- Kategori
- Güncel
Biri bana anlatsın
Sabahları TV-8’de Erkan Tan’ın programını severek izlerim. Kendisine has üslubuyla çok güzel program yapıyor, herkese eşit mesafeli davranıyor. Soru soruş tarzı, programa çıkardığı konuklar hoşuma gidiyor. Açıkçası bazı konularda da bilgileniyorum.
Bu günkü konuklarından biri CHP grup başkan vekili Onur Öymen’di. Onur Bey’in devlet tecrübesi çok fazladır. Ancak programda hükümeti ve yargıyı sadece eleştirdi. Hiç sevmediğim bir şeydir çözüm getirmeden eleştirmek. Hiçbir soruya doğru düzgün cevap vermeden bir programı demagojiyle bitirmesi doğrusu bizi yönetmeye talip olanlar adına pek de hoş olmadı.
Evet, herkesin mutlaka eksiklikleri vardır. Bunu inkâr etmek insan fıtratını inkâr etmek demektir. Hükümetin de birçok eksiği ve yanlışı vardır. Bunu herkes biliyor. Ama tüm politikalarını bunun üzerinden yürütmek, hatta doğruluğu tescillenmeyen basın haberlerini de içine katarak hükümete yüklenmekle bu iş olmaz. Gelin faydası olacaksa hükümeti sandığa gömelim. Bu, demokratik yollarla oluyorsa herkes buna razı olur. Kim daha iyi yönetecekse onu iktidar yapalım. Demokrasinin özü zaten budur. İktidar da siz olun kardeşim. Ama bunun için halka çözüm yolları sunmalısınız. Günleriniz sadece avukatlık ve dedektiflik yapmakla geçtiği sürece bu iş yürümez, sizi iktidar yapmazlar kardeşim. Millet iş ve aş istiyor, barış ve huzur istiyor. İç kavgadan, kısır çekişmelerden bu millet bıktı.
Bu avukatlık ve savcılık işleriyle uğraşıncaya kadar enerjinizi “bu memleket nasıl daha iyi yönetilire, proje üretmeye, vatandaşla kucaklaşmaya” ayırsaydınız eminim o zaman çok daha iyi olurdu. İktidar alternatifi ortaya çıkar millet olarak biz de sevinirdik. Hiç kimsenin oyu tapulu değil, oylarımızla sizleri iktidar yapardık. Muhalefet ağlama yeri olduğu sürece hükümet hükümetliğine devam eder kardeşim. Çünkü ağlayana iktidar verilmez, proje üretene verilir.
Benim canımı sıkan ve bu yazıyı yazdıran hususlardan birine gelince. TRT malum Ergenekon olayıyla ilgili bir program yaptı ve Tuncay Güney denen, neye hizmet ettiği belirsiz bir vatandaşı canlı yayına çıkardı. Programda CHP’den de bahis geçti. Reyting uğruna mı yapıldı, yoksa milleti aydınlatmak için mi bilmiyorum. Şahsen şık karşılamadım. CHP’nin programı eleştirmesini bu konuda haklı bulurum. Sen programı yap, milleti kamuoyuna lanse et (suçlu veya suçsuz) sonra da onlara tekzip hakkı tanı. Bu çok yanlış bir davranıştır. Ya attığın çamurları temizleyecek kimyasal çözücün yoksa ne olacak? Gerçi programda böyle gelişmelerin olacağını yapımcı bilemezdi. Ama canlı yayında her şeyin olabileceğini de tahmin etmek yapımcının görevidir.
Şimdi olayın diğer boyutu da önemli. Aynı adam Show TV de M. Ali Birant’ın yayınına da çıkmış. Biri yanlış ise diğeri de yanlıştır. Show TV’yi mahkemeye vermeyecekmiş CHP, TRT’yi verecekmiş. Niçin diye soruluyor Öymen’e. O da: 32. günde CHP’nin adı geçmedi ve Show TV resmi kanal değil diye yanıtlıyor. Bu ne çifte standart! Bu anlayış “bana dokunmayan yılan bin yaşasın” anlayışından başka bir şey değil.
Asıl beni hayrete düşüren ise şu oldu. Biz TRT’yi mahkemeye verdik; ancak bizim savcımız F tipi savcı değil, A tipi savcıdır diyor. Program bu konuşmayla bitti. Ben bu ifadeye bir anlam veremedim. Gelmişim 45 yaşına ilk defa A tipi ve F tipi savcılıkların olduğunu duyuyorum! Bu uyduruluyor mu yoksa gerçekten iki tür savcılık var mı? Birinci lig, ikinci lig gibi mi? Yo yooo, Onur beyin söyleyiş şekli bunu çağrıştırmıyor. Başka bir şey olmalı. Çok zorlanıyorum. Biri bunu millete anlatsın.