- Kategori
- Anılar
Birinci sınıf olmaz, illa ki ana sınıfı...

mini mini birler...
Eğlenceli geçer benim kayıt dönemlerim. Kimi ana sınıfına, kimi birinci sınıfa kayıt olmak için gelen pırıl pırıl yüzler var bu günlerde karşımda. Kimisi ürkek bakışlarla girer odaya, kimisiyle sanki kırk yıllık dostmuşuz gibi bir lodos esiverir aramızda. Yalnız önceki yıldan edindiğim tecrübeyle, çalışırken giydiğim beyaz önlüğümü giymiyorum bu kayıt döneminde. Kaç minik tavşan kaçırdım geçen yıl odamdan.
’Ben aşı olmam siz beni aşıya getirdiniz.‘diye ağlayan.
Bu gün de geldiler minik tavşanlar, kuzular, koçlar… Öyle tatlılar ki…
Odaya girince önce onlarla tanışıyorum, kendimi tanıtıyorum sonra hani şu rengarenk minik şekerler var ya onlardan ikram ediyorum. Şimdilik misafir ama sonra benim olacak kuzulara…
Benim oluyorlar sonra… Hastalıklarıyla telaşlanıp, sevinçleriyle coşuyorum onların. Minicik elleriyle yazdıkları ilk yazılarına ve yanaklarına öpücükler konduruyorum yıl boyu...
Bu gün yine afacan bir oğlum geldi kayıt yaptırmaya, annesi ve babaannesiyle. Bazen böyle aile boyu kayıt merasimlerimiz de oluyor elbet. Yüzlerindeki ve yüreklerindeki heyecanı yaşamak güzel, hatta gözyaşı dökenleri bile var aralarında mutluluktan. Şükür bu günleri de gördük diye.
Afacan oğlumun nüfus cüzdanındaki tarihe göre her şey uygun, birinci sınıfa kayıt olması için. Ama annesi ısrar ediyor ana sınıfı da anasınıfı.
Sordum elbette, annesi niye ana sınıfı diyorsun illa ki.
Öğretmenim dedi siz bilmiyorsunuz, o rahatsız, birinci sınıfa gidemez.
Tekrar çocuğa baktım, ellerini ellerime aldım. Boyu, gelişimi, parmakları gayet iyi…Bir kalem verdim eline…Tutuyor, çiziyor. Eeee, daha ne o zaman.
Ya dedim her şey normal gözüküyor. Bu çocuğun ne rahatsızlığı var.
Öğretmenim dedi o çişini söylemez bazen altını ıslatır, sidiklinin tekidir o…
Utandı afacan oğlum. Yanakları al al oldu.
Tıbben koyulmuş bir teşhisi var mı dedim.
Yok öğretmenim dedi…Hasta değil ama inatçı. Hele sen onu ana sınıfına yaz.Önce orada öğrensin çişini tutmayı, sonra birinci sınıfa geçsin…
Başladım gülmeye…
Bak annesi dedim, bunlar bu yaştaki çocuklar için gayet doğal şeyler. Okulun ilk bir ayı, hatta zorunlu durumlarda iki ayı birinci sınıf annelerimiz hep aramızda olur. Hep beraber öğretiriz, okulu, kuralları çiş yapmayı. Fedakarlık sınıfıdır birinci sınıf, çiçek tohumlarının atıldığı ve sabırla açmaları için beklenildiği mevsimdir.Hem aile, hem öğretmen su olur, güneş olur, toprak olur dedim.
Hem sen benim küçük oğluma böyle söyleyip utandırma şimdi. Oğlum gayet iyi asıl problem senin tavrında bence. Ben onu birinci sınıfa kaydediyorum…
Afacanın gözlerindeki mutluluğu ömür boyu unutamam herhalde.
Ve asıl unutamayacağım da babaanne…
Ben gelinine söylendikçe, elini göğsüne sıvazlayıp, söyle, söyle diye işaretler yapmadı mı arkasından…
Ömürsünüz siz yahu, ömrümsünüz siz yahu…
Canım velilerim ve canım yavrularım..
Lillo