ağlarına göndermişler, ölüme golü atmışlardır. Bazen birşeyin gerçekleşmesi olasılığı, şu anda kafanıza gök taşı düşmesi ihtimalinden daha az olası olabilir ama kafanıza gök taşı düşmese de bu olasılık gerçekleşebilir.
Bir de bilmek lazımdır olasılığı, birşeyin yüzde seksen olası olduğunu dillendirebilmek için bu şeyi gözlemlemiş olmak elzemdir. Yılda bir milyon zar üreten bir şirket, bu zarların bin tanesinin hatalı olduğunu söylüyorsa, yüzde dokson dokuzdan daha yüksek bir doğrulukla üretim yaptığını iddia edebilir. Ama genç bir kıza karşı duygularını ifade etmekten çekinen ve reddedilme olasılığından korkan genç oğlanın elindeki veri nedir ? Daha önce bir milyon kıza teklifte bulunmuş ve bunlardan dokuzyüz doksan bin tanesi kendisini red mi etmiştir ? Yoksa cesaretsizlik, en olası şeylerde bile olasılığın üzerine bir kara bulut gibi çökmekte midir? Machiavelli talihin dişi olduğunu söyler, onu elde etmek için zorlamak, uğraşmak gerekir bu yüzden. İşte tam da bu yüzden diyorlar ya; gençler düşünebilseydi ve ihtiyarlar yapabilseydi, yapılamayacak hiçbirşey kalmazdı.
Her şey zar üretmek kadar kolay olsaydı keşke ama değil. Peki az önce bahsettiğimiz, üretilen bir milyon zarın bir vinç ile yüz metre yükseklikten zemine bırakıldığını düşünelim. Yere düşen bir milyon tane zarın da altı gelmesi olasılığına ne demeli? Bunu hesaplamak bile istemeyiz, ancak böyle birşeyi hesaplayabilmek beraberinde neleri getirebilir bir düşünelim. Eric Beinhocker, nefis kitabı “The Origin of Wealth” de, sizden beşyüz sayfalık boş bir kitabı hayal etmenizi istiyor. Şimdi Türkçe harfler, noktalama işaretleri, boşluk vb. dikkate alındığında, elimizde elli adet kullanılabilir harf olduğunu düşünelim. Kabaca bir safyada bin adet harf kullanılacak ve beşyüz sayfada da beşyüzbin harf kullanılmış olacaktır. Şimdi bu beşyüzbin harfin herbirini elimizdeki elli harften birisiyle dolduralım. Nasıl, korkutucu değil mi ? Bir de bunu tüm olasılıkları kapsayacak şekilde yaparsanız elinizde beşyüz sayfalık milyarlarca kitap olacaktır, ancak bunların birçoğu da anlamsız harflerin bir araya gelmesinden oluşan yine anlamsız kitaplar olacak maalesef. Peki ya anlamlı olanları ? Bu milyarlarca kitap içinde 1981 yılınının nobel ödüllü yazarının kitabı da olacak, 2030 yılında nobeli alacak yazarın yazacağı kitaplar da olacaktır. İşte korkutucu olan şimdi etkileyici oldu değil mi, bakarsınız okuduğunuz bu satırlar da bu kitabın içinde yer alır.