- Kategori
- Güncel
Birleşmiş Milletler'den Türkiye'ye orantısız güç uyarısı...

Kimse bunu beklemiyordu değil mi?
BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pillay, Gezi Parkı odaklı gelişmeler çerçevesinde, Türk hükümeti ve sivil toplumun, tansiyonun düşürülmesi için acilen harekete geçmesini istiyor.
Avrupa Parlamentosunun aldığı kararı kabul etmeyen idarecilerimiz, bu söylem karşısında henüz bir tepki vermediler.
Devam edelim; Navi Pillay, yazılı açıklamasında, Türk hükümetinin Gezi Parkı alanında çalışma yapılması için mahkeme kararının bekleneceği ve daha sonra konunun halk oylamasına götürüleceği yönünde geçen hafta yaptığı açıklamaların memnuniyetle karşılandığını belirtiyor.
Birileri hemen kendine pay çıkarmasın açıklamanın devamını okusun.
Navi Pillay, Türk hükümetini ve sivil toplumu, bu kararı temel kabul ederek, tansiyonu düşürecek bir tarzda hareket etmeye çağırıyor.
Sana ne be!
Durumun hala açık bir biçimde çok hassas olduğuna işaret eden Pillay, yetkililerin göstericilere yapılan ilk muamelenin çok ağır olduğunu kabul etmesinin öneminin altını çiziyor.
Ha şöyle hizaya gel!
Navi Pillay, gösterilerde binlerce kişinin yaralandığını veya göz yaşartıcı gaza maruz kaldığını kaydediyor.
Allah Allah size ne be kardeşim. Al sana resmi olmayan sonuçlar: 5 kişi öldü, 7957 kişi yaralandı. Yaralıların birçoğunun durumu ağır ve hala hastanede yatıyor. Ne var bunda değil mi?
Amacın, hasarın ve yaralanmaların en aza indirilmesi, insan haklarını korumak ve insan haklarına saygı göstermek olması gerektiğine işaret eden Navi Pillay, şunları da söylüyor:
"Polisin, barışçıl protestocu gruplara karşı, sağlığa ciddi zararlar verecek sonuçlar doğurabilecek şekilde aşırı güç kullandığı iddiaları dolayısıyla özellikle çok kaygı duyuyorum. Göz yaşartıcı gaz kutularının ve biber gazlarının insanlara çok yakın bir mesafeden atıldığı ve kapalı alanlarda kullanıldığı yönündeki bilgilerin ve plastik mermilerin yanlış biçimde kullanıldığı yönündeki iddiaların, bir an önce, etkin bir biçimde, güvenilir ve şeffaf bir şekilde soruşturulması ihtiyacı vardır."
Benim polisim nasıl davranacağını sana mı soracak?
Aşırı güç kullanımının cezalandırılması gerektiğini belirten Pillay, yetkililerden, barışçıl toplanma ve protestoları kolaylaştırmalarını ve korumalarını istiyor.
Benim savcılarım görevini bilir!
Navi Pillay, kendisinin de açık bir şekilde kınadığı, bazı kişiler tarafından zaman zaman gerçekleştirilen şiddete dayanan ve cezalandırılabilir eylemlerin, diğer protestocuların barışçıl toplanma haklarından yoksun bırakılması için kullanılmamasının sağlaması gerektiğini da kaydediyor.
Yani hepsi çapulcu, marjinal ve ayyaş değil demek istiyor!
Önemli sayıda Twitter kullanıcısı ve avukatların suç teşkil eden eylemler dışındaki faaliyetlerden dolayı keyfi olarak gözaltına alındığı yönündeki bilgilerden kaygı duyduğunu da vurgulayan Pillay, gözaltına alınanlara kötü muamele yapıldığı yönündeki iddialardan da özellikle kaygılandığını dile getiriyor.
Navi Pillay’da gözlerini kapatıp ağzını açarak, son söyleyeceğini baştan söyleyiveriyor hani. Bakın sözlerinin devamında ne diyor: "Bu iddialar acil olarak soruşturulmalı ve bu suçları işleyenler yargı önüne getirilmeli"
Sen kimsin be? Senin bizi sorgulama gibi bir yetkin mi var. Bizi sorgulayacak yetkiyi nereden alıyorsun?
Ama Navi Pillay susmuyor! "Bu tür temel sıkıntılar, ülkenin insan haklarına yaklaşımında var olan sistemsel problemleri çözmek için zemin hazırlaması açısından fırsatlara dönüşebilir" diyerek, yetkisini ve olmayan etkisini aşıyor!
Bu adamı kim susturacak, yoksa buradan polis göndermemiz mi gerekiyor?
Navi Pillay dedik ya ağzını bir kere açtı. Söylenmeye devam ediyor! Bunun için sivil toplumun geniş bir bölümünün uzun dönemli çözüm arayışının içinde yer alması gerektiğini, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği'nin Türkiye'deki insan haklarını geliştirme çabalarına destek olabileceğini kaydediyor.
Sahi Navi Pillay siz kimden yanasınız?
Bir avuç çapulcudan mı, yoksa milli iradeyi temsil eden ve ülkenin yüzde ellisinin oyunu alan iktidardan mı?